Taraflar arasındaki tazminat davası-
Mülkiyet hakkı elinden alınan kimseye bir bedel ödenmesi gerektiği tartışmasız olup, davacının zapta karşı tekeffül hükümleri uyarınca kendi âkdine müracaat etme olanağına sahip olması, haksız eylemi nedeniyle ya da kusursuz sorumluluktan ötürü Hazine'ye karşı dava açmasını engellemeyeceği gibi Anayasanın 129. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının, kendilerini rücu edilmek kaydıyla ancak Devlete karşı açılabildiği şeklindeki hüküm gözetildiğinde, davanın müstakil olarak Hazine'ye karşı açılması mümkün olduğu gibi, taşınmazı satan kişilere karşı da açılmasının mümkün olduğu-
Taraflar arasındaki birleşen alacak davaları-
Mahkemece, kooperatif yetkilileri hakkında açılan ceza davasının mahkumiyetle sonuçlandığı, davacının öğrenme tarihi itibariyle bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de henüz ceza mahkemesi kararının kesinleşmediği- Ceza yargılaması sonucu verilen karar kesinleşmediğinden, davacının zararı ve faili henüz öğrenmediği ve bir yıllık zamanaşımı süresinin başlamadığı hususu gözardı edilerek yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
Hukuk davası, ceza davası derdest iken açıldığına göre zamanaşımı süresinin geçmediği, ceza mahkemesinde istenebilecek bir hakkın, hukuk mahkemesinde zamanaşımına uğramış olacağı ve istenemeyeceği-
Dava, desteğin trafik kazasında ölümü nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesine ilişkin olup, dava uzamış ceza zamanaşımı süresi olan 5 yıl dolduktan sonra açıldığı, zamanaşımı definin süresinde olduğu kabul edilerek davalı hakkındaki dava zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi gerekeceği-
Trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında, fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa, suça ilişkin uzamış zamanaşımı uygulanacağı- Dikkatsizlik ve tedbirsizlikle ölüme neden olma suçunun zamanaşımı süresi 15 yıl olduğundan, 2918 S. K.'da öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğinden bahisle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Dava edilen kısım, alacağın son kısmı olmadığından, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 4. maddesinin ikinci fıkrasına göre görev konusunun belirlenmesinde alacağın tamamının göz önünde bulundurulması gerekeceği-
Her hukuka aykırı eylem, zararın oluşmasına neden olmayabilir; binanın yapımı sırasındaki hukuka aykırılık eylemi nedeniyle, davaya konu edilen olaydaki deprem, yani zarar doğurucu sonuç 17.08.1999 günü meydana gelmiş olup, eldeki işbu dava ise 16.02.2000 günü yani bir yıllık süre içinde aşılmış olduğundan bu sürenin TBK. m. 72 öngörülen iki yıl süreye uygun düştüğü-
MK. 1007/I’deki tazminatın, haksız fiilden doğan bir tazminat türü olduğu ve BK. 60’daki (şimdi; TBK. mad. 72) zamanaşımına bağlı olduğu-
