Devreden dava dışı şirkete ait şube statüsünde olan ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ünvanı ilan edilen dava dışı şirkete ait şubenin devralan davacı şirkete "İşletme Hakkı ve Ruhsat Devri Sözleşmesi" ile devredildiği, sözleşme ile dava dışı şirkete ait ticari işletmenin kül halinde, organizasyon halini muhafaza edecek ve faaliyetlerini kesintisiz olarak devam ettirebilecek şekilde devredilmediği, sadece bir şubenin uygunluk belgesi ve hekim kadrosu ile devredildiği anlaşılmakla, ticari işletme devrinden bahsedilemeyeceği- Davalı Sosyal Güvenlik Kurumunca, taraflar arasında düzenlenen hizmet alım sözleşmesinin 15/7. maddesine göre; işletme hakkının devri, kiralama da dahil olmak üzere yapılan tüm işlemlerin, işletmenin devri sonuçlarını doğuracağı düzenlemesinin bulunduğu, bu sebeple davacı tarafın dava konusu borçtan sorumlu tutulması gerektiği ileri sürülmüş ise de, dosyaya örneği sunulan hizmet satın alım sözleşmesinde bu yönde bir düzenlemenin bulunmadığı, dava dışı şirket ile davalı kurum arasında yapılan sağlık hizmeti satın alma sözleşmelerinde bu yönde bir hüküm bulunsa bile bu düzenlemenin davacı tarafı bağlamayacağı-
Bir işlemin tüketici hukukuna tabi sayılabilmesi için tüketicinin ticari veya mesleki amaçla hareket etmemesi şart olduğu- "Kaldıraçlı alım satım alım işlemleri çerçeve sözleşmesinin" feshi ile uğranılan zararın tazminine ilişkin davada taraflar arasındaki işlemin tüketici işlemi olmayıp, yatırım amaçlı ticari iş olduğu ve bu haliyle uyuşmazlığın çözümünde 6502 sayılı Kanun kapsamına girmediği, 'Asliye Ticaret Mahkemelerinin' görevli olduğu-
Kira sözleşmesinde kiralananın "işyeri" olarak kullanılacağının kararlaştırılmış olması sebebi ile, öncelikle mahkemece usulüne uygun olarak tacir araştırması yapılması, davalı tacir ise sözleşmede kararlaştırılmış artış şartının geçerli olduğu ve tarafları bağlayacağı, tacir olmadığının belirlenmesi halinde ise artışın ÜFE oranını geçmeyeceği göz önünde bulundurularak talep edilebilecek kira bedelinin belirlenmesi gerektiği-
Kira sözleşmesinde kiralananın işyeri olarak kullanılacağının kararlaştırılmış olması sebebi ile öncelikle mahkemece usulüne uygun olarak tacir araştırması yapılması; davalı tacir ise sözleşmede kararlaştırılmış artış şartının geçerli olduğu ve bunun tefe-tüfe ortalaması olarak belirlendiğinin düşünülmesi, tacir olmadığının belirlenmesi halinde ise artışın üfe oranını geçmeyeceği ve her iki halde de taleple bağlılık ilkesi gözönünde bulundurularak yapılan ödemelerin kira borcunu karşılayıp karşılamadığı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Davalı kiracının Türk Ticaret Kanunu kapsamında tacir olup olmadığı anlaşılamadığından, öncelikle bunun tespiti ile davalı tacir değilse kira başlangıcından 01.07.2012 ye kadar %20 artış oranı, 01.07.2012 den takip konusu yapılan döneme kadar ÜFE oranına göre aylık kira bedelinin belirlenmesi ve buna göre istenecek kira miktarının hesaplanması, davalı tacir ise kira sözleşmesinin başından itiberen sözleşmedeki %20 artış oranına göre kira artış miktarı ve buna göre takipte istenebilecek kira miktarının hesaplanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
TTK. mad. 3, 11, 16/1 ve 2560 sayılı Kanun hükümleri uyarınca davalının tacir, davacının iddia ettiği olayın ise haksız fiil niteliğinde olduğu ve tacirin haksız fiilinden kaynaklanan tazminat davasının adli yargıda bakılması gerektiği nazara alınarak işin esasına girilip sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı-
Örtülü ticari işletme devri iddiasına dayalı alacağın tahsili isteminde; çekini, illetten mücerret olması, kayıtsız şartsız bir borç ödenmesi anlamına gelmekte olduğu, temel ilişkiden kopuk bir çekin düzenlendiğini kabul etme olanağı bulunmadığından, mahkemece davanın faturaya dayalı alacak davası olarak ıslah edilmesinin mümkün olduğu nazara alınarak, ticari işletme devri hususunda değerlendirme yapılıp, böyle bir devrin varlığı halinde asıl borçlu ile birlikte davalının da müteselsil sorumlu ve bu sorumluluk nedeniyle de davacının talep hakkının oluşacağı-
Davacı ile davalı sigorta şirketi arasında kurulan kasko sigorta poliçesine ilişkin sözleşmenin bir "tüketici işlemi" olduğu, davacının, aracını kiraya vermiş olsa da TTK. mad. 11. ve 12 anlamında ticari işletme yürütmediği ve tacir olmadığı, görevli mahkemenin "tüketici mahkemesi" olduğu-
Ticari işletmenin devri sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsiline yönelik icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin davada, devir sözleşmesinin yapılmasından sonra işyerinin davalıya teslim edilip, bir müddet davalı tarafından işletilip bir kısım devir bedelinin de davalı tarafça ödendiği anlaşıldığından işletme devir sözleşmesinin geçersiz olduğundan davanın reddine karar verilemeyeceği-
Bir işletmenin devrinden bahsedilebilmesi için mamelekin veya işletmenin aktif ve pasifiyle birlikte devredilmesi gerektiği, taraflar arasında yapılan sözleşmenin içeriği, tarafların iradelerinin yöneldiği sonuç ve sözleşmenin ifa ediliş şekline göre yapılacak değerlendirmeden devralanın işletmeyi tüm faaliyeti ile bu faaliyetten doğmuş alacak, borç, hak ve malvarlığı ile devraldığı sonucuna varılması halinde yapılan işlemin işletme devri niteliğinde olduğunun kabul edileceği-