Davacı tarafından 14/04/2011 tarihinde hissesi oranında ve başvuru evrakı üzerine başkaca herhangi bir ihtirazî kayıt konulmadan yapılandırma müracaatında bulunulduğundan, zamanaşımının borcu söndüren bir nitelikte bir savunma olmayıp, davacıya sadece ödemezlik def'i imkanı sağlayan hukukî müessese olduğu gözetildiğinde zamanaşımına uğramış bir borçla ilgili olarak yapılandırma talebinde bulunulmuş ise artık zamanaşımı hukuksal nedenine dayalı ödemezlik def'i ileri sürme imkanından yararlanılamayacağı-
İcra dosya borcunun ilişkin yapıan protokol; icra dosya borcu ödemelerinin yeniden yapılandırılmasına ilişin olarak düzenlenmiş olup, TBK. mad. 133 uyarınca açık yenileme iradesi içermediğinden borç yenileme sözleşmesi sayılamayacağı ve bu durumda, mahkemece; bilirkişi raporunda belirtilen takipte kesinleşen miktar esas alınarak yapılan hesaba itibar edilmek suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken, protokolde esas alınan miktar üzerinden yapılan hesap nazara alınarak hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
Kambiyo senedinin ödeme uğruna değil de ifa yerine geçmek üzere düzenlendiği takdirde borcun yenilenmiş sayılacağı, kambiyo senedinin ifa uğruna düzenlemesi durumunda ise birisi temel borç ilişkisinden diğeri de kambiyo ilişkisinden doğan iki ayrı talep hakkının ortaya çıkacağı- Haciz sırasında verilen çekin ödeme uğruna verildiği ve ifa yerine geçmek üzere düzenlenmediği (TBK. mad. 133) anlaşıldığından, davalı alacaklının kambiyo ilişkisinden doğan talep hakkının olduğu, mükerrer ödemeye yol açacak bir durumun da söz konusu olmadığı-
Davacı vekili,aşamalarda ipotek konusu borç için davalıya bir bono verildiğini ve buna ilişkin 28.8.2008 tarihli sözleşme düzenlediklerini bildirmiş ise de bu senedin düzenlenmesinin tek başına TBK 'nun 133. maddesi anlamında borcun yenilenmesi anlamına gelmeyeceği, TBK'nun 133. maddesi gereğince borcun yenilendiğinin kabulü için “ tarafların açık yenileme iradeleri”nin gerektiği, dosyada mevcut iddia, savunma ve açıklamalardan dava konusu ipotek borcunun yenilenmesi için tarafların açık yenileme iradesinin bulunduğunun kabul edilemeyeceği-
Kural olarak mevcut bir borç için senet verilmesinin o borcun Borçlar Hukuku anlamında yenilendiği anlamına gelmeyeceği- Bir borcun mevcudiyetini kabul ederek alacaklıya senet verdiğini iddia eden tarafın bu iddiasını ispatlamakla yükümlü olduğu- Vekilin müvekkile hesap verme yükümlülüğü olup, bu yükümlülüğün yerine getirildiğini ispatlamada ispat yükünün vekile ait olduğu-
Yenilemeden bahsedebilmek için; iki borç arasında bir fark olması, tarafların yenileme iradesiyle hareket etmesi, yeni bir borç meydana getirirken eskisini ortadan kaldırma iradesinin ortaya konulması gerektiği; protokol alacaklı ve borçlu arasında imzalanmış olmakla birlikte, protokolde hacizlerin kaldırılmasına karar verildiğine ve üçüncü kişi kesinleşen haciz ihbarnameleri sebebi ile dosya borçlusu konumuna geldiğine göre  protokolde taraf olmasa dahi  üçüncü kişi şirket  lehine de sonuç doğurduğunun kabulü ile,  protokol ile borcun yenilendiği ve yenileme gereği takip konusu çeklerle ilgili borcun sona erdiği gözönüne alınarak; takibin iptaline karar verilmesi gerekeceği-
“İbraname” başlıklı protokol ile borcun yenilendiği ve yenileme gereği takip konusu faturalarla ilgili borcun sona erdiği gözönüne alınarak takibin iptali yönündeki istemin kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Borcun yenilenmesinin ancak tarafların bu yöndeki açık iradeleri ile mümkün olduğu, mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması durumunda tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılmayacağı- Davalının ödeme emri kendisine tebliğ edilmeden önce davacıya 500,00 TL nakit ödeme yaptığı, ayrıca takipten sonra fakat itirazın iptali davasından önce davacıya borcuna karşılık çek verdiği uyuşmazlıkta, borcun yenilenmesinden söz edilemeyeceği- Çek verilmesi ödeme sayılmadığından vadeyi uzatmasının mümkün olmadığı, borcun bir kısmı için verilen ve ödenip ödenmeyeceği belli olamayan ileri tarihli çek yönünden de davalı borçlunun itirazın iptali davası açılmasına sebebiyet verdiği, her dava açıldığı tarihteki duruma göre karara bağlanacağından borcun çek verilen kısmı içinde davalı yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu olup, yargılama aşamasında ödenen çek bedeli nedeniyle bu kısım yönünden davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesinin mümkün olmadığı- "Borca karşılık verilen ileri tarihli çekin vadeyi uzatacağı bu nedenle davacı alacaklının çekin karşılığı olan miktar yönünden çeki keşideciye iade etmeden temel ilişkiye dayanak takip yapamayacağı, zira borca karşılık verilen ileri tarihli çekin ifa yerine değil, ifa uğruna edim olduğu" görüşünün HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
Borçlular tarafından ödeme belgesi olduğu iddia edilen belgelerde takip konusu senede herhangi bir atıf bulunmadığına ve alacaklının da bu yönde kabulü olmadığına göre, borca itirazın İİK'nun 169/a maddesine göre usulünce ispatlandğı sonucuna varılamayacağı, kural olarak açık bir anlaşma olmaksızın salt yeni bir senet düzenlenmesinin yenileme (tecdit) anlamına gelmeyeceği, borçlulara verilen çek ile takip dayanağı senedin iadesi yada hükümsüzlüğü de öngörülmediğinden takip konusu borcun yenilenmesinin söz konusu olamayacağı-
Borcun yenilendiğine ilişkin yazılı bir delil sunulmadığından, davacının alacağını hem temel ilişkiye dayanarak hem de çek ve senetlere dayanmak suretiyle takibe girişip tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla isteyebileceği- Savunmada sözü edilen çek ve senetlerle ilgili takiplerin derdest olduğu ve henüz ödemelerin gerçekleşmediği anlaşıldığından, "ödeme savunması"nın ispat külfetinin davalı borçluda olduğu- 
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • kayıt gösteriliyor