Taraflar arasındaki avukatlık sözleşmesinin konusu, davacı avukat tarafından dosyanın başından beri verilen avukatlık hizmeti değil, dosyanın Hukuk Genel Kurulunda bozulması koşuluna münhasır olduğu- Davalı iş sahibinin, davaya konu sözleşme ile aynı tarihte ve aynı konuda ikinci bir sözleşmeyi, bu kez %25 vekâlet ücreti belirlemesiyle davacının tevkil ettiği, dava dışı iki vekille imzaladığı; anılan sözleşmenin yargılamaya konu olması neticesinde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda avukatlar tarafından yapılabilecek bir hukuki yardım söz konusu olamayacağından, taraflar arasındaki sözleşmenin, eBK’nın 19. ve 20. maddeleri gereğince hukuka, ahlaka ve kamu düzenine aykırı olması nedeniyle geçersiz olduğunun tespit edildiği, bu durumda taraflar arasında aynı şekilde düzenlenmiş sözleşmenin de hukuka, ahlaka ve kamu düzenine uygunluğundan bahsedilemeyeceği- Hukuka, ahlaka ve kamu düzenine aykırılığı çekişmesiz olan davaya konu avukatlık sözleşmesinden dolayı davacı avukatın vekâlet ücreti alacağının söz konusu olmayacağı- Davacı avukatın davanın başından beri verdiği emeğin göz önünde bulundurulması ve uygun bir vekâlet ücreti tayininin gerekliliği akla gelebilirse de, taleple bağlılık ilkesi karşısında, başkaca vekâlet ücretine hükmedilmesinin de doğru olmadığı-
Avukat(vekil) ile müvekkili arasında düzenlenen sözleşmenin 5. maddesi ile bu kanunun aksi kararlaştırıldığına göre, sözleşmenin tarafları bağlayacağı ve dava konusu ihtilafın tarafların serbest iradeleri ile yaptıkları ve geçerli olan bu sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği- Tarafların sözleşme hükümlerinin iptali yönünde tasarrufta bulunmayarak sözleşmeye konu işi tamamlayıp, gereğinin yerine getirilmesinden sonra, bu sözleşmenin ücrete ilişkin 5. maddesinin kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle geçersiz olduğunu savunmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu-
Sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşma ile sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde karşı tarafın avukatı lehine her iki tarafın müteselsil olarak ödenmesinden sorumlu olacağı avukatlık ücreti kapsamına avukat ile iş sahibi arasında yapılan avukatlık ücret sözleşmesine göre avukata ödenmesi gereken akdi vekâlet ücretinin dâhil olmadığı-
Avukatlık Kanunu'nun 165. maddesinde düzenlenen "ücret dolayısıyla müteselsil sorumluluk" hâllerinden olan "sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşma ile sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde" karşı tarafın avukatı lehine her iki tarafın müteselsil olarak ödenmesinden sorumlu olacağı avukatlık ücreti kapsamına, avukat ile iş sahibi arasında yapılan avukatlık ücret sözleşmesine göre avukata ödenmesi gereken akdi vekâlet ücretinin dâhil olmadığı-
Değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde, "hukuki yardımın başladığı tarihte yürürlükte olan kanun hükümleri" uygulanarak avukatlık ücretin belirleneceği-
Avukatın azledilmeden önce akdi ve karşı yan ücret alacağına konu dava dosyalarını davalı lehine sonuçlandırması karşısında, azlin haklı ya da haksız olduğuna bakılmaksızın davacı avukatın akdi ve karşı yan ücretlerine hak kazandığının kabulü gerektiği- Taraflar arasındaki  sözleşmede, "önalım hakkına konu taşınmazın %30'u" avukatlık ücreti olarak kararlaştırılmış olup , ön alım davalarına konu 4 adet dosyanın harçlandırılmış müddeabihleri üzerinden tavan oran olan %25 esas alınarak akdi vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği; dava konusu dosyalarla ilgisi olmayan ve azil tarihinden sonra yapılan icra dosyasındaki kıymet takdir raporunda belirlenen hisse değerleri esas alınarak karar verilemeyeceği- Vekalet ücreti alacağı, icra takip tarihi itibariyle muaccel hale geldiğinden, mahkemece, "dava tarihi" değil, icra takip tarihi esas alınarak faize hükmedilmesi gerektiği-
13. HD. 09.06.2016 T. E: 14253, K: 14821-
Sözleşme aşamasında henüz açılmış bir dava ya da icra takibi bulunmadığından, taraflar arasında imzalanan sözleşmede işin konusu ve hukuki yardım genel hatlarıyla ancak açıkça belirlenmiş olup, sözleşmede "avukatın hukuki yardımının karşılığı" olan meblağ maktu olarak kararlaştırılmış olup bu sözleşmenin, Avukatlık Kanunu'nun 163. maddesindeki şartları taşımakta olduğu- Davalı avukatın, dava dışı şirketin genel kurul toplantılarına katıldığı, genel kurul kararının iptali ile şirkete kayyum tayini için dava açtığı, tespitler yaptırdığı, keşiflere katıldığı, idari mercilere dilekçeler yazdığı ve davacıyı temsil ettiği, gerekli müracatları yaptığı, bir başka ifade ile sözleşme ile kendisine yüklenen görevleri yerine getirdiği, ancak davacının başka bir avukat vasıtası ile Asliye Ticaret Mahkemesine başvurarak davasından feragat ettiği ve şirket hissesini diğer ortaklara devrettiği anlaşılmakla, davalı avukatın görevini özenle yerine getirdiği, ancak muvafakatı dışında başka bir avukat aracılığı ile davacının hissesini diğer ortaklara devrettiği de sabit olduğundan, davacının, sözleşmede kararlaştırılan vekalet ücretini davalıya ödemekle yükümlü olduğunun kabulü gerektiği- Davacının şirket hissesini devrettikten sonra sözleşmedeki ücretin orantısız, iyiniyet ve ahlak kurallarına aykırı olduğunu ileri sürmesinin açıkça iyiniyet kurallarına aykırılık oluşturacağı-
Davacı, müvekkillerinin hasımları ile sulh oldukları ve bu nedenle haksız azledildiği gerekçesiyle vekalet ücret sözleşmesinde belirlenen vekalet ücretinin müvekkilleri ve hasımlarından müteselsilen tahsilini istemiş olup, taraflar arasında “Avukatlık Sözleşmesi” imzalandığı, davacı avukatın, müvekkilleri adına tapu iptal ve tescil davaları açtığı ve bu davada  davacı asillerin davadan feragat ettikleri, mahkemece de feragat nedeniyle davaların reddine karar verildiği anlaşılmakla, davalılar ile açılan davalarda davalı olarak gösterilenlerin diğer davalıların yakın akraba olmaları, davanın açılmasından çok kısa bir süre sonra, asillerin davadan feragat edip taşınmazlar üzerindeki tüm takyidatları kaldırmaları ve hemen akabinde de davacı avukatı azletmeleri karşısında, söz konusu feragatlerin "sulh niteliğinde" olduğunun kabulü gerekceği- Avukatlık Kanunu mad. 165 uyarınca, müvekkille sulh olan karşı tarafın da vekalet ücretinden sorumlu olacağı ve bu durumda davacının hak ettiği vekalet ücretinin müvekkilleri ile imzaladığı “Avukatlık Sözleşmesi” hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği- "Davacı ile davalının tapu iptali davasında anlaşma ile dava sonuçlanırsa, iş sahibi tarafından avukata dava sonuçlandığında gayrimenkullerin karar tarihindeki rayiç bedeli üzerinden % 17,5 vekalet ücreti ödeneceği" şeklindeki hükmün, dava konusu taşınmazların bir kısmının aynen avukata ait olacağı hükmünü taşımadığından, hasılı davaya iştirak niteliğinde olmadığı, ancak Avukatlık Kanunu mad.163 gereğince avukatlık sözleşmesinin belli bir hukukî yardımı ve meblâğı yahut değeri kapsaması gerektiğinden, sözleşmede belirtilen “gayrimenkullerin karar tarihindeki rayiç bedeli” ibaresi belirgin yada belirlenebilir bir meblağı ifade etmediğinden, sözleşmenin bu bendi geçersiz olup, mahkemece geçerli bir sözleşme hükmü bulunmadığından sonuç olarak dava değeri olarak gösterilen ve harçlandırılan bedellerin avukatın emek ve mesaisine göre takdir edilen % 10’u üzerinden hüküm kurulmasında hukuka aykırılık bulunmadığı-  Avukatlık sözleşmesinde sözleşme bedelinin ihtimallere göre belirlendiği, tapu iptal tescil davasının tarafların anlaşması ile sonuçlanması halinin de ayrıca düzenlendiği anlaşıldığından, açılan tapu iptal tescil davası da tarafların anlaşması ile sonuçlanmış olduğundan, mahkemece olayın özelliğine uygun düşmeyen sözleşmenin bir başka maddesinde belirlenen maktu vekalet ücretine de hükmedilmiş olmasının isabetsiz olduğu-
Avukatlık ücretine hükmedilirken, hukuki yardımın başladığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Kanunu'nun ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği Hukuki yardımın ne zaman başladığı konusu ise değişken olup her işlemin özelliğine göre farklılık gösterebileceğinden, dava açılmış ise, davanın açıldığı, ya da tespitin yapıldığı tarih, müvekkil aleyhine dava açılmış ise cevap verme tarihi, ya da vekaletnamenin verilme tarihin hukuki yardımın başladığı tarih olarak esas alınması gerektiği- Değeri parayla ölçülebilen dava ve işlerde, hukuki yardımın başladığı tarihteki yürürlükte olan kanun hükümleri uygulanarak, hukuki yardımın yapıldığı tarih 2.5.2001 tarihinden önce ise asgari ücret tarifeleri, bu tarih ile 20.1.2004 tarihleri arasında hukuki yardım başlamışsa "yüzde beş" ile "onbeş", bu tarihten sonra ise, "yüzde onu" ile "yüzde yirmi arasındaki bir oran tatbik edileceği, değeri parayla ölçülemeyen davalarda ise avukatlık asgari ücret tarifeleri uygulanacağı- Taraflar arasında geçerli ücret sözleşmesi bulunmadığından, dayanak olan icra takibinin 18.01.2002 tarihinde başladığı ve aynı yıl itirazın iptali davası açıldığına göre davalı avukatın, bu tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Kanunu hükümleri gereğince, yine bu tarihteki %5 - %15 oran arasında vekalet ücreti istemeye hak kazanmış olduğu, hesaplamada alt sınırın uygulanması gerektiğinin davacı lehine kazanılmış hak oluşturduğu dikkate alınarak mahkemece, icra dosyası yönünden tahsil edilen bedel üzerinden, dava dosyası yönünden müddeabih üzerinden alt sınır olan "%5" oranında vekalet ücreti hesaplanarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, %10 -%20 oran arasından %10 oranı dikkate alınarak yazılı şekilde karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğu-
  • 1
  • 2
  • 3
  • kayıt gösteriliyor