Mahkemece, HMK’nun 190. ve 200. maddeleri de dikkate alınmak suretiyle alanında uzman ayrı bir bilirkişiden taraflar arasında düzenlenen adi yazılı kira sözleşmesinde belirlenen ‘’dönümü 40 YTL’’ ‘lik bedel belirlemesi de dikkate alınarak, davalının dosya kapsamına yaptığı kira bedeline ilişkin ödemelere ilişkin dekontlar da irdelenerek,söz konusu ödemelerin taraflar arasındaki kira sözleşmesine ilişkin olduğu tespit edilir ise, bu ödemelerin de belirlenecek bedelden mahsubu sonucunda bulunacak bedele hükmedilmesi gerekeceği-
Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteği- Kök mirasbırakanın 23/05/1985 tarihinde öldüğü, ölümünden kısa bir süre önce bacağını kırdığı, bu aşamada 11/04/1985 tarihinde dava konusu taşınmazı yeğenine ihtiyacı nedeniyle temlik ettiği, mirasbırakanın bu taşınmaz dışında başka taşınmazları da bulunduğu, davacıların mirasbırakan ile bir sorununun bulunmadığı, temlikin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla ve muvazaalı olduğu iddiasının kanıtlanamadığı gibi son kayıt malikinin kötü niyetli olduğunun da kanıtlanamadığı-
Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptali ve tescil isteği- Dava konusu taşınmaza yönelik ilk satış işleminde taraf muvazaası olup olmadığı yönünde davacılara yemin teklif edildiği, bu yeminin öncelikle sonuca etkili olmadığı ve davacıların kendisinden kaynaklanan vakıalara da ilişkin olmadığı- Herkesin iddiasını ispatla mükellef olduğu, dinlenen tanıklar ve tüm dosya içeriğinden, davacıların temlikin mirasçıları terekeden mahrum etmek amacıyla yapıldığını şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatladıklarını söylenemeyeceği-
Dinlenen davacı tanıklarından davacının eşinin, mirasbırakanın ilk eşinden boşanırken bir kısım taşınmazlarını davacılara bıraktığını, diğer davacı tanığının ise mirasbırakanın mallarının ölümünden sonra tüm mirasçılar arasında paylaşıldığını ifade ettiği, temlikin diğer mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yapıldığı yönünde bir beyanda bulunmadıkları, salt bedeller arasındaki farkın tek başına muvazaanın kanıtı olmadığı dikkate alındığında, TMK 6. ve HMK 190. maddeleri uyarınca iddianın usulünce kanıtlanamadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Bedeller arasındaki aşırı oransızlığın tek başına muvazaanın kanıtı olmadığı-
Mirasbırakanın amacının mirastan mal kaçırma olmadığı, kendisinin yaşlılığı döneminde 6-7 yıl boyunca evine alarak tüm bakım ve gözetimi ile ilgilenen davalıya minnet duygusu ile dava konusu taşınmazı devrettiği, bu hususun mahkemenin de kabulünde olduğu, davacıların mirastan mal kaçırma yönündeki iddialarını kanıtlayamadığı-
Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin davada ispat yükünün kural olarak davacıya yüklendiği- Mirasbırakanın amacının mirastan mal kaçırma olmadığı, trafik kazasında ölen oğlunun eşi olan davalının mağdur olmaması amacı ile dava konusu taşınmazın devrinin davalıya yapıldığı-
Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil isteği- Tüm dosya içeriği ve tanık anlatımları ile birlikte değerlendirildiğinde, mirasbırakanın mirastan mal kaçırma amacıyla temliki gerçekleştirdiği iddiasının sübuta ermediği sonuç ve kanaatine varılmakla, davanın reddine karar verilmesi gerektiği- Harç ve vekalet ücretinin keşfen saptanan ve harcı tamamlanan dava değeri üzerinden hesaplanması gerektiği-
Mirasbırakan tarafından davalıya yapılan temlikin hataya dayalı olarak yapılmadığı, temlikin iradi olduğu, davacıların iddialarını kanıtlayamadığı anlaşıldığından, hata (yanılma) hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil ile bedel isteğine ilişkin davalarda davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılması gerektiği- Muvazaa iddiasına dayalı davalarda mirasbırakanın kastının açık bir şekilde saptanması gerektiği- Herkes iddiasını ispatla mükellef olup davacı taraf temliklerin muvazaalı olduğu iddiasını kanıtlamadığından, temliklerin gerçek satış olduğu sonucuna varıldığı- Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
