Bir davada mahkemenin veya tarafların yapmış oldukları bir usul işlemi nedeniyle taraflardan biri lehine, dolayısıyla diğeri aleyhine doğan ve gözetilmesi zorunlu olan hakka usulî kazanılmış hak dendiği (Bknz. 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı)- İlk bozmanın mahkemece delillerin eksik toplanması nedeniyle delil toplanmasına ilişkin olduğu, akabinde yapılan ikinci bozmanın ise delillerin değerlendirilmesine ve işin esasına yönelik bir bozma olduğu, bu kapsamda ilk bozma ile usulî kazanılmış hak oluşmadığı- Öte yandan, fazla çalışma yapıldığı olgusuna mahkemece tanık beyanlarından ulaşıldığı- Hükme esas alınan bilirkişi raporunda fazla çalışma konusunda hesaplama yapılırken davacı tanık anlatımlarının esas alındığı ancak davalı işyerinde belirli tarih aralığında çalıştığı anlaşılan davacı tanıklarının anlatımından hareketle, davacının tüm çalışma süresince fazla çalışma yaptığı varsayımının kabul edilemeyeceği- Bu itibarla, davacı tanıklarının davacı işçiden daha önce işyerinden ayrıldığı gözetildiğinde davacı tanıklarının işyerinde çalıştığı dönemle sınırlı olarak beyanlarına itibar edilmesi ve birlikte çalışılan dönemle sınırlı olarak fazla çalışma ücret alacağına hükmedilmesi gerektiği-
Lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile, aval verenin bu geçersizliği ileri süremeyeceği- Aval verenin "dava konusu bononun dava dışı şirkete işe girerken teminat olarak verildiğini" ileri sürerek "borçlu olmadığının tespitine" karar verilmesini kendi adına talep edemeyeceği-
Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde ise bedelinin tahsili istemi- Miras bırakan tarafından ikinci eşi olan davalıya satış suretiyle yapılan dava konusu temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunun davacı tarafça ispat edilip edilemediği-
Davalının dava konusu taşınmaza yönelik müdahalenin varlığının ispat yükünün davacıda olduğu, davacı tanıklarının yetersiz beyanları, davalının, davacının gönderdiği ihtarnameye "ihtarname düzenlenmesinin sebebinin anlaşılamadığını, taşınmazın davacıya ait ve boş olduğunu, anahtarların davacıda olduğunu, taşınmazı istediği zaman kullanabileceğini" şeklindeki cevabı nazara alındığında, davacının davalının müdahalesini duraksamaya yer vermeyecek şekilde ispatlayamadığı anlaşılmakla, davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Eser sözleşmelerinde, kural olarak yapılan işin miktar ve değerini ispat yükünün yüklenicide, iş bedelinin ödendiğini ispat yükünün ise iş sahibinde olduğu- Mahkemece, yeniden oluşturulacak konusunda uzman teknik bilirkişi kurulundan gerekçeli ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak, davacı vekili de açtığı asıl ve birleşen dava dosyalarında delil olarak dayandığından, ........... ile ........... tarihleri arasındaki davalı kooperatif defter ve kayıtları baz alınarak sözleşme uyarınca inşaat için yapılan harcama ve imalat miktarı bulunup, sözleşmenin hükümlerine göre davacı alacağının bilirkişilere hesaplattırılması, davacı yüklenicinin ........... tarihli dilekçesindeki ödeme miktarı konusundaki kabulü de gözetilerek davacıya yapılan ödemelerin tespiti, yine davalı iş sahibi kooperatifin asıl davaya cevap dilekçesinde ............. davacı yükleniciye borçlu olduklarını kabul ettiğinin gözönünden bulundurulması, rapora itiraz edildiği takdirde itirazların giderilmesi için ek rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Davacı tarafın, dava konusu taşınmazın yarısının davalıdan satın aldığını, satış parasının ödediğini iddia ettiğine göre, davacı satış ve ödeme iddiasını ispatlaması gerekeceği, dava değeri HMK’nin 200/1 maddesinde belirtilen sınırın üzerinde bulunduğundan kural olarak davacı tarafın iddiasını senetle ispatlaması gerekeceği- Senette yer alan bedelin, uyarlama ve denkleştirici adalet kuralları ile YİBK kararlarının kapsamları ve TEFE-TÜFE endeksleri, altın-döviz kurlarındaki artışlara, memur ve işçi ücretlerindeki artışlar gözetilerek dava tarihine kadar ulaştığı değerin saptanması, Yargıtay'ın denetimine elverişli bu konuda uzman bilirkişilerden, bir hesap uzmanı, bir serbest muhasebeci ya da mali müşavir ve bir bankacıdan oluşturulacak kuruldan rapor alınması ve ödenen bedelin dava tarihindeki uyarlanmış güncel değerinin tahsiline karar verilmesi gerekeceği, davacının harici satış nedeniyle davalı yana ödediği harici satış bedelinin, ................ tarihinde yapılan kısmi pay devri ve taşınmazın devredilmeyen kısımları için yapılan ödemenin iadesinin talep edildiği nazara alınmak sureti ile yukarıda açıklanan denkleştirici adalet ilkesine göre tazmini gerekmekte iken yazılı gerekçelerle taşınmazın güncel değeri üzerinden hüküm kurulmasının doğru olmadığı- HMK ‘nin 26. maddesine aykırı olarak dava dilekçesinde toplam ................. TL alacak isteminde bulunulmasına rağmen, talebin aşılarak ............... TL’nin hüküm altına alınmasının doğru olmadığı-
Ecrimisilin haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle; (ecrimisil bedelinin) en azı kira bedeli, en fazlası 'mahrum kalınan gelir kaybının karşılığı zarar' olduğu- Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı faydanın (olumsuz zararın) ecrimisilin kapsamını belirleyeceği-
İcra takibinde borcun sebebi olarak kambiyo vasfını yitirmiş çek gösterilmiş ise de bu husus dava dilekçesinde de “davalı tarafından verilen 30.000TL bedelli çekin bir kısmının ödendiği, davalının bakiye borcunu ödemekten kaçındığı için icra takibi yapıldığı” şeklinde belirtildiği- Mahkemece, itirazın iptali davasının takibe sıkı sıkıya bağlı bir dava olduğu hususu dikkate alınmadan taraflar arasındaki tüm açık hesap ilişkisi gözetilerek karar verilmişse de, itirazın iptali davasaında, alacaklının takipte dayandığı belgeler dışında başka belgelere göre alacağın tespit edilmesinin mümkün olmadığı- Davacının icra takibine dayanak belge dışında açık hesap ilişkisinden kaynaklanan başka alacakları varsa onlar için ayrıca icra takibi yapması veya alacak davası açması gerekeceği- Davalı tarafından “çeke istinaden” ibaresiyle icra takibine konu kambiyo vasfını yitirmiş çekin bir kısmının davacıya ödendiği ispatlanmış ve ayrıca davalının takas mahsup def'i karşısında bilirkişi raporu ile davalının davacıdan komisyon alacağı olduğu tespit edildiğinden, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerektiği- "Davalının ödeme savunmasının taraflar arasındaki açık hesap ilişkisine göre incelenmesi ve yapılan ödemeler ile alacaklar belirlendikten sonra buna göre takip talebinde istenen alacağın varlığının belirlenmesinin hakkaniyete uygun olduğu, bu itibarla icra takip tarihi itibariyle davacının davalıdan açık hesap ilişkisine göre komisyon alacağı tespit edilerek karar verildiği göz önüne alındığında direnme kararının onanması gerektiği" görüşünün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Taraflar arasındaki protokol çerçevesinde davacı tarafın satış bedelini ödediği yönündeki iddiasını ancak yazılı delil ile ispat edebileceği, bu hususta tanık dinlenemeyeceği, davacının kendi edimini yerine getirmediğinden satışa konu araç plakasının devrini ve cezai şartı talep edemeyeceği-
Servis plakasının satışını düzenleyen protokolün yazımından ifanın ilerleyen zaman dilimi içerisinde yapılmasına tarafların muvafakat ettiği anlaşıldığından, sözleşmenin "peşin satış" şeklinde kurulduğundan söz edilemeyeceği- Sözleşmede bedelin ödendiği konusunda açık hüküm bulunmadığından, "sözleşmede belirlenen satış bedelinin ödendiğini, buna rağmen plakanın devredilmediğini" ileri süren davacının bedelin sözleşme anında ödendiğini -alacak miktarı gözetildiğinde- ancak kesin delillerle ispatlayabileceği- Davacının TBK’nın 207/2. maddesinden doğan karineden istifade edeceğinin kabul edilemeyeceği-
