Devre mülk sözleşmesinin geçersiz olması nedeniyle feshi ile ödenen bedelin denkleştirici adalet ilkesi gereğince iadesi talepli açılan davalarda tesisin kullanım bedellerinin mahsup edilemeyeceği-
Tarafların muris ...'in mirasçıları olduğu, dava dışı mirasçı bulunmadığı, davacıların murisine intikal eden taşınmazlardaki paylarını aynı gün davalı oğluna satış göstermek sureti ile devrettiği, tanık beyanları ve dosya kapsamına göre satma ihtiyacı olmadığı, muris ile oğlunun çiftçilik ile uğraştığı, birlikte kaldıkları, ödemelerin kanıtlanamadığı, davacının babasından kalan ve kullandığı başka taşınmaz olmadığı, taşınmazların devir tarihindeki bedeli ile tapuda gösterilen bedel arasında fark bulunduğu, yerleşmiş Yargıtay kararlarına göre murisin tüm mal varlığını devretmesinin mal kaçırma kastının karinesi olarak kabulü gerektiği, davacıya muristen intikal eden herhangi bir taşınmaz bulunmadığı, davalının murise karşı ahlaki görevi aşar bir bakımı bulunmadığı, mevcut delillere göre mal kaçırma kastının açık olduğu, istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, bilirkişi raporlarının usul ve yöntemine uygun olduğu, taşınmazların ayrı ayrı satış ve dava tarihi itibari ile değerlerinin belirlendiği, Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun mahkemece esastan reddine karar verilmesinin doğru olduğu-
Davalı tarafından imzalanan "teminat senedi" başlıklı belgenin, oğlunun borcuna karşılık taşınmaz devrini vaat ettiği ve bu belgenin TBK m. 196 anlamında bir borcun üstlenilmesi (dış üstlenme) sözleşmesi niteliğinde olduğu hususunda ihtilaf bulunmayan somut olayda; taşınmaz devri vaadi resmi şekle tabi olduğu için bu kısım geçersiz olsa bile, asıl amaç borcun üstlenilmesi olduğundan sözleşmenin alacak talebi yönünden geçerliliğini koruduğu ve mahkemece işin esasına girilmesi gerektiği- "Davaya konu sözleşmenin ön sözleşme (TBK m. 29) mahiyetinde olduğu ve dolayısıyla bu sözleşmenin de ileride kurulması planlanan taşınmaz devri sözleşmesinin geçerlilik şartlarını taşıması gerektiği, resmî şekilde yapılmayan sözleşmenin geçerli kabul edilemeyeceği" şeklindeki karşı görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Vekalet sözleşmesinin karşılıklı güvene dayandığı ve vekilin Türk Borçlar Kanunu'nun 506. maddesi uyarınca sadakat ve özen borcu ile vekil edenin yararına hareket etme yükümlülüğü altında bulunduğu, malikin vekile dilediği bedelle dilediğine satış yapma yetkisi vermesinin dahi dürüstlük kuralını aşarak makul ölçüler dışına çıkma hakkı tanımayacağı, vekil ile çıkar ve iş birliği içerisinde olan veya vekalet görevinin kötüye kullanıldığını bilen ya da bilmesi gereken üçüncü kişilerin iyi niyet iddiasında bulunamayacağı ve Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi gereğince bu durumun hakimce re'sen gözetilmesi gerektiği, muris muvazaası iddialarında ise miras bırakanın gerçek irade ve amacının tespiti bakımından yörenin gelenekleri, sosyal ilişkiler, makul bir temlik sebebi olup olmadığı ve tarafların mali durumları gibi tüm unsurlar ile bildirilen tanık delilleri eksiksiz toplanıp değerlendirilmeden eksik inceleme ile karar verilemeyeceği-
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine konu taşınmazın, tapuda yükleniciye devredilmesi ve yüklenicinin de arsa payı veya bağımsız bölümleri üçüncü kişilere satması veya ipotek tesis etmesinden sonra, sözleşmenin geçersizliğinin tespiti veya geriye etkili olarak feshedilmesi hâlinde; üçüncü kişilerin tapuya güvenerek ve iyiniyetli olarak aynî hak edindikleri İddialarının dinlenmesi, dolayısıyla iktisap edilen mülkiyet veya ipotek hakkının korunması gerekir, ancak somut olaya göre üçüncü kişilerin iyiniyetli olmadıklarının anlaşılması hâlinde taşınmazlar arsa sahibine dönebileceği-
İleride arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapılmasına dair ön sözleşmenin noterde düzenleme şeklinde yapılmadığından geçersiz olduğu ve bu nedenle yüklenicinin ödediği kaporonun iadesini isteyebileceği- Ön sözleşmeye dayalı olarak kira bedeline ilişkin talebin reddi gerektiği- Birleşen dava ilk olarak ...TL üzerinden harcı yatırılarak itirazın iptali davası olarak açılmış, yargılama sırasında ıslah ile 100.000 TL maddi tazminat istemine dönüştürmüş olup bu tutar üzerinden harç yatırıldığından birleşen dava değerinin 100.000,00 TL olduğu gözardı edilerek, icra takibindeki ... USD üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu- Alacaklının, TBK m. 99 uyarınca yabancı para alacağına ilişkin seçimlik hakkını kullandıktan sonra ıslahla bu tercihinden dönemeyeceği- İtirazın iptali davası ıslah ile alacak davasına dönüştürüldükten sonra davalının icra takip tarihi itibariyle temerrüde düştüğü gözetilerek, asıl davadaki alacağa bu tarihten itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesi gerekirken, ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğu-
Kararın, temyiz edilmesi üzerine özel dairece, davalının katılımcılara belirli bir hizmet bedeli karşılığında ve gayrimenkul alımı konusunda organizasyon hizmeti sunmayı taahhüt ettiği, doğrudan taşınmaz mülkiyetinin devrini konu edinmeyen bu sözleşmenin geçerlilik şekli bulunmayıp, ilk derece mahkemesinin ve bölge adliye mahkemesinin aksi yöndeki gerekçelerinin yerinde olmadığı, sözleşmede öngörülen vade, davacının sistemde kaldığı süre ve çekilişin yapılmış olmasına göre sözleşmenin 7. maddesi uyarınca davacının organizasyon ücretinin iadesini isteyemeyeceği, ancak davalının cevabi ihtarındaki beyanı nazara alınarak ücretin tahsiline hükmedilmesi gerektiği- Bölge adliye mahkemesinin direnme olarak adlandırdığı kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı; ilk kararda tartışılıp, değerlendirilmemiş yeni bir gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olduğu-
Kredi verenin, tüketici kredisini, belirli marka bir mal veya hizmet satın alınması ya da belirli bir satıcı veya sağlayıcı ile yapılacak satış sözleşmesi şartı ile vermesi durumunda, ortada bir bağlı kredinin var olduğu- Satın alınan malın veya hizmetin hiç ya da zamanında teslim veya ifa edilmez ise satıcının, sağlayıcı ve bağlı krediyi veren Banka tüketicinin satış sözleşmesinden dönme veya bedelden indirim hakkını kullanması halinde müteselsilen sorumlu olacağı- Davalı Bankanın, kullandırılan kredi miktarı üzerinden belirlenecek yargılama gideri ve karşı yan vekalet ücreti ile sorumlu tutulması gerektiği-
7. HD. 26.12.2024 T. E: 1584, K: 6018
7. HD. 26.12.2024 T. E: 4606, K: 6015
