Çekişmeli taşınmazlar arasında TMK m.1026 ve Kadastro Kanunu m.22/1'e göre mükerrerlik ilişkisi bulunmadığı, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 23.01.2003 gün ve 2002/4007E-2003/54 Karar sayılı ilamı ile taşınmazın geometrik durumunun kesinleştiğinin kabul edilmesi ve bunun yanında, çekişmeli 26 parselin 40 nolu kadastro paftası, sınırlandırma krokisi ve taşınmaza ait kadastro beyanname ve kayıt varakasındaki krokilerdeki gösterimi sonucunda geometrik durumu kesinleştiğinden olayda, ilgili kadastro müdürlüğünce her zaman Kadastro Kanunu'nun 41. maddesi gereğince düzeltme işlemi yapılabileceği de anlaşıldığından, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya bir aykırılık bulunmadığı-
Mükerrer kadastro (çifte tapu) durumunun giderilmesi amacıyla açılan davada, ikinci kadastro işleminin ilk kadastronun kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre dolmadan yapılmış olması ve davacı Hazine'nin tapu siciline güvenerek hareket etmesi nedeniyle, 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesindeki hak düşürücü sürenin Hazine aleyhine işletilemeyeceği, bu sebeple mahkemece işin esasına girilerek mükerrerliğe konu taşınmazın ilk kadastro tespiti tarihi itibarıyla kime ait olduğunun belirlenmesi gerektiği ve direnme kararının bozulması gerektiği- "3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22. maddesi uyarınca evvelce tespit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastro veya tapulaması yapılmış olan yerler ikinci defa kadastroya tâbi tutulmuşsa ikinci kadastronun bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılacağı, bu hüküm uyarınca kesinleşmiş olması kaydıyla ilk tespit esas alınarak verilen direnme kararının usul ve yasa hükümlerine uygun olduğu ve onanması gerektiği" görüşünün Kurul çoğunluğunca benimsenmediği-
Kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı-
Güncel tapu kayıtları incelendiğinde kullanım kadastrosu yapılan dava konusu taşınmazların bir bölümünde davalılar murisi adına kayıtlı hisse kalmadığından davanın dayanağı olan satış vaadi sözleşmesinin ifa olanağının kalmadığı-
Birinci kadastronun kesinleşmesinden sonra işlemeye başlayan hak düşürücü sürenin dolmasından önce ikinci kadastronun yapılıp kesinleşmesi haline ilişkin olup, hak düşürücü süre dolduktan sonra ikinci kez kadastro yapılması halinde ise, hak düşürücü süre dolacağı için dava açma olanağı bulunmadığı kuşkusuz olduğundan, davacılar hakkında hak düşürücü süre hükümlerinin uygulanmasının mümkün bulunmadığı- Taşınmazlardaki mükerrerliği 2013 yılında öğrenmiş olan davacıların, mükerrer olduğu belirlenen bölüm hakkında kadastro öncesi nedene dayalı olarak dava açma haklarının mevcut olduğu Mahkemece, hukuki durumun (mülkiyet hakkının taraflardan hangisine ait olduğunun) ilk kadastro çalışmasına ait tespit günü esas alınarak belirlenmesinin gerektiği-
Uygulama kadastrosunun askı ilan süresi içerisinde açılmasını müteakip, ihtilafın mükerrer kadastrodan kaynaklandığı belirtilerek görevsizlik kararı verildiği ve artık elde uygulama kadastrosuna yönelik bir dava bulunmadığına göre, kesinleştirme işlemleri yapılmak üzere uygulama kadastro tutanaklarının asıllarının Kadastro Müdürlüğüne iadesine karar verilmesi gerektiği-
Davacı, uygulama kadastrosu sırasında kendisine ait taşınmazın yüzölçümünün eksildiği iddiasına dayanarak dava açmıştır- Mahkemece eksikliğin ne sebeple doğduğu konusunda fen bilirkişisinden rapor alınmış ise de, fen bilirkişi tarafından düzenlenen 27.09.2013 tarihli raporda tesis kadastrosu sırasında zeminde doğru okunan poligonların yanlış tersimi sonucu hatanın meydana geldiği, uygulama kadastrosu ile yapılan ölçümün doğru olduğu belirtildiği hâlde, 20.11.2013 tarihli ek raporda, taşınmazın miktarındaki 777,53 m2'lik eksikliğin, tesis kadastrosu sırasında davacıya ait eski 447 (yeni 284 ada 6 sayılı) parsel içinde kaldığının ifade edildiğinin görüldüğü- Bu durumda davacı parselinde meydana gelen yüzölçümü eksikliğinin uygulama kadastrosundan mı, mülkiyete ilişkin bir ihtilaftan mı kaynaklandığı hususunda tereddüt hasıl olduğundan bu durumun açıklığa kavuşturulması gerektiği- Uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan ve bilirkişinin raporu ile ek raporu arasındaki çelişki giderildikten, uyuşmazlığın uygulama kadastrosundan mı mülkiyete ilişkin itirazdan mı kaynaklandığı belirlendikten sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği- Fakat değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağının göz önünde bulundurulması gerektiği-
3621 sayılı Yasa'dan kaynaklanan tapu iptali ve yıkım istekleri-
Kıyı Kanunu gereği tapunun iptali ile kıyı kenar çizgisi içinde kalan kısma yapılan müdahalenin men’i ve kal istemi-
Çekişmeli taşınmazın kıyı-kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı iddiasına dayalı tapu iptal ve sicilin kütükten terkini isteği-
  • 1
  • 2
  • 3
  • kayıt gösteriliyor