Aksine ana sözleşmede hüküm olmadığı takdirde, yönetim kurulu üyelerine her toplantı günü için bir ücret verileceği, huzur hakkının, ana sözleşmeyle tayin ve tespit edilebileceği, ücret tutarı ana sözleşmeyle gösterilmemişse; genel kurulca tayin edileceği (eTTK. m. 333)- Angarya yasak olup, ayrıca bir vergi kaybı söz konusu olduğundan, bu konuda alınmış bir hüküm olmasa bile, yönetim kurulu üyeleri için uygun bir ücret verilmesi gerektiği- HMK'nun 219 ve 220. hükümleri gözetilerek, davacının huzur hakkı alacağı konusunda genel kurul karar defterleri ve davacı hakkında düzenlenen bordrolar getirtilerek ücretinin belirlenmesi, ücret ödendiğine dair bu belgelerde kayıt bulunamaması halinde; gerekirse bilirkişi aracılığıyla davacının ne kadar ücrete hak kazanacağının tespit ettirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği-
Dosya kapsamından davacıya yapılan ödeme konusunda ihtilaf bulunmadığı, ancak ödemenin hangi döneme ilişkin olduğu noktasında uyuşmazlık bulunduğu tespit edildiğine göre, ücretin ödendiğini ispat yükünün davalı tarafa ait olduğu da göz önünde bulundurularak, öncelikle HMK’nın 219 ve 220 maddesine uygun olarak, varsa (işe başladığı tarihten itibaren) davacıya yapılan ücret ödemelerine ilişkin tüm kayıtların yeniden istenmesi, davacının 19.10.2009-01.09.2013 tarihleri arasında hak kazandığı toplam ücret miktarı belirlendikten sonra kayıtlara göre ödendiği belirlenen miktarın mahsubu suretiyle sonuca gidilmesi; aksi takdirde dosyadaki mevcut delillere göre ve ispat yükü üzerine düşen tarafın iddiasını ispat edip edemediği noktasında bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekeceği-
İflasın açılmasından sonra müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları duracağı ve ancak ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonra devam olunabileceği (İİK. mad. 194)- İflas hukukuna ilişkin düzenlemeler kural olarak kamu düzenini ilgilendirmekte olup davalı şirketin iflas ettiği anlaşıldığından, yerel mahkemece İİK. mad. 194 uyarınca işlem yapılmak üzere direnme kararının bozulması gerektiği-
Davacının usulüne uygun olarak tutulmuş ticari kayıtlarında takibe konu alacağın kayıtlı olduğu anlaşılmış, davalıya HMK’nın 219. ve 220. maddeleri de dercedilerek isticvap davetiyesi çıkartıldığı, buna rağmen davalının ticari kayıtlarını ibraz etmediği anlaşıldığından davacı ticari kayıtları ile alacağın sabit hale geldiği anlaşılmakla itirazın iptali davasının kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verildiği, davacının defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile talep edilen alacağın varlığının belirlendiği; davalılara, takip dayanağı işin yapıldığı tarihteki döneme ait ticari defter ve kayıtların ibrazı için süre verildiği, defterlerin ibraz edilmesi halinde bilirkişi incelemesinin yaptırılacağı; ibrazdan kaçınılması durumunda, davacının kanuna göre eksiksiz tuttuğu ticari defter ve kayıtlarının lehine delil teşkil edip etmeyeceğinin de değerlendirilerek dosyanın sonuçlandırılmasının gerekeceği-
Davalı şirket müdürünün, şirket hesabından şahsi hesabına para aktardığı iddiasıyla açılan davada, davalı kendi hesabına aktarılan paranın şirket işlerinde kullanıldığı savunduğundan, ispat yükünün davalıda olduğu dikkate alınarak, şirket adına kullanılan krediye ilişkin tüm bilgi ve belgelerin ilgili bankadan celbi, keza dava dışı şirkete ait ticari defterlerin HMK. mad. 219 vd çerçevesinde ibrazının sağlanması ve bilirkişi marifetiyle incelenmesi suretiyle davalının savunmasının tahkiki; dava dışı şirkete ait olup, davalının hesabına aktarılan paranın gerçekten de şirketin borcunun kapatılmasında kullanılıp kullanılmadığı hususunun araştırılması gerektiği-
Asıl ve birleşen davada davacı vekilince birleşen davada reddedilen kısma ilişkin bulunan iki adet faturanın davalı defterlerinde kayıtlı bulunduğu, davalının defter kayıtlarını bu sebeple ibraz etmediği ileri sürüldüğü, Yargıtay bozma ilamına uyulduğu ve asıl ve birleşen davada davacı yararına usuli kazanılmış hakkın doğduğu da gözetilerek belgenin içeriği konusunda davacının beyanının kabul edileceği sonucuna varılarak birleşen davada reddedilen kısma ilişkin iki adet fatura yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Davalı şirket ile davacının çalıştığı alt işverenler arasındaki gişe hizmetlerine ilişkin asıl işveren-alt işveren ilişkisinin İş. K. mad. 2/6 uyarınca, muvazaalı olup geçersiz olduğu ve davacının işe başlangıç davalı asıl işverenin işçisi olarak kabul edilmesi gerektiği- Bordro tanzimi, mesai saatlerini düzenleme, yıllık ücretli izin defteri tutma, çalışma belgesi verme gibi işçi alacakları konusunda işveren kayıtlarına dayanıldığında, bu kayıtları tutma zorunluluğu olan işverenin bu belgeleri mahkemeye ibraz etme zorunluluğu bulunduğu; işverenin ibraz etmemesi halinde, HMK. mad. 220 uyarınca işlem yapılması gerektiği- Mahkemece; davacıya emsal olabilecek işçi saptanarak bu işçinin ücret bordrolarının davalı işverenden HMK’nın 220. maddesi kapsamında istenmesi, davacıya ait ücret bordoları ise kayden işveren görünen dava dışı şirketlerden HMK. mad. 221 kapsamında istenmesi, işverenlerin ellerinde bulunan kayıtları kesin süre içinde ibraz etmemeleri durumunda, HMK.'nun ilgili maddelerine göre işlem tesis edilerek ve bilirkişiden denetime elverişli rapor alınarak sonuca gidilmesi gerektiği-
Şirket müdürü tarafından ücret ve diğer alacağa yönelik başlatılan icra takibine itirazın iptali istemi-
Tarafların ortak olduğu davadışı şirketin yetkili müdürü davalı olup, şirketin ticari defter ve kayıtlarından bu sıfatı gereği davalının sorumlu olduğu- Davalının, mahkemenin talebi üzerine kendi sorumluluğu altında bulunan defterleri ibraz etmek zorunda olduğu- Her ne kadar defterlerin vergi dairesinde olduğu için ibraz edilemediği beyan edilmiş ise de, söz konusu belgelerin vergi dairesinde de olmadığı anlaşıldığından.şirket yetkilisi davalıya ticari defterlerin ibrazı için kesin süre verilerek sonrasında HMK. mad. 219. vd uyarınca değerlendirme yapılması gerektiği-
  • 1
  • 2
  • 3
  • kayıt gösteriliyor