Yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre her davanın açıldığı tarihteki şartlar itibariyle değerlendirildiği- Bir davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülebilmesi için mutlak ticari davalardan yahut her iki tarafın tacir olması hasebiyle nisbi ticari davalardan olması gerektiği, taraflar arasındaki uyuşmazlık bayilik sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali davası olduğuna göre TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalar kapsamında bulunmadığı ve ayrıca bu kapsamda Yüksek mahkeme kararlarına göre de bir davanın nisbi ticari davalardan sayılabilmesi için her iki tarafın dava tarihi itibariyle tacir olması ve aralarındaki uyuşmazlığın ise ticari işleri ile ilgili olması gerektiği- Somut olayda celp edilen yazı cevaplarından da anlaşılacağı üzere davalıların bir kısmının 2015 yılı içerisinde bir kısmının ise 2011 yılı içerisinde ticareti terk kayıtlarının bulunduğu ve davalıların gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığı anlaşılmakla; dava ve takip tarihi itibariyle davalıların tacir olmaması nedeniyle uyuşmazlığın esası hakkında değerlendirme yapma görevinin Asliye Hukuk Mahkemeleri'nde olduğu-
Eczaneler ticari işletme olduğu için, eczaneyi işleten eczacıların da TTK md. 12/1 hükmü gereğince “tacir” olduğu, tacir sıfatının, kanun koyucunun bir ticari işletmenin işletilmesi olgusuna bağladığı bir sonuç olduğu, buna göre eczacıların gerçek kişi tacir olduğu, o halde, eczacılar tacir olup bononun lehtarı da bir tacir olduğundan yetki sözleşmesinin geçerli olduğu-
İnşaat yapım sözleşmesi uyarınca devredilmesi gereken bağımsız bölümlerin tapu iptal ve tescili, mümkün olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemleri- Temerrüt oluşturmayan satış tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğu- Belge altındaki imzanın davacı tarafça inkar edilmesi, davalı tarafa verilen kesin sürede belge aslının dosyaya sunulmadığından belge üzerinde inceleme yapılamadığı anlaşıldığından mahkemece bu belgeye itibar edilmemesinde usul ve yasaya aykırı bir durum olmadığı- Dava konusu bağımsız bölümlerin değerini tespit eden raporu hazırlayan bilirkişilerin alanında uzman oldukları, hazırlanan raporun açık, anlaşılır ve Yargıtay denetimine elverişli olduğu anlaşıldığından bağımsız bölümler değerinin yüksek belirlendiği yönündeki itirazların da yerinde görülmediği- Davacı iş sahibi tarafından davalı yükleniciye karşı aynı sözleşmeye dayalı olarak eksik ve ayıplı işler giderim bedeli ile gecikme tazminatı istemli açılan davada, davalı yüklenici vekili mahkemeye verdiği bir dilekçede "3 no.lu bağımsız bölümün arsa sahibince satıldığı, bu bağımsız bölümden müvekkilin 19.000,00 TL alacaklı olduğunu" belirttiği ve duruşmada da benzer beyanda bulunduğundan bu beyan ile davacı yüklenici, 3 no.lu bağımsız bölümden bakiye alacağının 19.000,00 TL olduğunu mahkeme içinde ikrar etmiş bulunduğu-
Forward sözleşmenin TBK'nun genel işlem koşullarına ilişkin hükümlerine aykırılık taşıdığı iddiası- "Davalı bankanın forward işlemi hakkında davacı yeteri kadar bilgilendirdiği ve aydınlattığı hususunu" ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmişse de, risk bildirim formu da dahil ilgili tüm belgeleri imzalayıp davalı banka ile aralarındaki türev işlemleri sözleşmesinin hukuken geçerli olduğunu kabul ettikten sonra, zarar ettikleri türev sözleşmenin hukuken geçersiz olduğuna ilişkin davacı iddiasının hukuken korunamayacağı- Tacir olan davacının yaptığı işlemlerin, attığı imzanın sorumluluğunu kavrayabilecek kimse olduğu, yapılan işlemin riskli olduğu, aynı şekilde bankanın da zarar edebileceği, kurun vade farkından korunmak için sabitlendiği, dolayısıyla davalı bankanın kendiliğinden bu işlemi yapmasının olanaksız olduğu- Taraflar arasındaki sözleşme gereğince davalı banka tarafından kesinti yapıldığından, mahkemece, yapılan kesinti miktarı da denetlenmek suretiyle, sözleşme uyarınca fazla kesinti yapılmadığının tespiti halinde davanın reddi gerektiği-
Avans faizi istenebilmesi için borçlunun tacir olması ve borcun da ticari işletmesi ile ilgili bulunmasının yeterli olduğu, alacaklının da tacir olmasının gerekmediği, alacaklının haksız eylem dahil her türlü nedenden kaynaklanan alacakları için tacir olan borçludan avans faizi oranında temerrüt faizi isteme hakkının bulunduğu- Gerçek veya tüzel kişi tacirler arasında, haksız eylem de dahil, her türlü nedenden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, açıkça talep edilmesi hâlinde Merkez Bankasının kısa vadeli avans kredileri için uyguladığı faiz oranında temerrüt faizine hükmedilmesi gerektiği- Kazaya karışan davalı araç ticari taksi olup ticari araç olduğundan ve davacı vekili kaza tarihinden itibaren ticari faiz talep ettiğinden, mahkemece Merkez Bankasının kısa vadeli avans kredileri için uyguladığı faiz oranında temerrüt faizine hükmedilmesi gerektiği- "3095 s. Kanun ve TTK’nın 8. maddesi uyarınca, davada talep edilen ticari faiz isteminden anlaşılması gerekenin avans faizi değil yasal faiz olduğu, mahkemece bu gerekçe ile yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi gerekirken zarar görenin durumunun esas alındığı, bu durumda yasal faize yönelik olarak mahkemenin gerekçesi yanlış ise de sonuç itibari ile verilen kararın doğru olduğu" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
Bonolarda düzenleyen ve lehtar şirketler tacir sıfatını haiz bulunduklarından HMK 17 gereğince yetki sözleşmesinin geçerli olduğu ve yetki sözleşmesi tarafların külli ve cüz’i haleflerini de bağlayacağından, lehtarın cirosu ile takip alacaklısı bankaya geçen bonoya dayalı takibin yetki kaydındaki yerde yapılmasının usule uygun olduğu-
Takibe dayanak genel kredi sözleşmesinde düzenlenen yetki anlaşmasının, kredi kullanan şirketin ortağı olan borçluları, TTK’nun 12/1. maddesi gereğince tacir olmaları nedeniyle bağladığının kabulü gerekeceği-
Yargılama aşamasında mali müzayaka halinde bulunduğu gerekçesiyle ek sözleşmeyi (sulhnameyi) imzalamak zorunda kalındığı iddia edilmiş ise de, davacı tacir olup, basiretli tacir olarak hareket etmesi gerektiğinden bu durumun iradesini fesada uğrattığının kabulünün mümkün olmadığı-
Hakimin fahiş gördüğü cezai şartı indirmesi gerektiği- Ticari olmayan işlemlerde bu kuraldan dolayı borçlu ileri sürmese bile, hakim cezai şarttan indirim yapılıp yapılmayacağını doğrudan görevinden ötürü saptaması gerektiği- Tacir borçlu cezai şartın indirilmesini isteyemez ise de (TTK. mad 22; eTTK. 24.) kararlaştırılan ceza tutarı, tacir borçlunun iktisaden sarsılmasına, çöküntüye uğramasına neden olacak ise indirim istenebileceği- Mahkemece (TTK. mad.14, 17, 1463 ve 5362 s. Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu mad. 3 çerçevesinde) kiraya verenin tacir olup olmadığı araştırılarak, davalının tacir olmadığının tespiti halinde; TBK. mad. 182/son gereğince cezai şartın aşırı olup olmadığı tartışılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerektiği- Tarafların özgür iradesi ile kararlaştırdıkları faiz oranı geçerli olup tarafları bağlayacağı- Temyiz dilekçesinde tarafların tacir oldukları bildirilmiş olmakla, tacir araştırması yapılmadan eksik incelemeye dayalı olarak cezai şart alacağı yönünden de yasal faize hükmedilmesinin hatalı olduğu-
Taraflar arasındaki ticari araç (kamyonet) satım sözleşmesi ile davacının ikinci el araba satışı işi ile uğraşan davalıdan kamyonet satın aldığı, gerçek kişi olan davacının TTK hükümlerine göre tacir sıfatına haiz olup olmadığının araştırılarak, tacir olması halinde uyuşmazlığın çözümünün asliye ticaret mahkemeside, tacir sıfatını haiz olmadığında ise uyuşmazlığın 6502 sayılı Kanun kapsamında kalmadığından, asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği-