Değerlendirme tarihine göre dava konusu taşınmazın (28.20.1983 gün ve 83/6122 s. “Arsa Sayılabilecek Parsellenmemiş Arazi Hakkında Bakanlar Kurulu Kararnamesi”nin) 1/a bendinde yer alan belediye ve mücavir alan sınırları içinde imar planı ile iskan sahası olarak ayrılmış yerlerden olmadığı, 1/b bendine göre fiilen meskûn halde bulunan yerler arasında kalmadığı gibi bilirkişi raporları ve bunu tevsik eden hava fotoğraflarına göre tarım arazisi niteliğinde olduğu, tapu kaydına 1/c bendinde yer alan şerhin konulmadığı anlaşıldığından, Bakanlar Kurulu Kararnamesi’nin 1. maddesinin (a),(b),(c) ve (d) bendi kapsamı dışında kalan ve maddenin bentlerinde sayılan özellik ve nitelikleri de taşımayan dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde kabulünün mümkün olmadığı, tarım arazisi niteliğinde olduğu ve tarım arazisi niteliğindeki taşınmazın değerinin emsal mukayesesi yapılmak suretiyle değil, net geliri esas alınmak suretiyle belirlenmesi gerektiği-
Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil istemine ilişkin davada, kamulaştırılan yapılara değer biçilirken, değerlendirme tarihindeki resmi birim fiyatları ve yapı maliyet hesapları ile yıpranma payı da gözönüne alınarak bedelin belirlenmesi gerektiği-
Kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada, dava konusu taşınmazın el atılan kısmında davacıların payının iptali ve terkini ile yetinilmesi gerekirken infazda tereddüt yaratacak şekilde kime ait olduğu belli olmayan 108/256 pay oranında el atılan kısmın tapu kaydının iptaline karar verilemeyeceği -
Belediyesi olmayan köydeki taşınmazın arsa sayılmayacağı, bu nedenle taşınmazın tarım arazisi olarak değerlendirilmesinin, ancak konumu ve bazı alt yapılardan yararlanma olanağı ile turistik tesislere yakınlığı sebebiyle, gelir metoduyla bulunan değerinin bu objektif nedenlere dayalı olarak uygun bir oranda artırılmasının gerekeceği, ayrıca taşınmazın hali hazır durumu dikkate alınarak değerlendirileceğinden, geleceğe yönelik birtakım muameleler farzedilerek taşınmazın üzerinde lehine kurulduğu taşınmaz için bir değer kaybı yapması kaçınılmaz olan geçit hakkının, değer kaybına yol açmayacağının kabulünün de hatalı olacağı, bunun da taşınmazın bulunan değerinden belli bir miktarın indirilmesi ile karşılanmasının gerekeceği-