Davalının, gerek takibe itirazında, gerekse dava sürecinde ödemelerinin takip ve dava konusu faturalara ilişkin olduğuna dair bir savunma yapmadığı, bu durumda taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi kapsamında inceleme yapılıp tüm cari hesap değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken devreden cari hesap bakiyesi dikkate alınmadan dava konusu faturaların düzenlenmeye başlanıldığı tarihten sonraki ödemelerin bu faturalardan mahsubu suretiyle hüküm tesisinin doğru olmadığı-
Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir...
Taraflar arasındaki ödünç ilişkisinde davacının, bakiye borcunu ödemesi için davalıya süre tanırken kesin bir vade oluşturur şekilde bir tarih ya da belirlenebilir bir zaman öngörmediği, “bir- buçuk yıl sonra”, “bir buçuk yıl sonra başlamak üzere”, “imkânlar dâhilinde taksitlerle” gibi belirsiz ifadelerle ödeme zamanını ve ödemenin ne şekilde yapılacağını bir anlamda borçlunun inisiyatifine bıraktığı- Borçlu sözleşmeyle tanınan imkân çerçevesinde kendi planladığı bir takvimde ödeme yapmaya devam etmiş olup borcun takip tarihinde muaccel olduğu kabul edilemeyeceği ve muaccel olmamış bir borç için alacaklının icra takibinin ve itirazın iptali davasının hukuki himayesinden istifade edemeyeceği- "29.04.2017 tarihli 'Senettir' başlıklı belge ile tarafların bakiye borcun bir-bir buçuk yıl sonra ödenmesi konusunda anlaştıkları, bu anlaşma belirli, kesin bir vade içermemekte ise de tarafların gerçek iradelerinin, dosyaya yansıyan fiili durum da gözetilerek yorum yoluyla ortaya konulması gerektiği, davalı borçlunun bu tarihten hemen sonra (bir buçuk yılı beklemeksizin) ödeme yapmaya başladığının son sunulan belgeden anlaşılacağı, bu belge altında tarih yoksa da açıklama kısmında bahsi geçen bakiye 62.207,34 USD borcun birini takip eden ödeme listesine göre 17.02.2017 tarihli ödeme sonrasındaki duruma tekabül ettiği, dolayısıyla ödenme koşullarına dair açıklamanın bu tarihte yazıldığının açık olduğu, tarafların bu tarihten sonra bir araya gelip 29.04.2017 tarihli senedi imzaladıkları gözetildiğinde en son bu tarihin esas alınması gerektiği, bu tarih üzerinden bir buçuk yıl hesaplandığında takip tarihinden önce borcun 29.10.2018 tarihinde muaccel hâle geldiği, hesap dökümüne şerh düşülen her bir ödemenin tekrar tekrar yeni bir ödeme zamanı yarattığı ve vadeyi ötelediğinin kabul edilemeyeceği, alacağın muaccel hâle gelmesinden sonra başlatılan takibin geçerli olduğu" görüşünün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
İcra takibinde borcun sebebi olarak kambiyo vasfını yitirmiş çek gösterilmiş ise de bu husus dava dilekçesinde de “davalı tarafından verilen 30.000TL bedelli çekin bir kısmının ödendiği, davalının bakiye borcunu ödemekten kaçındığı için icra takibi yapıldığı” şeklinde belirtildiği- Mahkemece, itirazın iptali davasının takibe sıkı sıkıya bağlı bir dava olduğu hususu dikkate alınmadan taraflar arasındaki tüm açık hesap ilişkisi gözetilerek karar verilmişse de, itirazın iptali davasaında, alacaklının takipte dayandığı belgeler dışında başka belgelere göre alacağın tespit edilmesinin mümkün olmadığı- Davacının icra takibine dayanak belge dışında açık hesap ilişkisinden kaynaklanan başka alacakları varsa onlar için ayrıca icra takibi yapması veya alacak davası açması gerekeceği- Davalı tarafından “çeke istinaden” ibaresiyle icra takibine konu kambiyo vasfını yitirmiş çekin bir kısmının davacıya ödendiği ispatlanmış ve ayrıca davalının takas mahsup def'i karşısında bilirkişi raporu ile davalının davacıdan komisyon alacağı olduğu tespit edildiğinden, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerektiği- "Davalının ödeme savunmasının taraflar arasındaki açık hesap ilişkisine göre incelenmesi ve yapılan ödemeler ile alacaklar belirlendikten sonra buna göre takip talebinde istenen alacağın varlığının belirlenmesinin hakkaniyete uygun olduğu, bu itibarla icra takip tarihi itibariyle davacının davalıdan açık hesap ilişkisine göre komisyon alacağı tespit edilerek karar verildiği göz önüne alındığında direnme kararının onanması gerektiği" görüşünün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Davacı-alacaklının takip talebinde borcun sebebinin herhangi bir faturaya dayandırılmadığı, borcun sebebi kısmında “takip yolu listele, takip dayanakları, takip yolu dilekçe açıklaması” ifadelerinin yer aldığı, icra müdürlüğünce düzenlenen ödeme emrinde ise; borcun kaynağı kısmında “11.02.2011 tarihli 8.843,63 TL tutarında fatura” açıklamasına yer verildiği, icra dosyasında ihtarname fotokopisine ve arkasına eklenen cari hesap hareketi listesine takip talebinde ve ödeme emrinde yer verilmediği, borçluya gönderilen tebliğde “bu zarfta örnek 7 ödeme emri vardır” açıklamasının yer aldığı, borçlu vekilinin borca itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasında; ilamsız icra yolunda borcun kaynağı ile ilgili bir belgeye dayanma zorunluluğunun olmaması, İcra müdürünün sınırlı inceleme yetkisi, ödeme emrinin takip talebine uygun olarak düzenlenmemesi ve icra müdürünün işleminin usulsüz olduğu yönünde bir şikâyet yoluna başvurulmaması, borçluya yalnızca ödeme emrinin gönderilmiş olması, itirazın iptali davasının icra takibinin devamı mahiyetinde ve ona sıkı sıkıya bağlı bir dava olması hususları değerlendirildiğinde bu durumun maddi hata olarak değerlendirilemeyeceği-
İtirazın iptali davası icra takibine bağlığığının hem alacağın miktarı, hem de alacağın kaynağı bakımından da geçerli olduğu- Birden çok borç muaccel ise tediyenin, borçlu aleyhinde birinci olarak takip edilen borca mahsup edileceği- İcra takibi yapılmamış ise tediyenin, vadesi daha önce gelmiş olan borca mahsup edileceği- Takibe sıkı sıkıya bağlı olan itirazın iptali davasında taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığından, aradaki ilişkinin açık hesap ilişkisi olarak değerlendirilebileceği ve yalnızca takibe konu faturaların ve faturalara ilişkin ödemelerin taraf defterlerinde kayıtlı olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması, faturaların tümünün teslim alan kısımlarında imza olduğu hususunun gözetilmesi ve delillerin eksiksiz olarak toplanıp hep birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerektiği, aksi yönde yapılacak araştırmanın ise itirazın iptali davasının niteliği ile bağdaşmayacağı- "Tarafların aralarında yazılı bir cari hesap sözleşmesi olmamasına karşın işlemlerini açık hesap ilişkisi olarak devam ettirdikleri, açık hesap ilişkisinde zaman zaman ödeme yapıldığı, birden fazla mal ya da hizmet bulunduğundan ilişkinin, ödemenin hangi faturaya istinaden yapıldığını belirtmeye elverişli olmadığı, uyuşmazlığın ancak açık hesap ilişkisinin sonuna kadar incelenerek çözümlenebileceği" yönündeki görüşlerin HGK. çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
İtirazın iptali davasının hem alacağın "miktarı"  ve hem de "kaynağı" bakımından icra takibe bağlı olduğu- Taraflar arasında bir borç ilişkisi bulunduğu ve borçlunun daha evvel bir kısım ödemeler yaptığı ve davacı davasını yalnızca iki adet faturaya dayandırdığı, davalının da ödeme savunmasında bulunduğu itirazın iptali davasında, ödeme savunmasının yazılı delille ispatının gerektiği, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığından aradaki ilişkinin "açık hesap ilişkisi" olarak değerlendirilebileceği, itirazın iptali davasına bakan mahkemece sadece "takip konusu faturalar ve ödeme savunması bakımından" araştırma ve değerlendirme yapılması gerektiği, "tüm cari hesap ilişkisinin" gözetilemeyeceği, aksi yönde yapılacak araştırmanın itirazın iptali davasının niteliği ile bağdaşmayacağı- "Davalı tarafça cari hesap ekstresi adı altında sunulan belgeden taraflar arasında bir açık hesap ilişkisi bulunduğu, bu itibarla takip öncesinde yapılan kısmi ödemelerin alacaklı yanca hangi borca mahsup edilmesi istenmişse bu iradeye üstünlük tanınması ve ödemelerin birden çok borcun vadelerine göre sıralanması gerektiği, uyuşmazlığın ancak açık hesap ilişkisinin sonuna kadar incelenerek çözümlenebileceği" görüşünün HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
HMK mad. 141 gereğince menfi tespit davasının istirdat davasına dönüşebileceği-
Yabancı para cinsinden olan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itiraz üzerine, açılan itirazın iptali davasında, icra inkar tazminatının, yabancı paranın icra takip tarihi itibariyle geçerli olan TL karşılığı üzerinden hesaplanması gerektiği-
İadeye ilişkin belgelerde davacının imzası itiraza uğramayan çalışanlarına ait imzalar bulunmakta olup, bu durumda davacının bu iade edilen malların taraflar arasındaki sözleşme öncesi döneme ait olduğu beyanını aynı şekilde düzenlenmiş mal faturaları ile kanıtlaması gerektiği- Davacının değinilen beyanına dayalı olarak icapsız teklif edilen yemin doğrultusunda karar verilmesinin hatalı olduğu-
  • 1
  • 2
  • kayıt gösteriliyor