TÜRK BORÇLAR KANUNU > - Genel Hükümler > - Borç İlişkisinin Hükümleri > - Borçların İfası > - C. İfa zamanı > - II. Süreye bağlı borç > Madde 91 - 1. Aya ilişkin sürelerde vade
Taraflar arasındaki ödünç ilişkisinde davacının, bakiye borcunu ödemesi için davalıya süre tanırken kesin bir vade oluşturur şekilde bir tarih ya da belirlenebilir bir zaman öngörmediği, “bir- buçuk yıl sonra”, “bir buçuk yıl sonra başlamak üzere”, “imkânlar dâhilinde taksitlerle” gibi belirsiz ifadelerle ödeme zamanını ve ödemenin ne şekilde yapılacağını bir anlamda borçlunun inisiyatifine bıraktığı- Borçlu sözleşmeyle tanınan imkân çerçevesinde kendi planladığı bir takvimde ödeme yapmaya devam etmiş olup borcun takip tarihinde muaccel olduğu kabul edilemeyeceği ve muaccel olmamış bir borç için alacaklının icra takibinin ve itirazın iptali davasının hukuki himayesinden istifade edemeyeceği- "29.04.2017 tarihli 'Senettir' başlıklı belge ile tarafların bakiye borcun bir-bir buçuk yıl sonra ödenmesi konusunda anlaştıkları, bu anlaşma belirli, kesin bir vade içermemekte ise de tarafların gerçek iradelerinin, dosyaya yansıyan fiili durum da gözetilerek yorum yoluyla ortaya konulması gerektiği, davalı borçlunun bu tarihten hemen sonra (bir buçuk yılı beklemeksizin) ödeme yapmaya başladığının son sunulan belgeden anlaşılacağı, bu belge altında tarih yoksa da açıklama kısmında bahsi geçen bakiye 62.207,34 USD borcun birini takip eden ödeme listesine göre 17.02.2017 tarihli ödeme sonrasındaki duruma tekabül ettiği, dolayısıyla ödenme koşullarına dair açıklamanın bu tarihte yazıldığının açık olduğu, tarafların bu tarihten sonra bir araya gelip 29.04.2017 tarihli senedi imzaladıkları gözetildiğinde en son bu tarihin esas alınması gerektiği, bu tarih üzerinden bir buçuk yıl hesaplandığında takip tarihinden önce borcun 29.10.2018 tarihinde muaccel hâle geldiği, hesap dökümüne şerh düşülen her bir ödemenin tekrar tekrar yeni bir ödeme zamanı yarattığı ve vadeyi ötelediğinin kabul edilemeyeceği, alacağın muaccel hâle gelmesinden sonra başlatılan takibin geçerli olduğu" görüşünün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Servis plakasının satışını düzenleyen protokolün yazımından ifanın ilerleyen zaman dilimi içerisinde yapılmasına tarafların muvafakat ettiği anlaşıldığından, sözleşmenin "peşin satış" şeklinde kurulduğundan söz edilemeyeceği- Sözleşmede bedelin ödendiği konusunda açık hüküm bulunmadığından, "sözleşmede belirlenen satış bedelinin ödendiğini, buna rağmen plakanın devredilmediğini" ileri süren davacının bedelin sözleşme anında ödendiğini -alacak miktarı gözetildiğinde- ancak kesin delillerle ispatlayabileceği- Davacının TBK’nın 207/2. maddesinden doğan karineden istifade edeceğinin kabul edilemeyeceği-
Taraflar arasındaki protokol çerçevesinde davacı tarafın satış bedelini ödediği yönündeki iddiasını ancak yazılı delil ile ispat edebileceği, bu hususta tanık dinlenemeyeceği, davacının kendi edimini yerine getirmediğinden satışa konu araç plakasının devrini ve cezai şartı talep edemeyeceği-