Tarım kredi kooperatifinin kefil olduğu Halkbankası’nda kullandırılan kredinin ödenmemesi nedeniyle kefilin krediyi ödemesi üzerine asıl borçluya rücuuna ilişkin olarak açılmış olan itirazın iptali davasında, banka ile asıl borçlu arasında yapılmış sözleşmenin 21. maddesinde faiz hükümleri yer almış, davacı kooperatif ile davalı arasında yapılan kefalet sözleşmesinde de bu sözleşmeye atıf yapılarak faiz hükümlerinin taraflar arasında bağlayıcı olduğu belirlenmiş olup, ayrıca davacı kooperatifin anasözleşmenin 66. maddesinin 2. fıkrasında kooperatif tarafından kredilerin geri ödenmemesi halinde ortaklarından bankaca uygulanan faizi talep edebileceği belirtildiğinden davanın kooperatifin TBK 88-120. maddeleri sınırlamasına bağlı kalmadan temerrüt faizi talep edebileceği-
Mahkemece, Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmesi halinde, mahkemenin artık bu uyma kararı ile bağlı olduğu, bozmaya uyulmakla, bozma, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hakkın doğmuş olacağı- Bozma kararından sonra yeniden yapılan yargılamada, TBK'nun 88. ve 120. maddeleri yönünden inceleme yapılmak üzere bilirkişiden alınan bilirkişi raporu da nazara alınarak sonuca gidilmesi gerektiği-
Türk Ticaret Kanununun 8.maddesindeki faiz serbestisinin, emredici nitelikteki Türk Borçlar Kanunu'nun 120.maddesi ile sınırlandığının kabulü gerektiği- Alacak TBK'da düzenlenen kira ilişkisinden kaynaklanmış olup, davacı tarafından sözleşmede kararlaştırılan ve talep edilen faiz miktarı, TBK 120 maddesindeki temerrüt faizinin üst sınırını aştığından tacirler için avans faizinin tacir olmayanlar için yasal faizin yüzde yüz fazlasına göre faiz hesaplaması uygulanarak karar verilmesi gerektiği-
Sözleşmede aylık % 10 gecikme faizi kararlaştırılmış olup icra takibinde sözleşmede kararlaştırılan aylık % 10 faiz oranı üzerinden talep edilen işlemiş faiz ve takip tarihinden itibaren işleyecek gecikme faizi TBK.nun 120. maddesindeki temerrüt faizinin üst sınırını aştığından, TBK.nun 120/2.maddesi gereğince mevzuat hükümlerine göre belirlenen faizin %100 fazlası olarak uygulanması gerekirken, aylık %10 akdi faiz oranı üzerinden hesaplama yapılarak karar verilmesinin doğru olmadığı-
Taraflardan yalnızca biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmelerin kanunda aksine hüküm bulunmadıkça diğeri için de ticari iş sayılacağı (TTK. mad. 19/2)- Temlik alan temlik eden yerine geçecek ve temlik edenin bütün haklarına halef olacağından, alacağın temlikinin, %126 olarak itiraz edilmeksizin kesinleşmiş olan faiz oranının uygulanacak faiz oranının belirlenmesinde sonuca etkili olmayacağı- Takibe dayanak kredinin ticari kredi olması halinde, TTK. mad. 8/1 uyarınca, ticari faizin serbestçe belirleneceği ve bu durumda Tüketici Kanunu ve Borçlar Kanunu uygulanamayacak olup, takip talebinde belirtilip itirazsız kesinleşen %126 faiz oranı üzerinden hesaplama yapılması gerektiği-  Takibe dayanak kredi sözleşmesinin Tüketici Kanunu kapsamında olması halinde; TTK. mad. 8/3  ve 6502 s. K. mad. 8/2 uyarınca bu krediye uygulanacak faiz, ticari faiz değil yasal faiz olacağından, bu durumda takip tarihi itibariyle uygulanması gereken -06.03.2003 tarihli 4822 s. K. mad. 15 ile değişik- 4077 s. K. mad. 10/f uyarınca takibe işleyecek faizin, kredi sözleşme faizinin %30'unu geçemeyeceği, 4077 sayılı K. 6502 s. K. ile yürürlükten kaldırılmış olup (yürürlük: 01.06.2014) yeni Tüketici Kanunu'nunda önceki 4077 s. K.'nun 10/f. maddesine benzer bir düzenleme olmadığı  ve bu durumda TBK. mad. 88 ve 120 hükümlerinin tüketici kredisinde de uygulanacağı ve TBK'nun yürürlük tarihi olan 01.07.2012 tarihine kadar 4077 sayılı Kanun'nun 10/f maddesine göre belirlenecek faiz oranının, bu tarihten sonra ise, TBK'nın 120. maddesinde belirlenen faiz oranı üzerinden faiz hesabı yapılması gerektiği- Takibe dayanak yapılan kredi sözleşmesi fotokopisinde, kredinin tüketici kredisi niteliğinde olduğuna ilişkin bir açıklama yer almayıp mahkemece öncelikle, takibe dayanak yapılan kredi sözleşmesinin tüketici kredisi niteliğinde olup olmadığının ilgili bankadan kredi sözleşmesi aslı getirtilmek suretiyle belirlenmesi ve kredi sözleşmesinin niteliğine göre gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak karar verilmesi gerektiği-
Kredi kartı borçları yönünden 5464 sayılı Kanun'un 26. maddesinde özel bir faiz düzenlemesi getirildiğinden, mahkemece, TBK'nun 88 ve 120. maddelerinin uygulanmasının hatalı olduğu-
TBK mad. 88 ve 120'nin düzenleniş amacı ve niteliği gözetildiğinde, emredici nitelik taşıdığı ve taraflar ileri sürmese de re'sen gözetileceğinin kabulü gerektiği, faize ilişkin TBK bu maddelerinin uygulama şeklinin irdelenmesinde; uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan 3095 sayılı Kanunî Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'a göre belirleneceği-
Ticari krediden kaynaklı alacağa işletilecek akdi ve temerrüt faizin tespiti için, düzenlenen sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiği, TBK'nın 88. ve 120. maddelerinin uygulanamayacağı- Alacak, borçlu tarafından bilinebilir (likit) nitelikte olduğundan, davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği-
İtirazın iptali davasında kredi kartı borçları yönünden 5464 sayılı Kanun'un 26. Maddesinde özel bir faiz düzenlemesi getirildiğinden TBK'nun 88 ve 120. Madde hükümlerinin uygulanamayıp kredi kartı alacağı likit (belirli) olduğundan davacı yararına İİK'nun 67/2 maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği-
Mahkemece asıl alacağa önce genel kurul kararlarında belirlenen faizle, TBK. yürürlüğe girmesinden sonra ise TBK. mad. 88 ve 120 maddesi gözetilerek faiz hesaplaması yapan bilirkişi raporuna göre hüküm verilmiş ise de; 6101 sayılı Kanun mad. 7 hükmüne göre TBK. mad. 88 ve 120 uyarınca derdest kararlarda da uygulanacağı dolayısıyla tüm alacağa tarih ayırmaksızın söz konusu maddeler uygulanarak faiz hesaplanması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği-