Meslek hastalığı sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminat ödetilmesine ilişkin davada, bilirkişi hesap raporunda her ne kadar 2021 yılı maddi hata sonucu hesap tablosunda iki kez yazılmış ise de bu hatanın sonuca etkili olmayıp genel toplamda dikkate alınmadığı, buna karşılık hükme esas alınan ek hesap raporunda hatalı olarak 2021 yılının 2 kez dikkate alınarak mükerrer hesap yapılmasının hatalı olduğu-
İş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine ilişkin davada, davacıda meydana gelen iş gücü kaybı nedeniyle hesaba ilişkin bilirkişi raporu aldırılarak dosyadaki diğer deliller bir arada değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Bilirkişi raporunda, dosyaya ibraz edilen PDKS giriş- çıkış raporlarında, davacının saat 23:55 civarında işe girdiği, genellikle saat 08:00'de, istisnai olarak da saat 10:00/11:00'de işten çıktığı, PDKS giriş-çıkış raporlarında işe giriş saati sabit olmasına rağmen, çıkış saatinde farklılık görüldüğü, davacının bazı haftalarda üç veya dört gün bazı haftalarda bir veya iki gün saat 10:00/11:00'de işten çıktığı böylelikle davacının işe girişi belli iken, çıkışı iş yoğunluğuna göre değişkenlik gösterdiği, bu durumda davacının günde ortalama bir saat/ haftada altı saat fazla mesai yaptığı kabul edilerek ve fazla çalışma tahakkuku bulunan bordrolar, yıllık ücretli izin kullanılan dönem ile serbest zaman olarak kullanılan izinler dışlanarak davacının fazla çalışma ücretinin hesaplandığı belirtilmiş ise de bilirkişi raporunun bu haliyle denetime elverişli olmadığı, bilirkişinin vardığı sonuca nasıl ulaştığı, hesaplamaya esas alınan sürenin nasıl belirlendiği, serbest zaman olarak kullanılan izin dönemleri ile fazla çalışma tahakkuku olan ücret bordrolarının ilişkin olduğu dönemlerin hangi dönemler olduğu rapordan anlaşılamadığından, bilirkişiden fazla mesai ücret alacağı konusunda denetime elverişli, açık ve ayrıntılı ek rapor aldırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Sözleşmeden doğan maddi ve manevi tazminata ilişkin davada bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden, bunlardan birine itibar edilerek hüküm kurulamayacağı- Davacı, davalı kulüpte voleybol sporcusu olarak çalıştığından, mahkemece, özellikle voleybol sporu hukukunda uzmanlık sahibi bilirkişilerden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığı ile açıklamalı, taraf, hâkim ve Yargıtay denetimine elverişli, her iki rapor arasındaki çelişkiyi giderecek nitelikte rapor alınmak suretiyle sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği- 
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın tacirler arası iş makinası kiralama sözleşmesinden kaynaklanmasına ve makinayı kullanacak operatörlerin de iş makinası ile birlikte davacı şirketçe temin edileceğinin anlaşılması karşısında uyuşmazlık tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklanmakta olup Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevlerini düzenleyen 6100 sayılı HMK'nın 282. maddesinde yazılı bentlerden hiç birisine uymadığından, uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesinde çözümlenmesi gerektiği-
Önemine binaen öncelikle hukuki ehliyetsizlik yönünden tarafların bildirecekleri tüm delillerin toplanması, davacıya ait sağlık kurulu raporları, hasta müşahade kağıtları, reçeteler vs. istenmesi, tüm dosyanın Adli Tıp Kurumu'na gönderilmesi, vekaletname ve resim akit tarihlerinde davacının ehliyetli olup olmadığı yönünde rapor alınması, ehliyetli olduğunun anlaşılması halinde çekişme konusu taşınmaz bakımından vekalet görevinin kötüye kullanıldığına yönelik iddialarının incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Ehliyetsizlik, hata, hile hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil olmazsa bedelin tahsili isteğine ilişkin davada, ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından karşı tarafın iyi niyetli olmasının o işlemi geçerli kılmayacağı-
Hilenin her türlü delille ispat edilebileceği ve iptal hakkının kullanılmasının hiç bir şekle bağlı olmadığı- Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabileceği-
Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu'ndan alınan önceki rapor ve bu davada aynı kuruldan alınan raporun oybirliği ile ancak farklı yönde tanzim edildiği, raporları düzenleyen kurullarda yer alan iki üyenin her iki raporda da imza sahibi olduğu, davalıların bu yöne ilişkin itirazları dikkate alınmak ve dosyada mevcut raporlar arasındaki çelişkiler giderilmek üzere dosyanın Adli Tıp Genel Kurulu'na gönderilmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Davada, ehliyetsizlik hukuki sebebine de dayanıldığına göre, hukuki ehliyetin kamu düzeni ile ilgili olduğu gözetilerek önemine binaen öncelikle incelenmesi gerektiği- Türk Medeni Kanunu'nun 15. maddesinde de ifade edildiği üzere, ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından, karşı tarafın iyiniyetli olmasının o işlemi geçerli kılmayacağı- Temyiz kudretinin yokluğu, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk gibi salt biyolojik nedenlere değil, aynı zamanda bilinç, idrak, irade gibi psikolojik unsurlara da bağlı olduğundan, akıl hastalığı, akıl zayıflığı gibi biyolojik ve buna bağlı psikolojik nedenlerin belirlenmesi, çok zaman hakimlik mesleğinin dışında özel ve teknik bilgi gerektirdiği, hele ayırt etme gücünün nispi bir kavram olması kişiye eylem ve işleme göre değişmesi bu yönde en yetkili sağlık kurulundan, özellikle Adli Tıp Kurumu Dördüncü İhtisas Kurulundan rapor alınmasını da gerekli kıldığı-
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • kayıt gösteriliyor