Davacı tarafın ıslah dilekçesinin davalı sigorta şirketine tebliğ edilmesi gerekirken, usulünce yapılmış tebligat olmadan ve davalının savunma hakları ile hukuki dinlenilme haklarını kısıtlar biçimde yargılamaya devam edilip yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı- Dava dilekçesinde davalı sigorta şirketinden talep edilmeyen araç değer kaybı zararının, ıslah dilekçesiyle bu davalıdan talep edilmesinin mümkün olmadığı; bu yöndeki kararın, dava dilekçesindeki talebin aşılması mahiyetinde ve ıslah müessesine ilişkin yasal düzenlemelere aykırı olacağı gözetilerek, davacının davalı sigorta şirketine yönelik araç değer kaybı zararına ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, davalı sigorta şirketinin araç değer kaybı bedelinden sorumlu tutulmasının doğru olmadığı-
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümlerinin dikkate alınarak yapılmasının gerektiği- Zarar, zarar verenin hafif kusurundan doğmuş ve zarar veren, tazminatı ödemesi halinde yoksulluğa düşecekse ve hakkaniyet de gerektiriyorsa hakimin tazminatı indirebileceği- Alkollü sürücünün aracına bilerek binme nedeniyle davacının olayda müterafik kusurlu olduğu, davalı yanın müterafik kusur savunması hakkında sadece kask takmama yönünden değerlendirme yapılarak karar verilmesinin doğru olmadığı- Davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin, tarifeye göre belirlenen nispi vekalet ücretinin 1/5'i tutarında (maktu ücretin altında kalmamak kaydıyla) olması gerektiği gözetilmeden, fazla vekalet ücretine karar verilmesinin de doğru olmadığı-
Sahtelik iddiasına dayanan çek nedeniyle ödenen bedelinin tahsiline ilişkin davada, çek üzerindeki imzanın davacı şirket yöneticisine ait olmadığı tespit edildiğinden ve sahtelik def'i mutlak defi olduğundan davalı tarafın iyiniyetli hamil durumunda bulunduğu itirazından faydalanamayacağı- HMK 177/2 uyarınca Yargıtay bozma ilamından sonra da ıslah yapılabileceği, ancak, dava dilekçesinde "yasal faiz" talep etmek suretiyle tercih hakkını kullanan davacının, yenilik doğurucu nitelikteki bu hakkı kullanılarak tüketmesinden sonra, artık ıslah dilekçesiyle faizin cinsinin değiştirerek "reeskont faizi" talep edemeyeceği-
6100 sayılı HMK'nın 177/2. maddesi uyarınca ıslah dilekçesinin tebliği zorunlu olup davalı tarafın, davacının ıslah taleplerine karşı diyeceklerini bildirme imkanı tanınması gerekirken, ıslah dilekçesi tebliğ edilmeyerek, davalının savunma hakkının kısıtlanmasının usul ve yasaya uygun düşmediği-
Davacı vekilinin ................. tarihli ıslah dilekçesinin HMK'nun 177/2 maddesi ve tebligat yasasına uygun olarak davalı vekiline tebliği ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, Anayasa'nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenilme hakkının ihlali ile karar verilmesinin isabetli olmadığı-
7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile bozmadan sonra da ıslah yapılabileceğine ilişkin hüküm getirilmiş ise de, bu Kanun’un “geriye yürümeme ilkesi” ve ıslah işleminin yapılmakla tamamlanmış usulî işlem teşkil etmesi nedeniyle eldeki davada ıslah tarihi itibariyle bu yeni hükmün uygulanamayacağı-
Birleşen dava davacısı, ................... havale tarihli dilekçesi ile dava dilekçesindeki talebini ıslah ettiğine ve ıslah harcını yatırdığına göre, yerel mahkemece, birleşen dava davacısının usulüne uygun ıslah işlemi değerlendirilerek birleşen dava bakımından sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, geçerli bir ıslah işlemi yokmuş gibi davanın dava dilekçesindeki miktar üzerinden kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı-
HUMK zamanında verilmiş olan 04.02.1948 T. 10/3 s. İBK uyarınca, ıslahın tahkikat ve yargılama bitinceye kadar yapılabileceği ve Yargıtayca hüküm bozulduktan sonra bu yoldan faydalanmanın mümkün olamayacağının kabul edilmiş olduğu (İBK 06.05.2016 T. 1/1; HGK 20.04.2021 T. 572/518)- 7251 s. K. ile yapılan değişiklikle, "bozmadan sonra da ıslah yapılabileceğine" ilişkin hüküm getirilmişse de, Kanun’un “geriye yürümeme ilkesi” ve ıslah işleminin yapılmakla tamamlanmış usulî işlem teşkil etmesi nedeniyle eldeki davada ıslah tarihi itibariyle bu yeni hükmün uygulanamayacağı- Mahkemece, Özel Dairenin bozma kararına uyulduğu belirtilerek ve bozmadan sonra ibraz edilen davacılar vekilinin ıslah dilekçesi dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de, somut olayda, bozmadan sonra ıslah yapılmasının mümkün olmadığı-
Sonradan aynı hususta bir kanun çıkarılmış olmasının usuli kazanılmış hakkın istisnası olduğu, usule ilişkin kanun değişikliğinin geçmişe etkili olarak uygulanması gerektiği, mahkemece verilen nihai karardan sonra değişiklik yapılmış olsa dahi, bu değişikliğin uygulanmasında zorunluluk bulunduğu- 22.07.2020 yürürlük tarihli 7251 sayılı Kanun ile değişen 6100 sayılı HMK’nın 177/2. maddesi ile Yargıtay'ın bozma kararından sonra tahkikata ilişkin bir işlem yapılması halinde, tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılmasının mümkün hale getirildiği-
Açık bir maddi yanılgı olması halinde bu yanlışlığın ortadan kaldırılmasının zorunlu olduğu- Yanlışlığın düzeltilmesinde, dolayısıyla Özel Dairenin bu hususu bir maddi hata olarak nitelendirmek ve onama kararını kaldırmak suretiyle Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesinde isabetsizlik bulunmadığı- HUMK zamanında verilmiş olan 04.02.1948 T. 10/3 s. İBK uyarınca, ıslahın tahkikat ve yargılama bitinceye kadar yapılabileceği Yargıtayca hüküm bozulduktan sonra bu yoldan faydalanmanın mümkün olamayacağının kabul edilmiş olduğu (İBK 06.05.2016 T. 1/1; HGK 20.04.2021 T. 572/518)- 7251 s. K. ile yapılan değişiklikle, bozmadan sonra da ıslah yapılabileceğine ilişkin hüküm getirilmişse de, bu Kanun’un “geriye yürümeme ilkesi” ve ıslah işleminin yapılmakla tamamlanmış usulî işlem teşkil etmesi nedeniyle eldeki davada ıslah tarihi itibariyle bu yeni hükmün uygulanamayacağı- Mahkemece Özel Dairenin bozma kararına uyulduğu belirtilerek ve bozmadan sonra ibraz edilen davacılar vekilinin ıslah dilekçesi dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, somut olayda, bozmadan sonra ıslah yapılmasının mümkün olmadığı-