İhtiyari dava arkadaşlığının mevcut olduğu hâllerde ihtiyari dava arkadaşı sayısı kadar dava bulunduğundan, dava değerinin ve buna bağlı olarak kesinlik sınırının da her bir dava, bir başka ifadeyle her bir dava arkadaşı yönünden ayrı ayrı belirlenmesi gerektiği- Davacılar için ayrı ayrı talep edilen manevi tazminat miktarı 2024 yılı itibarıyla temyiz kesinlik sınırı altında kaldığından, anılan karara karşı temyiz yoluna başvurulmasının miktar itibariyle mümkün bulunmadığı- "HMK'nun sistematiğinde temyizi kabil olmanın asıl, temyiz edilememenin ise istisna olarak düzenlendiği, istisna hükümlerinin dar olarak yorumlanması gerektiği, bölge adliye mahkemelerinin kararlarına dair temyizi kabil olmama hâlinin kıyas yoluyla, ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Hukuk Dairesi kararlarına teşmil edilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle kararın temyizinin kabil olduğu" görüşü ile "(HMK m. 46'ya dayalı) manevi tazminat istemiyle açılan eldeki davada, Özel Dairece ilk derece mahkemesi sıfatıyla karar verildiği, bu nedenle HMK m 341'in uygulanması gerektiği, HMK m. 341/2 gereğince manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabileceği, kararın kesin olmadığı ve temyiz incelemesinin yapılması gerektiği" şeklindeki görüşlerin HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
Hüküm altına alınan ve temyize konu edilen tutar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kalmaktadır.
Temyize konu edilen toplam miktar 97.664,88 TL olup, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi olan 14.12.2022 tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı- Asıl tarafın temyiz itirazından feragat etmesi yahut anılan temyiz itirazlarının esasen incelenmeksizin reddedilmesi durumunda katılma yoluyla başvuranın da temyiz isteminin de reddine karar verileceği-
Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktarlar davacılardan H. ve E. yönünden 20.000,00'er TL ve diğer davacılar yönünden 10.000,00'er TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL'nin altında kalmaktadır. Temyiz dilekçesinin reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek karar uygun olduğundan temyiz isteminin reddi ile söz konusu ek kararın onanması gerekir.<br />
Muhtırada belirtilen 5.641,59 TL nispi temyiz harcı davalı vekili tarafından bir haftalık yasal sürede yatırılmamıştır. Temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin saklama mahkemesince verilen ek karar yukarıda anılan Kanun hükümlerine uygun olduğundan temyiz isteminin reddi ile söz konusu ek kararın onanması gerekir.
Dosya içeriğine göre mahkemece ödenmeyen temyiz harç ve giderlerinin bir haftalık kesin sürede ödenmesi için usulüne uygun olarak düzenlenen muhtıra davalı vekiline tebliğ edilmişse de, temyiz harç ve giderleri davalı vekili tarafından bir haftalık yasal süre içerisinde mahkeme veznesine yatırılmamış olduğu-Süresi içerisinde harçların yatırılmadığı, muhtıra tebliğ edilen vekilin dosya içerisinde vekaleti bulunduğu anlaşıldığından, temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin ek kararın Kanun hükümlerine uygun olduğu-
Temyiz yoluna başvuru kesinlik sınırının 01/01/2024 tarihinden itibaren üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan Türk Lirası olduğu -Uyuşmazlığın itirazın kaldırılması ve tahliye talebine ilişkin olduğu - Bölge adliye mahkemesinin karar tarihine göre uyuşmazlık konusu değer, kesinlik sınırını geçmediğinden anılan kararın temyiz kabiliyetinin olmadığı-
HMK'da kanun yollarını miktar itibariyle sınırlandıran iki hüküm bulunduğu- Yargıtay hukuk dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın HMK m. 362’de öngörülen kesinlik sınırına tabi olduğu (2023 yılı için 238.730,00 TL.)- "Yargısal faaliyet nedeniyle açılan tazminat davalarında Yargıtayın ilgili hukuk dairesi ilk derece mahkemesi sıfatıyla karar verdiğine göre, bu kapsamda verilen kararların ilk derece mahkemesinin kararlarına karşı kanun yolunu sınırlandıran HMK m. 341'e tâbi olması gerektiği (2023 yılı için 17.830,00 TL)" şeklindeki karşı oyun kabul görmediği-
Temyiz edilen karar kesin olduğu hâlde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Hukuk Genel Kuruluna gönderildiği takdirde 01.06.1990 tarihli ve 1989/3 Esas, 1990/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince dosyanın mahalline geri çevrilmesine gerek olmaksızın Hukuk Genel Kurulu tarafından temyiz talebinin reddine karar verilebileceği, bu İçtihadı Birleştirme Kararının temyiz yönünden de uygulanması gerektiği- Davacı vekili tarafından maddi tazminata ilişkin haklar saklı tutularak 1,00 TL manevi tazminat talep edildiği, özel Dairece davanın esastan reddine karar verildiği ve karara karşı davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulduğu, bu durumda dava değerinin 2022 yılı itibarıyla temyiz kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla anılan karara karşı temyiz yoluna başvurulması miktar itibariyle mümkün bulunmadığından kararın miktar itibariyle temyizi kabil olmadığı-Yargısal faaliyet nedeniyle devlet aleyhine açılan tazminat davalarında Yargıtay ilgili hukuk dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği karar, belirtilen kesinlik sınırına (2024 yılı için 107.090,00 TL) tâbi tutulamayacağı,kesinlik sınırının söz konusu olabilmesi için öncelikle bir bölge adliye mahkemesi kararı bulunması gerektiği, inceleme konusu karar ise, Yargıtay ilgili hukuk dairesi tarafından bölge adliye mahkemesi sıfatıyla değil, ilk derece mahkemesi sıfatıyla verildiği, kararın kesin olduğunun kabul edilemeyeceği, miktar itibariyle sınırlamaya ilişkin iki hükümden birinin tercih edilmesi noktasında bir tereddüt varsa, hak arama özgürlüğü lehine yorum yapılması gerektiği, kanun yolunu sınırlandıran hükümlerin, istisnai düzenlemeler olduğu, istisnaların dar yorumlanmasının esas olduğu, aksi hâlde, temel hakların sınırlandırılmasında “kanunilik ilkesinin” ihlâl edildiği, yargıtay hukuk dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın kesinlik sınırı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği görüşünün karşı oy olarak benimsendiği-
7. HD. 27.11.2024 T. E: 2023/5308, K: 5284
