Davacının sözleşmenin gerekleri yerine getirilmediğinden bahisle ödediği bedelin iadesi ile ceza-i şart talebinde bulunduğu, davalının ise zamanaşımının dolduğunu savunarak davanın reddini dilediği uyuşmazlıkta, taşınmazın zilyetliğinin ve tapusunun davacıya devredilmediği anlaşılmış ise de dava konusu taşınmazın davalılar adına tescilinin de dava tarihi itibariyle gerçekleşmediği dosya kapsamından anlaşıldığından, dava tarihi itibariyle sözleşme gereği ifa imkansız hale gelmediğinden zamanaşımının dolduğundan bahsedilemeyeceği-
Miras bırakanın terekeden mal kaçırma amacıyla taşınmazını doğrudan lehine hareket ettiği mirasçısına ya da üçüncü kişiye devretmiş ya da yaptığı temliki işlemlerde aracı ve emanetçi kişiler kullanmış olmasının sonuca bir etkisi olmadığı-
Murisin sözleşmeye konu arsalar nedeniyle hissesine düşen bağımsız bölüm ya da bağımsız bölümlerin kime hangi nedenle verildiği anlaşılamadığından mahkemece, taraf delilleri toplanarak, muris muvazaasının bulunup bulunmadığı değerlendirilmek suretiyle davacılar istemi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı-
Alacak davasında, taraflar arasında resmi biçimde yapılmayan satış sözleşmesi hukuken geçersiz olduğundan, davacının yapmış olduğunu kanıtladığı ödemelerin, denkleştirici adalet ilkesi gereğince güncellenmiş değerinin tespit edilip geri verileceği-
Resmi şekilde yapılmayan dava konusu taşınmazın satışına ilişkin sözleşme geçersiz olduğundan, ifanın imkansız hale geldiği tarih belirlenerek, davacının ödediği satış bedelinin, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre denkleştirici adalet ilkesi gereğince iade edileceği-
Mahkemece, denkleştirici adalet ilkesi gereğince geçersiz taşınmaz satış sözleşmesi nedeniyle ödenen paranın çeşitli ekonomik etkenler nedeni ile azalan alım gücünün; enflasyon, tüketici ve üretici fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar ve faiz oranındaki artışların ortalamaları alınarak, ödendiği tarihten, ifanın imkansızlaştığı 12.01.2012 tarihe kadar ulaşacağı alım gücünün değerinin ne olabileceği konusunda uzman bilirkişiden yerleşik Yargıtay İçtihatlarına uygun ve denetime elverişli rapor alınmak suretiyle hesaplatılması ve varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği-
Görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunun 706., Türk Borçlar Kanunun 237. (Borçlar Kanunun 213.) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçıların dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilecekleri-
Paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi istemine ilişkin davada, taraflar arasında fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı, çekişme konusu taşınmazda davacının kullanabileceği bölüm olup olmadığının belirleneceği-
Tapulu taşınmazın satışına ilişkin resmi biçimde yapılmayan sözleşmenin hukuken geçersiz olduğu- Taraflar arasında harici de olsa bir sözleşme olduğundan, davanın 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu- 10 yıllık zamanaşımı süresinin başlangıç tarihinin, satış bedeline ilişkin paranın verildiği tarih değil, sözleşme geçersiz olsa da satıcının rıza ve ihtiyariyle taahhüdünü her zaman yerine getirebileceği göz önüne alınarak bunun ifasını beklemek durumunda bulunan alıcı için, ancak davaya konu taşınmazın tapuda ferağ ümidinin ortadan kalktığı veya ifanın imkansız hale geldiği tarih olduğu-
Alacak davasında, taraflar arasında imzalanan taşınmaz satış sözleşmesi, resmi biçimde yapılmayıp hukuken geçersiz olduğundan, satış bedeli olarak ödenen 17.10.1982 tarihindeki 50.000TL'nin, dava tarihi olan 08.07.2013 tarihindeki alım gücüne ulaştırılıp sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca davacıya geri verileceği- Denkleştirici adalet ilkesi gereğince güncelleme yapılırken, güncellemeye esas alınan somut veriler tek tek uygulanarak ödeme tarihinden ifanın imkânsız hale geldiği tarihe kadar paranın ulaştığı değer her bir dönem için hesaplanmalı, sonra bunların ortalaması alınması gerektiği- Mahkemece, ifanın imkansız hale geldiği tarihi tespit edilerek davacının ödediği satış bedelinin ifanın imkansız hale geldiği tarihte ulaştığı alım gücü, enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın, döviz kurlarındaki artış, maaş artışları vs gibi ekonomik etkenlerin ortalamalarının alınarak uzman bilirkişi vasıtasıyla hesaplanması ile hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği-