Senet üzerinde yapılan değişikliklerin geçerli olabilmesi için düzenleyen tarafından imza veya paraf edilmek suretiyle onaylanması gerektiği- Borçlunun hamil/alacaklıya karşı senet metninde sahtekarlık (tahrifat) iddiasının mutlak def'i olduğu- Borçlunun icra mahkemesine başvurusunun çekin kambiyo vasfına ilişkin şikâyet olduğu; imzaya itiraz olmadığı, imzaların istiklali ilkesi burada uygulanmayacağı- Çekin keşide tarihinde tahrifat yapıldığı iddiası keşideci tarafından ileri sürülmese dahi, çekin geçerliliği mutlak def'i mahiyetindeki bu iddiaya bağlı olduğundan borçlu ciranta tarafından alacaklı hamile karşı ileri sürülebildiği- Çek keşideci tarafından düzenlenmiş olduğundan çek üzerindeki çıkıntı ve değişikliklerin keşideci tarafından paraf edilmesi gerektiğinden somut olayın özelliği ve iddianın ileri sürülüşü gereğince keşideci şirket yetkililerinin araştırılarak yöntemince imza incelemesi yapılması gerektiği- Yapılacak imza incelemesi sonunda keşide tarihindeki paraf imzasının keşideci şirketin yetkililerine ait olmadığı anlaşılır ise düzeltmenin yok hükmünde olup düzeltme öncesi duruma göre değerlendirme yapılması gerektiği- Çekin kanunda öngörülen yasal süreden sonra ibraz edildiği sonucuna varılır ise kambiyo vasfında olmayacağından borçlu yönünden takibin iptaline karar verilmesi gerektiği-
Mahkemenin gerekçesinde davaya konu Tekirdağ ili Kapaklı ilçesi, Kapaklı Mahallesi 1783 Ada 2 parsel ile ilgili davacıların talebini kabul ettiği ve taşınmazın tapu kaydının tümden iptaline ve davacılar adına hisseli olarak tesciline karar verilmesi kanaati oluştuğu, ancak hükmün "Dava konusu Tekirdağ ili, Kapaklı ilçesi Kapaklı mahallesi 1783 Ada 2 Parsel sayılı taşınmazda davalı O. Gök'e ilişkin tapu kaydının iptali ile, 1/24 hissenin davacı G. Emre'nin adına, 1/8 hissenin davacı A. Türe'nin adına, 1/6 hissenin davacı R. Karaçeklik adına, 1/6 hissenin davacı A. Türe'nin mirasçıları S. Türe ve F. Türe'nin miras payları oranında tapuya kayıt ve tesciline" şeklinde kurulduğu, burada belirtilen davacıların hisseleri toplandığında tapunun 1/2 payının iptal edildiği sonucuna ulaşıldığı, tüm tapu hakkında hüküm kurulmadığı, 1/2 hissenin boşta kaldığı, hükmün bu şekilde infazının mümkün olmadığı, bu haliyle HMK.nın 297.maddesine aykırılık oluştuğu, bunun da kamu düzeni ile ilgili olduğu anlaşıldığından, Dairemizin 17.10.2023 tarih ve 2023/2273 Esas, 2023/3332 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, mahkeme kararının re'sen inceleme ile bozulmasına karar vermek gerekeceği-
Mahkemece, davalıların dava dışı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olmak üzere ödenen bedelin tamamından sorumlu olduğuna karar verilmesi gerekirken, bozma ilamına uyulmasına karar verilmesine rağmen taraflar arasındaki sözleşmelerde iş akdinin feshi halinde doğacak işçilik alacaklarından davalı alt yüklenicinin sorumlu olacağına dair açık hüküm bulunmadığı gerekçesiyle davalıların ödenen bedelin yarısından sorumlu tutulmasına karar verilmesinin doğru olmadığı- Davalılar tacir olup uyuşmazlık konusunun hizmet alım işi olduğu, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. ve 3. maddesine göre; taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır. Taraflar arasındaki işin ticari iş mahiyetinde olduğu ve davacı tarafından ticari faiz talep edildiği dikkate alınarak mahkemece hükmedilen alacağa ticari (avans) faizi uygulanmasına karar verilmesi gerekirken yasal faiz uygulanmasına karar verilmesinin doğru olmadığı- Mahkemece, gerekçeli karar başlığında birleşen dosyaya ilişkin bilgilere yer verilmemesi de doğru olmamış, kararın bu nedenlerle de bozulması gerektiği-
Mahkemece ............... tarihli celsede kısa kararın (3) numaralı bendinde, “...3-Gerekçeli kararda açıklanacak yargılama giderinin HMK125/1 maddesi uyarınca temlik eden ve temlik alan davalıdan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,” şeklinde karar verilmesine rağmen, gerekçeli kararda hüküm fıkrasında “...3-Harçlar Yasası gereğince alınması gerekli 20.275,10 TL harçtan başlangıçta alınan 5.270,97 TL peşin harç ile 117,00 TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 14.887,13? TL harcın davalı E. G.'den tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan toplam 5.387,97? TL harcın davalı E. G.'den alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 270,50 TL yargılama giderinin kabul/red oranına göre 239,66 TL'sinin davalı E. G.'den alınarak davacıya ödenmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,5-Davalı tarafça yapılan 69,25 TL yargılama giderinin kabul/red oranına göre 52,14 TL'sinin davacıdan alınarak davalı E. G.'e verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 44.553,42 TL nisbi vekalet ücretinin davalı E. G.'den alınarak davacıya verilmesine,” demek suretiyle, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratır şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı, kararın re'sen bozulması gerektiği, ayrıca karar başlığında temlik eden ...........'nin taraf olarak gösterilmemesinin de doğru olmadığı-
Görülmekte olan sorumluluk davasındaki karar, sorumlular arasındaki rücu davası yönünden kesin hüküm oluşturmaz ise de sorumluluk davasının kararı için güçlü delil oluşturacağı- yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olmasının zorunlu olduğu- Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hüküm bulunmasının gerektiği- Hükümde çelişki ve infazda tereddüt yaratacak şekilde karar yazılmasının doğru görülmediği-
Mahkemece, Anayasa'nın ve 6100 sayılı Kanun’un aradığı anlamda herhangi bir gerekçe oluşturulmadan karar verildiği, kararın hangi sebep ya da sebeplerle verildiğine ilişkin açıklama ve gerekçe içermediği, gerekçeli karar ile hüküm fıkrasının çelişkili olduğu görüldüğünden, tarafların diğer temyiz itirazları incelenmeksizin kararın bu nedenle bozulması gerekeceği, mahkemece yapılacak işin, ilgili yasal düzenlemeler ve ilkeler gözetilerek anlaşılabilir ve denetlenebilir nitelikte gerekçe içeren bir karar vermek olması gerekeceği-
Davacı tarafından asıl davada talep edilen teminat mektubu hakkında mahkemece .............. tarihli ara karar ile; teminat mektubunun nakde çevrilmesinin dava sonuna kadar ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine dair karar verildiği, verilen bu ara kararla davalı idarece teminat mektubu bedeli tahsil edilemediğinden asıl davada teminat mektubunun kısmen kabul edilen miktarının davacıya iadesine karar verilmesi gerekirken, davalıdan alınarak davacıya verilmesinin doğru olmadığı- Davacı yüklenici birleşen dava dilekçesinde; 1, 8 ve 9 no.lu yollara dair sözleşme dışı yaptığı fazla iş bedelinin tahsilini talep etmiştir. Yapılan yargılama sonunda, 8 no.lu yola dair talep edilen iş bedelinin ödemesinin yapıldığından bahisle bu talebin reddine, 1 ve 8 no.lu yollara dair yapılan fazla iş bedelinin ise kısmen kabulü ile 438.485,50 TL’nin tahsiline karar verildiği, hükme esas alınan 03.06.2017 tarihli bilirkişi kurulu raporunda sözleşme dışı yapılan fazla iş bedeli 2008 yılı birim fiyatlarına göre 198.854,50 TL olarak hesaplanmış, 2012 dava tarihi itibariyle karne katsayısı uygulanarak ve KDV eklenerek 443.485,30 TL bulunmuştur. Bundan 5.000,00 TL 8 no.lu yola dair yapıldığı iddia edilen bedel düşülmüştür. Oysa ki, sözleşme dışı iş bedelinin 6098 sayılı TBK'nın 526. ve devamı maddelerinde düzenlenen vekâletsiz iş görme hükümleri uyarınca yapıldığı tarihteki mahalli piyasa rayiçleri ile hesaplanıp ödenmesi gerekeceği, kaldırma kararından sonra alınan son bilirkişi kurulu raporunda, sözleşme dışı iş bedelinin, işin yapıldığı 2007 yılı mahalli piyasa fiyatlarına göre 168.050,00 TL hesap edildiği, mahkemece birleşen davada bu miktara hükmedilmesi gerekirken, birim fiyatlara göre hesaplanan ve dava tarihi 2012 yılına karne katsayısı ile güncellenerek bulunan miktara hükmedilmesinin doğru olmadığı- Asıl ve birleşen davalarda davacı yüklenici, davalı iş sahibi idare iken gerekçe ve hüküm kısmında davacı–karşı davalı olarak yazılmasının maddi hata olup, mahallinde her zaman düzeltilmesi mümkün olduğundan bozma sebebi yapılmadığı-
Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup aralarında çelişki bulunamayacağı - Karardaki çelişkinin bozma nedeni oluşturacağı ve bozmadan sonra mahkemenin önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi gidermek koşuluyla vicdani kanaatine göre karar verebileceği-
Bölge Adliye Mahkemesince, % 5 oranında para cezasına karar verilmesi yerinde olmasına rağmen, şikayete konu ihale bedelinin 1.302.850,00 TL olduğu görülmekle, bu tutarın % 5’inin 62.142,50 TL olması karşısında, Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm kısmında ihale bedelinin % 10’una karşılık gelecek şekilde 130.285,00 TL’ye hükmedilmesi, hatalı ve infazda tereddüt yaratacak nitelikte olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının belirtilen nedenle bozulması gerekir ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığı-
Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesinin, dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporunun, borçlunun haline münasip alabileceği mesken değeri yönünden yeterli olmadığına dair gerekçesi yerinde ise de; bu gerekçeye dayanarak Bölge Adliye Mahkemesince, yerinde yeniden keşif icra edilmek suretiyle uzman bilirkişi veya bilirkişilerden rapor alınarak taşınmazın kıymetinin ve borçlunun İstanbul’un daha mütevazi bir semtinde haline münasip evi alabileceği değerin İİK'nın 82. maddesinin birinci fıkrasının 12. bendinde değinilen ilke ve kurallar gözetilerek belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, raporda belirlenen değerin, İstanbul şartlarında kabul edilebilir olmadığına dair afaki bir gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-