Net ücretin brüt tutarının belirlenmesinde, davacının hesaplama konusu dönemde yurt dışında çalışan işçi olduğu hususunun göz ardı edildiği, yurt dışında çalışan işçiler bakımından, bilinen net ücretin brüt tutarının tespit edilmesinde, eklenecek kanuni kesintilerin ne olduğu noktasında, özellikle davacı işçinin 506 s. Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 86. maddesinde düzenlenen, topluluk sigortasından yararlanıp yararlanmadığı ile 5510 s. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 6. madde hükümleri de dikkate alınarak isteğe bağlı sigortalılık durumunun ne olduğunun belirleyici olacağı, bu hususlar açıklığa kavuşturulmadan davacı işçinin yurt içinde çalışan işçiler gibi brüt ücretinin tespit edilmesinin hatalı olduğu-
Davacı tarafından ödemenin eksik olduğu iddia edilerek bakiye alacak talebinde bulunulmuş olup, hükme dayanak alınan raporda davacının 01.06.1980-30.08.1980 tarihleri arasında 2 ay 29 gün olarak görünen çalışma süresi de hizmet süresine eklenmek suretiyle yeniden yapılan hesaplamaya göre bu dönem çalışması bakımından 1.395,08 TL fark kıdem tazminatı alacağı bulunduğu tespit edilmiş ise de, davacının 2.015,91 TL olarak belirlenerek hesaplamaya dayanak alınan giydirilmiş ücretinin 31.03.2007 tarihinde 1.960,69 TL olan kıdem tazminatı tavan tutarını aştığı hususunun gözetilmemesinin hatalı olduğu- Kıdem tazminatı tavan tutarı gözetilerek davacının bakiye kıdem tazminatı alacağının yeniden hesaplanması ve 31.03.2007 olan fesih tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsili yönünde hüküm kurulması gerektiği- Somut uyuşmazlıkta; davacının davalı işyerinde 01.06.1980-30.08.1980 tarihleri arasında 2 ay 29 gün, 08.07.1988-31.03.2007 tarihleri arasında 18 yıl 8 ay 23 gün ve 19.06.2007-13.12.2011 tarihleri arasında 4 yıl 5 ay 24 gün olmak üzere üç dönem halinde çalıştığı; davacının önceki çalışmalarında hak etmiş olduğu yıllık izin sürelerinin kullandırılmış veya karşılığı ücretin ödenmiş olması önemli olmaksızın, davacının üçüncü döneme ilişkin yıllık ücretli izin süresi belirlenirken davacının ilk iki döneme ilişkin kıdem sürelerinin de dikkate alınması gerekmekte olup, önceki dönemin tasfiye olduğu, davacının yeni bir iş sözleşmesi ile çalışmaya başladığı ve 4 tam yıl olan bu döneme ilişkin hizmet süresine göre talep edebileceği yıllık izin hakkı kalmadığı gerekçesiyle yıllık izin ücret alacaklarının reddinin hatalı olduğu-
İşçinin, kullandığı idari izinlerin yıllık izinden sayılmasını kabul ettiği yönünde, imzalı bir belge mevcut olsa da, Anayasal temeli olan yıllık dinlenme hakkının kullandırıldığının ispat yükü işverene ait olup; sonradan işçiye imzalatılan belgelerle idari izinlerin, yıllık izinden sayılmasının TBK'nun 420. maddesi uyarınca geçerli olmadığı- İşçi, uluslararası sefer yapan bir tır şoförü olup, takograf kaydı türünden bir belge bulunmadığı gibi tanıkların davacının çalışması hususunda görgüye dayalı bilgisinin de bulunmadığı nedeniyle, ispatlanamayan fazla mesai talebinin reddine karar verilmesi gerektiği-
Kıdem tazminatının gününde ödenmemesi durumunda; ödenmesi gereken faizin, mevduata uygulanan en yüksek faiz olduğu, ihbar tazminatı bakımından uygulanması gereken faiz oranının; değişen oranlara göre yasal faiz olması gerektiği, bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde faklı bir faiz türü öngörülmüşse; yasal faizin altında olmamak kaydıyla kararlaştırılan faizin uygulanacağı, iş sözleşmesinin feshinde ödenmesi gereken izin ücreti, geniş anlamda ücret içinde değerlendirilmemiş olup, 4857 sayılı İş Kanununun 34. maddesinde sözü edilen bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilemeyeceğinin kabul edildiği, o halde; izin ücreti için uygulanması gereken faizin, yasal faiz olması gerektiği-
İşverenin tazminatların derhal ödeneceği sözünü vermek ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması halinde, gerçek bir istifa iradesinden söz edilemeyip, bu halde feshin işverence gerçekleştirildiğinin kabul edileceği- İşverenin baskı uygulaması sonucu düzenlenen istifa dilekçesine değer verilemeyeceği- Davacı işçinin sözleşmeyi, fazla mesai ücretlerinin ödenmemesi ve sigortasının asgari ücret üzerinden gösterilmesi gibi haklı sebeplerle feshettiği, yargılama sonucunda işçinin fazla mesai ücretine hak kazandığı, davacının sigorta primlerinin gerçek ücret üzerinden ödenmediği bu nedenle davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği sonucuna varıldığı- Kısmi direnme kararının temyiz edilmemesi durumu-
İşverenin yönetim hakkı kapsamında bulunan yıllık izinlerin kullandırmamasının haksız fesih sebebi oluşturması için; talep edilen izni kullandırmamanın, keyfi bir uygulama haline gelmesi gerektiği- Somut olay bakımından; kıdem tazminatının kabulüne dayanak yapılan yıllık izinlerin kullandırılmaması gerekçesi yerinde olmayıp, işçinin feshi haklı nedene dayanmadığından kıdem tazminatı talebinin reddinin gerektiği-
İşçinin asıl işverenden alınan işi kapsamında ve değişen alt işverenlere ait işyerinde ara vermeden çalışması halinde, işyeri devri kurallarına göre; değişen alt işverenlerin, işçinin, iş sözleşmesini ve doğmuş bulunan işçilik haklarını da devralmış sayılacağı; işçi veya alt işveren tarafından bir fesih bildirimi yapılmadığı sürece, iş sözleşmesi değişen alt işverenle devam edeceğinden, işyerinde çalışması devam eden işçi açısından, feshe bağlı haklar olan ihbar ve kıdem tazminatı ile izin ücreti talep koşullarının gerçekleşmeyeceği- Son alt işverenin de kıdem tazminatının tamamından diğer alt işveren ile birlikte müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğu-
22. HD. 28.03.2019 T. E: 2016/8450, K: 6868-
İş sözleşmesinin davacı işçi tarafından feshedildiğinden, davalının ihbar tazminatına hak kazanıp kazanamayacağı yönünden davacının istifasının haklı bir nedene dayandığını kanıtlaması gerektiği- Davacının fesih sebebi olarak belirttiği “ailevi nedenler” gerekçesinin, dava dilekçesi ve cevabi ihtarname dikkate alındığında taciz ve hakaretlere uğramak olarak açıklandığı ancak tanık beyanları ve davacı tarafından sunulan delillerin davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini kanıtlar nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacı işçi haklı bir nedeni olmaksızın ve usulüne uygun bildirim öneli tanımadan iş sözleşmesini feshettiğinden, davalı işverenin ihbar tazminatına hak kazandığı- "Davacının fazla çalışma alacağının bulunduğu, çalışma şartlarının ağır olduğu, iş ilişkisinin davacı için çekilmez hâle geldiği, ayrıca davalı işveren tarafından işten çıkış kodunun 03 kodu ile “istifa” olarak belirtilmesi gerekirken, 22 kodu ile “diğer nedenler” olarak belirtildiği, bu durumda davalı işverenin çelişkili davrandığı" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
22. HD. 05.03.2019 T. E: 2017/19751, K: 4934-
