Borçlu hakkında aciz vesikası alınmamakla birlikte, borçlu kayıp ve adresi saptanamıyorsa, saptanan ve bilinen adreslerinde de icraca, borçlunun haczi kabil malının bulunmadığı tespit edilmiş ise, bu takdirde aciz halinin gerçekleşmiş sayılacağı- İİK.'nin 105/2 maddesine göre haczi kabil mal bulunmaz ise haciz tutanağı İİK.'nin 143. maddesindeki aciz belgesi hükmünde olduğu- Davacı tarafından dosyaya sunulan kredi sözleşmesi, dava konusu edilen tasarruf tarihlerinde sonraki tarihi taşısa da, alacaklı banka ile davalı borçlular arasında düzenlenen başka kredi sözleşmeleri olup olmadığı, kurulan ilk kredi ilişkisinin ne zaman başladığı ve alacaklının davalı borçlulardan olan alacağın kaynağı olarak gösterilen icra takiplerinin hangi kredi sözleşmelerine ilişkin olduğu, buna göre tasarruf tarihlerinin borcun doğumundan sonra olup olmadığı anlaşılamadığından, mahkemece öncelikle başka kredi sözleşmelerinin olup olmadığı araştırılarak, varsa dosya arasına getirtilerek, davacı alacaklı ile davalı borçlular arasındaki borcun gerçek doğum tarihi tespit edilerek bu koşulun gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması gerektiği-
İİK. 277 vd. dayalı davaların dinlenebilmesi için:-Davacının borçludaki alacağının gerçek olması,-Borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması,-İptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması,-Borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması,-Davanın beş yıllık hakdüşürücü süre içinde açılmış olması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.Davalı borçlunun malvarlığı borçlarına yetmemektedir. Bu nedenle aleyhine yürütülen icra takipleri sırasında aciz vesikası alınmıştır. İİK 280/3.maddesinden belirtilen yakınlıkta akrabalık ilişkisi bulunan davalının bu durumu bildiği yasa gereği kabul edilmektedir, bu durumun aksi İİK madde 279/son çerçevesinde davalılar tarafından ispatlanamamıştır. İİK 280.maddesi gereğince de dava konusu tasarruf iptale tabidir.
Borçluya ait taşınmazlar üzerindeki takyidatlar dikkate alındığında, taşınmazların borcu karşılamaya yeterli olmadığı, borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste yapılan hacizlerin İİK.'nin 105.maddesi anlamında aciz belgesi niteliğinde olduğu ve üçüncü kişinin borçlunun mali durumunu bilebilecek şahıslardan olduğu sabit olmakla İİK.'nin 280/1.maddesi gereğince tasarrufun iptali gerektiği-
Dosyadaki bilgilere göre takip dayanağının, 25.02.2014 tanzim tarihli senet olduğu, senetlerin takibe konu edildiğinin, takibin kesinleştiğinin anlaşılmış ancak dosyadan kesin aciz vesikası alınmadığı gibi, İİK 105 kapsamında düzenlenmiş geçici aciz vesikası niteliğinde haciz tutanağının da bulunmadığının görüldüğü, her ne kadar bölge adliye mahkemesince davalı borçluya ödeme emri ve eklerinin davalı borçlunun mernis adresine Tebligat Kanunu madde 21 e göre yapıldığı bu sebeple bilinen adresine hacze gidilmesine gerek olmadığı, dosya kapsamından da davalı borçlunun aciz halinde olduğunun da anlaşıldığı belirtilmişse de; davalı borçlunun başkaca adresleri olup olmadığı araştırılmaksızın (dava konusu tapu işleminde tapu müdürlüğüne bildirdiği adres, başkaca resmi kuruma verilmiş adresler) ve bilinen adresine (mernis adresi, ödeme emrindeki adres, dava dilekçesinde beyan edilen adres veya tapu resmi senedindeki adres) hacze gidilmeksizin davalı borçlunun aciz hali kabul edilerek esasa ilişkin hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
Haciz tutanağındaki haciz mahkeme ilamı ile kaldırılmış olup sözü edilen haciz tutanağı İİK’nun 105. maddesi gereğince aciz belgesi niteliğinde olmadığı gibi, davalı borçlu şirket adresinde yapılmış başka bir haciz de bulunmadığından borçlunun aciz hali ispatlanamadığından tasarrufun iptali davasının ön koşul yokluğundan reddine karar verilmesi gerekeceği-
Tasarrufun iptali istemli davada borçlunun aciz halinde bulunmasının dava ön şartlarından olduğu nazara alınarak borçlu (O)'nun tüm adreslerinde haciz yapılıp yapılmadığının araştırılması, icra dosyası içeriği de değerlendirilmek suretiyle borçlunun aciz halinde olup olmadığının açıklığa kavuşturulması ve varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekeceği-
Borçlunun Türkiye'nin her yerinde mal edinmesinin mümkün olduğu, dosya kapsamında yapılan malvarlığı araştırmasının yeterli olmadığı, icra dosyasında herhangi bir satış işlemi yapılmadığından kesin aciz vesikası verilemeyeceği gibi tüm bankalara yazı yazılmadığı, borçlunun haczi kabil hiçbir malının bulunmadığının yasada öngörülen şekilde tespit edilemediği, borç ödemeden aciz vesikası verilmesine ilişkin yasal koşulların gerçekleşmediği-
İİK'nın 143. maddesi uyarınca kesin aciz vesikasının ancak borçlunun mallarının haczedilip satılmasından ve ödenmeyen miktar tespit edildikten sonra icra müdürlüğünce düzenlenebileceği, takip dosyasında haczedilen malların satış aşamasına geçilmediği, bu nedenle İİK'nın 143. maddesi uyarınca kesin aciz vesikası düzenlenmesinin mümkün olmadığı, talep tarihi itibariyle aciz vesikası düzenlenmesi şartlarının oluşmadığı-
Dava koşulları yönünden yapılan incelemede, alacağın gerçek olduğu, takibin kesinleştiği, alacağın 29/05/2015 tarihli Faktoring Sözleşmesine dayalı olduğu, tasarrufların 23/08/2017 tarihinde yapıldığı, davanın ise 14/03/2018 tarihinde 5 yıllık süre içinde açıldığı görülmüştür. İptali istenen 23/08/2017 tarihli tasarrufların takip konusunu oluşturan borçtan sonra yapıldığı ve davanın 5 yıllık hak düşünücü süre içerisinde açıldığı, alacağın gerçek alacak olduğu, haciz tutanaklarının İİK.nun 105 maddesi kapsamında geçici aciz belgesi niteliğinde olduğu, davalı borçlu ile devir alan (H)'nin nüfus bilgilerinden kardeş oldukları, devir alan davalı (H)'nin borçlunun ızrar kastını bilen veya bilebilecek kişilerden olduğu, taşınmazların satış tarihindeki gerçek bedelleri ile tapudaki satış bedelleri arasında 3 katı fark bulunduğu anlaşılmıştır.
Gerçek bir alacağı bulunan alacaklıyla borçlunun bir başkasından olan para alacağını temlik etmesi, ticari örfe dayalı geçerli bir ödeme aracı olduğu-
