Tasarrufun iptali davaları basit yargılama usulüne tabi tapu iptali ve tescil davası ise yazılı yargılama usulüne tabi olduğundan, mahkemece tapu iptal ve tescil davası ile tasarrufun iptali dava dosyasını tefrik ederek öncelikle tapu iptal ve tescil davasının sonucunu beklemesi, tapu iptal ve tescil davasının sonucuna göre de tasarrufun iptali davasının değerlendirilmesi gerektiği-
Karar verildikten sona davalı borçlunun vefat etmesi ve mirasçılarının mirası reddetmeleri halinde, mirasın reddi kararının kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak kesinleşmesi halinde mahallin sulh hukuk hakimine durum bildirilerek mirasın iflas kurallarına göre tasfiyesi sağlanması, anılan mahkemece atanacak ve yetkilendirilecek tereke temsilcisinin huzuru ile davaya devam olunması gerektiği- Mirasın tasfiyesi işlemleri talebe bağlı işlemler olmayıp mirasın reddedildiğinin anlaşılması ile res'en yapılması gereken işlemlerden olup, talep üzerine yapılabilirliğinin de bu özelliğini ortadan kaldırmayacağı- Murisin ölüm gününde terekenin borca batık olduğunun şayi ve sabit olması durumunda da, miras reddedilmiş olacağından ve bu tespit için sınırlayıcı bir süre yasaca öngörülmediğinden bu yönüyle de mahkemece işlem yapılması imkanı bulunmakla, mahkemece usuli işlemlerin yerine getirilip taraf teşkili temin edildikten sonra sonuca göre tasarrufun iptali davasına ilişkin karar verilmesi gerektiği-
İhtiyati haczin İİK.m.281/2 ve ayrıca ve açıkça düzenlenmiş bulunmasına, ihtiyati haczin tasarruf konusu taşınmazlar üzerine konulmuş olmasına, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için davanın kesin olarak kanıtlanmasının gerekmemesine, dosyada bir kısım delillerin bulunması ve yaklaşık ispat halinde ihtiyati haciz kararı verilebileceği hususunda bir duraksama olmamasına, ayrıca değişen durum ve şartlar halinde her zaman yeniden bir karar verilebilmesinin mümkün bulunmasına göre; yazılı biçim ve şekilde karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik tespit edilmediği-
Sermayesindeki kamu payındaki %50'nin altına düşünceye kadar, kredi alacaklarının tahsili amacıyla Banka tarafından açılmış veya açılacak dava veya takiplerde, Harçlar Kanunu mad. 2, 23, 29 gereğince, davacı Bankanın yargılama harçlarından muaf olduğu- Tasarrufun iptali davalarında, dava değerin, takip konusu alacak miktarı ile iptaline karar verilen şeyin değerinden hangisi az ise o değer olduğu-
Mahkemece davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebi 'haciz' olarak değerlendirmiş ise de tedbir talebi, ihtiyati haciz niteliğinde olup, İİK'nun 281 maddesine göre 'ihtiyati tedbir niteliğinde ihtiyati haciz' kararı verilmesinin yerinde olduğu- İhtiyati haciz kararlarının, esas hakkında kesin bir kanaat oluşmadan ve tam bir ispat aranmadan verilen geçici nitelikte hukuki korumaya ilişkin karar olduğu; diğer bir anlatımla ihtiyati haczin 'devam etmekte olan dava sonunda davacının hükmedilecek alacağının tahsilini garanti altına almak için davalının mallarına geçici olarak el konulması' olduğu-
Davanın dayanağı İstanbul 8. İcra Müdürlüğü'nün 2016/... (E) ve 2015/... (E) sayılı takip dosyalarının içeriğine, tüm dosya kapsamına göre yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmesine, bu tür geçici hukuki korumalara ilişkin kararların nitelikleri ve öngörülen amaç itibarıyla dosya üzerinden ve taraflarca sunulan tüm deliller sunulmaksızın verilmesinin kanunun amacına aykırı olmamasına,  İİK'nın 281/2'nci maddesi gereğince teminatın lüzum ve miktarının takdirinin mahkemesine ait olduğu gibi taşınmazların değerinin saptanması durumunda teminatın miktarına ilişkin her zaman karar verilebileceğine, ihtiyati haciz kararının dava dilekçesinde gösterilen ve harçlandırılan miktarla sınırlı olarak verilmesine göre; verilen kararda, dosya içeriği ile usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı-
Borçludan taşınmazları ilk satın alan üçüncü  kişi yönünden değerlendirme yapılmadan sadece 1,5 aylık süre içerisinde taşınmazın el değiştirmesi gerekçe gösterilerek ve sadece beşinci kişi yönünden değerlendirme yapılarak karar verilmesinin hatalı olduğu- Öncelikle borçludan taşınmazları ilk satın alan ve üçüncü kişi olan davalı ile borçlu arasındaki işlemlerin İİK 277 vd. uyarınca göre iptale tabi olup olmadığı yönünde değerlendirme yapılması gerektiği- İptale konu tasarrufların yapıldığı tarihteki inşaat durumunun usule uygun tespiti ile her bir tasarruf yönünden elden çıkarıldığı tarihteki gerçek değerinin tespiti gerektiği-  Dava dışı diğer borçlunun adresinde yapılan hacze konu mahcuz malların satışının yapılıp yapılmadığı, satışı yapılmış ise davalı borçlunun sorumlu olduğu miktar da dikkate alınarak yapılacak değerlendirme ile sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
İhtiyati haciz kararlarının esas hakkında bir kanaat oluşmadan ve tam bir ispat aranmadan verilen geçici nitelikte hukuki korumaya ilişkin kararlar olduğu, yani devam etmekte olan dava sonunda davanının hükmedilecek alacağının tahsilini garanti altına almak için davalının mallarına geçici olarak el konulabileceği, mahkemece İİK. 281/2 gereğince dava konusu yapılan taşınmaz üzerine ihtiyati haciz konulmuş olup, davalının haklarının korunması amacıyla teminat da alındığından, davalı 3. kişi vekilinin istinaf dilekçesinde belirtilen hususlar yerinde görülmediğinden istinaf isteminin reddinin gerektiği- 
Dosya içerisinde mevcut takip evraklarının incelenmesinde, bu aşamada mevcut evraklar ile yaklaşık ispatın gerçekleştiği, bu itibarla davacı bankanın davalı borçlu aleyhine başlattığı takip miktarları ve dava dilekçesinde belirtilen dava değeri olan 43.018,11-TL ile sınırlı olmak üzere %15 teminat ile ... İcra Müdürlüğü’nün ... E sayılı dosyasındaki takip ve maaş haczi üzerinde cebri icra yapabilme yetkisi verilmesine karar verilmesi gerekirken 'ihtiyati haciz talebinin reddine' karar verilmesi yerinde görülmemiş 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca 10/12/2020 tarihli ara kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulması gerektiği kanaatine ulaşılmıştır-
Sonradan borçlu tarafından imzalanan tarihin, yine borçlu tarafından aksinin teyit edilmiş olmasına, davacının borcun doğumunun tasarruf tarihinden önce olduğunun somut delillerle ispatlanmamış olmasına göre davanın reddine karar verilmesi gerekeceği- Dava ön koşul yokluğundan reddedildiğine göre, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2. maddesine göre maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekeceği-