Davalının yetki itirazının yerinde olmadığı, davacının muayene ve ihbar külfetini yerine getirdiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen şeklin geçerlilik şartı olmayıp ispat şartı olduğu, davalı tarafa ulaşmış ve üzerine işlem tesis edilmiş mail ile ayıp ihbarının ispatlandığı, davalının mailleri ile ayıbı da kabul ettiği, davacının birkaç haftalık süre içerisinde kurulmuş ve çalışır vaziyette bırakılan makinenin buhar sistemini değiştirdiği ve hatalı bakım uyguladığını ispata yarar dosyada delil bulunmadığı, mahkemece ayıp nedeniyle satış bedelinin iadesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı ancak birlikte ifa kuralı gereğince ürünün davalıya iadesine de karar verilmesi gerektiği-
Taraflar arasındaki mülkiyetin tespiti, ipoteğin kaldırılması davasında, dava konusu taşınmaz gibi yüklenicilerin kat mülkiyetine geçmek üzere yaptıkları bu tür daireleri maket halinde bile satışa arz ettikleri inşaat şirketlerin bu çalışma tarzını benimsedikleri yaygın ve bilinen bir durum olup davalı bankanın inşaat şirketinin bu tarz satışları olabileceğini öngörüp araştırmasını buna göre yapması kendisinden beklenen özeni göstermesi gerekirken yüzeysel bir araştırma ile bu miktar bir kredi tesisinin iyi niyetli olduğunu ispata yeterli görülmediği-
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemleri-
Uyuşmazlık, tacir olan taraflar arasındaki hizmet sözleşmesine dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir...
Uyuşmazlık; davacının hesabındaki paranın kendi rızası ve talimatı dışında banka görevlilerince çekilip, dava dışı kişilere verildiğine ilişkin iddiasını ispatlayıp ispatlayamadığı, buradan varılacak sonuca göre davalı bankanın davacı tarafça doğduğu iddia edilen zarardan dolayı sorumlu tutulup tutulamayacağı ve mahkemece asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmesinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır..
Davacı yüklenicinin, TTK 18/2 maddesi hükmü uyarınca basiretli bir tacir olarak hareket etmekle yükümlü olduğu, davacı yüklenicinin içinde bulunduğunu iddia ettiği müzayaka haline karşın lehine hükümleri zarara sokan ikinci sözleşmeyi basiretli tacir olarak kendi iradesi ile imzaladığı, bu hali ile ilk sözleşme ile ikinci sözleşme arasında belirtilen farkın, aşırı yararlanma unsuru olarak edimler arasında bir oransızlık olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, davacı şirketin müzayaka halinin varlığına, davalı arsa sahibinin davacının zor durumundan, hiffetinden yahut tecrübesizliğinden yararlanmış olmasından bahsedilemeyeceğine-
Taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinin imzalanmasından sonra UKOME kararı gereğince taşıma işini yapacak araçların Y. S. S. Köprüsünden geçme mecburiyetinin getirilmesi karşısında, sözleşmenin yapılması sırasında öngörülemeyen olağanüstü bir durumun (öngörülebilen bir hususun sonuçları açısından bir öngörülemezliğin) sonradan ortaya çıktığı ve buna bağlı olarak TBK 138'de öngörülen uyarlamanın ilk koşulunun gerçekleştiği kabul edilerek uyarlamanın diğer koşullarının mevcut olup olmadığının incelenmesi gerektiği- "İstanbul ili dahilinde taşıma faaliyetinde bulunan davacı şirketin Y. S. S. Köprüsünün faaliyete geçebileceği ve köprünün faaliyete geçtiği zaman UKOME tarafından ticari araçların yeni köprüye sevk edileceği, dolayısıyla geçiş ücretlerinin değişeceği ve mesafenin uzayacağı hususlarını öngörülebilecek bir durumda olduğu, zira yapılan her yeni köprünün İstanbul trafiğini rahatlatmak amacıyla yapıldığı ve kamuoyuna köprünün açılacağı tarihin aylar evvelinden ilan edildiği gözetildiğinde köprünün açılması ve UKOME’nin ticari araçların yeni köprüye sevk etmesinin "öngörülemeyen veya öngörülmesi beklenmeyen hâl" olarak kabulünün mümkün olmadığı, sözleşmenin uyarlanması için gereken bu şartın oluşmaması nedeniyle uyarlamanın söz konusu olamayacağı" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
6. HD. 27.12.2022 T. E: 2021/5839, K: 6107
Forward sözleşmenin TBK'nun genel işlem koşullarına ilişkin hükümlerine aykırılık taşıdığı iddiası- "Davalı bankanın forward işlemi hakkında davacı yeteri kadar bilgilendirdiği ve aydınlattığı hususunu" ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmişse de, risk bildirim formu da dahil ilgili tüm belgeleri imzalayıp davalı banka ile aralarındaki türev işlemleri sözleşmesinin hukuken geçerli olduğunu kabul ettikten sonra, zarar ettikleri türev sözleşmenin hukuken geçersiz olduğuna ilişkin davacı iddiasının hukuken korunamayacağı- Tacir olan davacının yaptığı işlemlerin, attığı imzanın sorumluluğunu kavrayabilecek kimse olduğu, yapılan işlemin riskli olduğu, aynı şekilde bankanın da zarar edebileceği, kurun vade farkından korunmak için sabitlendiği, dolayısıyla davalı bankanın kendiliğinden bu işlemi yapmasının olanaksız olduğu- Taraflar arasındaki sözleşme gereğince davalı banka tarafından kesinti yapıldığından, mahkemece, yapılan kesinti miktarı da denetlenmek suretiyle, sözleşme uyarınca fazla kesinti yapılmadığının tespiti halinde davanın reddi gerektiği-
Dava, faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir...
