Mahcuzların İl Özel İdaresi tarafından gönderilen para ile alındığı borçlu spor kulübünün de kabulünde olup bu durumda alımı gösteren faturaların borçlu kulüp adına kesilmesinin mahcuzların borçluya ait olduğunu göstermeyeceği- Borçlunun İl Özel İdaresi tarafından gönderilen ihtara cevabının içeriğinden, İl Özel İdaresince gönderilen paranın bağış olarak nitelendirilemeyeceği, bu paranın bağışlandığına yönelik herhangi bir belgeye de rastlanmadığından, üçüncü kişinin açtığı istihkak iddiasına ilişkin davanın kabulü gerektiği-
Asıl icra takibinin yapıldığı yer Bakırköy İcra Dairesi olmakla birlikte, davalı borçlunun yerleşim yeri adresinin Antalya olduğu, buna göre, HMK'nin 7/1. maddesine göre davalılardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde davanın açılıp görülmesi mümkün olduğundan, mahkemenin yetkili olduğu noktasında bir tereddüdün bulunmadığı-
Davacı üçüncü kişi vekili dava dilekçesinde borçlu ile aralarında sadece isim ortaklığı olduğunu belirtmesine rağmen borçlunun finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklanan borcunu ödeyememesi nedeniyle otelin kapanmaması için finansal kiralama şirketi ile yaptıkları sözleşme ile mahcuzları ve finansal kiralama konusu tüm menkulleri aldıkları ve oteli aynı ad altında işletmeye devam ettikleri, aynı zamanda borçlunun 30.09.2005 tarihi itibariyle haciz adresinde kiracılık sıfatının sona ermesi nedeniyle adresten ayrılarak işlerini İstanbul'da merkezden devam ettiğini belirtmiş olması hususları bir bütün halinde değerlendirildiğinde borçlu ile üçüncü kişinin beraber hareket ettikleri, ayrı unvanlar altında kurulmuş olsa da aralarında kuvvetli bağ bulunduğu, alacaklılardan mal kaçırmak kastı ile muvazaalı işlemlerde bulundukları anlaşıldığından, davanın reddi gerekeceği-
Üçüncü kişinin haciz müzekkeresine karşı mevduat hesabı üzerinde rehin hakkı bulunduğunu ileri sürmesinin, İİK'nin 96/1 uyarınca istihkak iddiası niteliğinde olup, icra müdürünün istihkak prosedürünü düzenleyen İİK’nin 96-97 maddelerinde yazılı kurallara göre işlem yapması gerekeceği-
Borçlunun, istihkak iddiasına karşı tutumu belirli ise davada taraf olarak gösterilmesinin gerekli olmadığı, ne var ki, somut olayda yokluğunda alınan haciz kararlarından haberdar edilmeyen, 103 davet kağıdı adreste tanınmadığından iade edilmesi üzerine yeniden tebliğ edilmeyen borçlunun, istihkak iddiasına karşı tutumunun belirlenemediği, bu nedenle borçlunun davalı sıfatı ile davaya katılmasının sağlanması için, davacıya süre ve imkan verilerek taraf teşkilinin sağlanması gerekeceği-
Davacı üçüncü kişinin delil olarak bankacılık sözleşmesine dayandığı, dava dilekçesi içeriğinde borçluya çek karnesi verildiğinden bahsettiği, buna göre, HMK'nin 322. maddesinin atfı ile HMK'nin 140. maddesinin son fıkrası uyarınca davacı tarafa dilekçesinde gösterdiği ve sunmadığı belgeleri sunması için süre ve imkan tanınması gerekirken, davacı Banka'ya müzekkere yazılarak belgelerin gönderilmesinin istenmesinin, aksi taktirde sözleşmelerinin olmadığının kabul edileceğine yönelik ihtarat yapılmasının ve gelen cevabi yazıya istinaden yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu-
İİK'nin 8. maddesi uyarınca aksi ispat edilene kadar muteber olan haciz tutanağı içeriğine göre, borçlunun haciz mahallinde hazır bulunduğu, buna göre, İİK'nin 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, bu yasal karinenin aksinin davacı 3. kişi tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekeceği-
Uyulmasına karar verilen bozma ilamında "mahcuzların, davalı borçluya mı, yoksa önceki kiracılardan kalan eşyalar ise davacı üçüncü kişiye mi ait olduğunun belirlenmesinin gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen, mahkemece, icra hukuk mahkemesinin dosyalarında düzenlenen ve "haciz adresi otelde bulunan eşyaların ekonomik ömrünü tamamladığını ve çok eski olduklarını" belirten bilirkişi raporu ile yetinilmesinin hatalı olduğu; öncelikle bu dosyalar getirtilerek, dosyanın yeniden mali müşavir bilirkişiye tevdii ile dava konusu mahcuzlar ile anılan dosyalarda dava konusu edilen mahcuzların aynı olup olmadığı hususunda rapor aldırılması ve bu rapor ve dosya içerisindeki tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği-
Davalı alacaklı tarafça borcun dayanağı olarak cari hesap ilişkisinin gösterilmiş olması ve borçlu şirketin %50 hisse sahibi ortağının, üçüncü kişi şirketin de ortağı iken borcun doğum tarihinden önce ortaklıktan ayrılmış olduğu da nazara alındığında, bu durum ve iki şirket arasındaki isim benzerliğinin tek başına, mülkiyet karinesinin borçlu lehine işletilmesi için yeterli olmadığı-
Dosyada bulunan ve gerekçede değinilen bilirkişi raporunda, yüklenici borçlunun yaptığı işler ve üçüncü kişinin hakediş belgelerinin yeteri kadar irdelenmediği, borçlu ve üçüncü kişi davacı arasındaki götürü bedelle düzenlenen sözleşme kapsamında, menkullerin her birinin nitelikleri, ilgili mahcuzun kullanıldığı inşaat sahasının ne kadarının tamamlandığı, varsa faturaları getirilerek temin ve hakediş tarihlerinin ayrı ayrı denetlenmesi, hakedişlerin inşaat kapsamındaki puantaj yüzdesi, teslim, geçici kabul ve hakediş durumları her bir mahcuz için tespit edilmek üzere uzman bilirkişi raporu düzenlettirilmesi, bu doğrultuda elde edilen bilgilerin dava dosyasında bulunan diğer delillerle birlikte değerlendirilerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceği-