HMK’nın 46. maddesine dayalı tazminat istemi-
HMK’nın 46. maddesine dayalı tazminat istemi-
Davacının, 24.000 TL manevi tazminat talebinin 2024 yılı itibarıyla temyiz kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kaldığı-
Dava dilekçesinde icra takibinin tedbiren durdurulmasına karar veren hâkimin zararın doğmasına neden olduğu iddiasıyla maddi ve manevi tazminat isteminde bulunulduğu davanın, gerekçeli kararı veren hakime ihbar edildiği ancak icra takibinin tedbiren durdurulmasına karar veren hâkime davanın ihbar edilmeden karar verilmesinin hatalı olduğu-
Hakimin takdir yetkisi kapsamında kalan delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin hususların tazminata konu edilemeyeceği-
Karar veren Hâkimin eyleminin HMK.m.46'da sayılan sınırlı hallerden birisini ihlâl edici nitelikte olduğu hususunun davacı tarafından ispat edilemediği-
Somut olayda HMK.m.46'da belirtilen sınırlı sayıda belirtilen sorumluluk sebeplerinden hiçbiri bulunmadığından ve hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı tazminat şartları oluşmadığı-
Avukatın, vekaletnamesinde hâkimlerin fiilleri nedeniyle Devlet aleyhine dava açma konusunda özel yetkinin bulunması gerektiği-
Davacının yaşlılık aylığının geç bağlanması sebebine dayanan maddi tazminat isteminin hakimin yargısal işlemlerine yönelik olduğu, delil olarak incelenen hizmet tespiti dava dosyası kapsamına göre yasal çerçevede hukuki sürecin işletildiği, davanın uzun sürede sonuçlanmasında yargılama faaliyetine katılan hakimlerin ve ihbar olunan hakimin yasada belirtilen şekilde davayı sürüncemede bırakma, hakkın yerine getirilmesinden kaçınma yönünde kasıtlı bir davranış veya hareketlerinin bulunduğunun ispat edilemediği, HMK'nın 46 ıncı maddesinde sınırlı sayıda belirtilen diğer sorumluluk sebeplerinden hiçbirinin de bulunmadığı, buna bağlı olarak hakimlerin yargılama faaliyetinden dolayı tazminat şartlarının oluşmadığı-
İhtiyari dava arkadaşlığının mevcut olduğu hâllerde ihtiyari dava arkadaşı sayısı kadar dava bulunduğundan, dava değerinin ve buna bağlı olarak kesinlik sınırının da her bir dava, bir başka ifadeyle her bir dava arkadaşı yönünden ayrı ayrı belirlenmesi gerektiği- Davacılar için ayrı ayrı talep edilen manevi tazminat miktarı 2024 yılı itibarıyla temyiz kesinlik sınırı altında kaldığından, anılan karara karşı temyiz yoluna başvurulmasının miktar itibariyle mümkün bulunmadığı- "HMK'nun sistematiğinde temyizi kabil olmanın asıl, temyiz edilememenin ise istisna olarak düzenlendiği, istisna hükümlerinin dar olarak yorumlanması gerektiği, bölge adliye mahkemelerinin kararlarına dair temyizi kabil olmama hâlinin kıyas yoluyla, ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Hukuk Dairesi kararlarına teşmil edilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle kararın temyizinin kabil olduğu" görüşü ile "(HMK m. 46'ya dayalı) manevi tazminat istemiyle açılan eldeki davada, Özel Dairece ilk derece mahkemesi sıfatıyla karar verildiği, bu nedenle HMK m 341'in uygulanması gerektiği, HMK m. 341/2 gereğince manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabileceği, kararın kesin olmadığı ve temyiz incelemesinin yapılması gerektiği" şeklindeki görüşlerin HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
