Genel haciz yolu ile takiplerde, takibe itiraz edilmiş olması halinde takibin duracağı, ancak bu olgunun, İİK’nun 261. maddesi gereğince daha önce uygulanan ihtiyati hacizleri hükümsüz kılmayacağı gibi, kalan alacak bölümü için ihtiyati haciz uygulanmasını etkilemeyeceği, takibin durmuş olmasının sadece, dosyaya giren paranın alacaklıya ödenmesine engel teşkil edeceği–
Takibin belgeye dayandığı durumlarda belgenin tasdikli örneğinin ödeme emriyle birlikte borçluya gönderilmemiş olması halinde, borçlunun, bir taraftan takibe itiraz edip onu durdururken, diğer taraftan şikayet yoluyla ödeme emrinin iptali konusunda başvuruda bulunabileceği–
Yasal süresi içinde icra dairesine başvurarak borca itirazda bulunan borçlunun ayrıca icra hakimliğine başvurmasının gereksiz bir başvuru olup sonuç doğurmayacağı–
İtirazın borçlu adına avukat sıfatı bulunmayan vekil tarafından yapılması halinde, geçerli olmayacağı–
İtirazın süresinde yapılmamış olması halinde takibin kesinleşeceği, icra müdürlüğünün buna aykırı kararının süresiz şikayete neden olacağı–
Süresi geçtikten sonra yapılan itiraz hükümsüz olacağından alacaklının bu durumda «itirazın kaldırılması»nı icra mahkemesinden istemesinin gereksiz ve geçersiz olacağı–
İcra müdürünün itirazın süresinde yapıldığını kabul ederek vermiş olduğu «takibin durdurulmasına» dair karardan kendiliğinden dönemeyeceği–
Borçlunun süresi içinde icra dairesine başvurarak itirazda bulunup takibi durdurmasından sonra alacaklının takibin devamını ancak alacaklının genel mahkemeden veya icra mahkemesinden alacağı -«itirazın iptali» veya «itirazın kaldırılması» konusunda- olumlu kararla mümkün olacağı–