Davacının davalıların murisine ödünç para verdiğini ödeme dekontlarında yer alan 'ödünç' ibaresiyle kanıtladığı ve hükmedilen faizin 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının Euro olarak açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı olduğu-
Davacı tarafından gönderilen havalede “E.ler İnşaat cari hesabına istinaden” açıklaması bulunduğu, bu açıklama, E.ler İnşaatın borcuna ilişkin olarak paranın gönderildiğini ifade ettiği, davalının bu havaleyle gönderilen parayı kabul ettiği ve kullandığı, ancak savunmasında havaledeki açıklamadan bambaşka bir sebebe dayandığı, paranın davacının davalıya olan borcuna karşılık bir ödeme olarak gönderildiğini ileri sürdüğü; havaledeki açıklamayı yani paranın gönderiliş amacını tümüyle değiştirdiği- Davalının o tarihte bu açıklamaya itiraz ettiğine ilişkin herhangi bir iddia ve delil ortaya koymadığı, dosyada mevcut bilirkişi raporunda 30.04.2008 tarihli havale ile aynı gün ve aynı miktarda borçlar hesabından Ç. A.Ş. ye 257.000,00 TL'nin intikal ettiği, davalının aşamalardaki dilekçelerinde davalının Ç. A.Ş. de %37 pay sahibi olduğu, pay sahibi olduğu şirketin acil ödemeleri dolayısıyla kendi borcuna ilişkin aldığı ödemeyi şirket hesabına borç olarak verdiğini belirterek dava konusu alacağı ilişkilendirdiği- Davacının davalının banka hesabına gönderdiği paranın E.ler İnşaat şirketinin borcu amacıyla gönderildiği ve davanın süresinde açıldığı anlaşıldığından kararın onanması gerektiği-
Geçersiz sözleşme nedeniyle verilenlerin geri istenmesi hâlinin sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak çözümleneceği-Sözleşmede taraf olmayan davalıların ve şirkete satış bedelinin bakiye bölümünün ödendiği iddiasının ispat edilemediği, davacının dava dilekçesinin açıkça yemin deliline dayanmamış olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerektiği-
Davacının davalıya gönderdiği dekontta açıklama yer almadığı, söz konusu havale makbuzunun borcun ödendiğine karine teşkil ettiği, ispat yükü kendisinde olan davacının paranın borç olarak gönderildiğini, yasal delillerle ispat edemediği, davalının ilgili duruşmada kendisine teklif olunan yemini usulüne uygun şekilde eda ettiği, Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak karar verildiği, yeniden hüküm tesis edilmesi nedeniyle vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu-
Davanın, itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, herhangi bir kayıt içermeyen havaleler borç ödeme niteliğinde ise de ispat yükü üzerinde bulunan davacı, söz konusu havale açıklamasında "04.07.2019 tarihinde geri ödeme alınacak" kaydına yer vererek paranın borç olarak gönderildiğine dair iddiasını bu miktar yönünden ispat ettiği, aksini ispat yükünün davalıda olduğu, davalının, aksi yöndeki iddiasını ancak, alacağın miktarı itibariyle yazılı delille ispat etmesi gerekirken, bu yönde bir delil sunamadığından davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Davacı, davalı borçlu hakkında ... tarihinde takip başlatmış, ödeme emri davalı tarafa ... tarihinde tebliğ edilmiş, davalı da bu tarihten altı hafta sonra temerrüde düştüğünden talep edilen alacağın ve faizin ancak borçlunun temerrüde düştüğü tarihten itibaren işlemesi gerektiği-
Davalıya ait aracın satışına ilişkin davacı tarafından banka havalesi yoluyla ödendiği iddia edilen bedelin, araç devrinin gerçekleşmemesi nedeni ile iadesi istemine ilişkin davada, TBK. m.555 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan havalenin, hukuki nitelik itibariyle bir ödeme vasıtası olduğu, bir başka ifade ile, havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığına dair yasal karinenin mevcut olduğu, bu yasal karinenin tersini ileri süren havalecinin, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğu, davacının, tır alımı nedeniyle parayı gönderdiğini iddia ettiği; davalının ise, paranın alındığını ancak davacının kendisine bir borcunun olmadığını, kendisinin tırı dava dışı üçüncü kişiye sattığını ve üçüncü kişinin borcu nedeniyle paranın davacı tarafından kendisine gönderildiğini savunduğu, bu durumda, davalının paranın alındığına dair ikrarının bağlantısız bileşik ikrar olduğu, davalı ikrarı yanında ayrı bir vakıa ileri sürdüğünden, bu vakıayı ispat külfeti kendisine düşecek olmasına göre, davalıya savunması ile ilgili delilleri sorulup hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, ispat külfetinin tayininde hataya düşülerek karar verilmesinin doğru olmadığı-
"Maddi destek" açıklaması ile havale edilen paranın "bağış" olarak kabul edilmesi gerektiği, paranın davalıya borç olarak verildiğinin ispatı için bu açıklamanın yeterli olmadığı- Taraflar arasında mevcut başka bir ilişkinin varlığı da iddia ve ispat edilmediğinden, itirazın iptali davasının reddi gerektiği-
Verilen IBAN bilgilerine göre havale işlemlerini gerçekleştiren bankanın paranın gönderildiği IBAN ile havale alıcısının isminin aynı olup olmadığını kontrol etme yükümlülüğünün bulunmadığı- Yapılan ilk havale işleminden sonra, davacı şirketin basiretli tacir olarak paranın gönderilmek istendiği alıcı şirket ile irtibata geçerek paranın alıcının hesabına geçip geçmediğini teyit etmeden aradan 20 günden fazla süre geçtikten sonra aynı IBAN’a havale işlemi yapılmasını talep etmesinde kusurlu olduğunun kabulü gerektiği- "Davacı ile arasında vekâlet ilişkisi bulunan davalı bankanın özen yükümlülüğünü yerine getirmesi gerektiği, bankanın en hafif kusurundan bile sorumlu olduğu, bankanın sorumlu olmaması için kusursuz olması gerektiği, davalı banka tarafından davacıya yurt dışına EFT işlemi yapılırken, hesap sahibi ile IBAN’ı eşleştirmenin mümkün olmadığını bildirmesi gerektiği" şeklindeki görüşlerin HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
3. HD. 17.09.2020 T. E: 3226, K: 4359
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • kayıt gösteriliyor