Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, sözleşmenin ifasının fiili veya hukuki yönden imkansızlığının söz konusu olmadığı, davacının kötü niyetli ıslah yaptığı kanaati oluştuğundan yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 4. maddesi gereğince hak kazanılan vekalet ücretinin 3 katı tutarında vekalet ücretine hükmedildiği, yine davacının davanın geldiği aşama kapsamında aleyhine sonuçlanacağı düşüncesiyle kötü niyetli olarak ıslah talebinde bulunarak dava sebebini değiştirdiği, buna rağmen ıslah anına kadar davalının yaptığı gider ve vekalet ücretini verilen süre içerisinde ikmal etmeyerek davayı sürüncemede bıraktığı kanaatine varıldığından, HMK’nın 182/1. maddesi gereğince takdiren 500 TL disiplin cezasına mahkum edildiği gerekçesiyle davanın reddine, HMK’nın 182/1. maddesi gereğince davacının 500 TL disiplin cezasına mahkum edilmesine karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece "davalının tacir olup sözleşmedeki ceza koşulunun geçerli olduğu, davalının fesih tarihi itibariyle ... aylarına ilişkin kira borcunu ödemediği, fesih tarihinden sonraki dönem bakımından bir yıllık kira tutarından oluşan cezanın tenkisi gerektiği, bilirkişi tarafından belirlenen yeniden kiraya verme süresi olan 6 aylık süre nazara alınarak davanın .. TL kira alacağı ... TL cezai şart yönünden davanın kabulüne" karar verilmesinin isabetli olduğu- Yükseköğretim Kanunu mad. 56/b delaletiyle 492 sayılı Harçlar Kanunu mad. 13/j gereğince, davalı üniversitenin harçtan muaf olduğu-
Mahkemece, davacının "taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davalıya sözleşmede belirlenen sürede çıkarması gereken belirli miktarda madeni çıkarıp, diğer işlemleri yapamadığını ancak sözleşmede kararlaştırılan bu edimin sözleşmenin başından itibaren imkansız olduğunu zira yeterli miktarda rezerv bulunmadığını, sahanın bir bölümünün de askeri bölge içerisinde bulunduğunu ve yetkili makamlarca izin verilmemesi sebebiyle bu kısımda çalışma yapılamadığı" şeklindeki iddialarının davalının da tacir olduğu hususu nazara alınarak, tacir olan davacının da dayanabileceği tartışmasız olan mülga BK'nın 20 ve 177. maddeleri kapsamında değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Vasiyete konu taşınmazın objektif imkansızlık nedeni ile davacı adına tapuya tescilinin mümkün olmadığı durumlarda, bu taşınmazın davacıya aidiyeti yönünden tespit kararı verilmesi gerekeceği-
Vaat borçlusu ve mirasçıları, davanın açıldığı tarihte taşınmazın maliki olmadığından, aynen ifa imkansızlığı nedeniyle müspet zararı isteyebilecekleri- Mahkemece; ifanın imkansız hale geldiği tarih itibariyle, taşınmazın rayiç değerinin bilirkişi marifetiyle tespiti ile belirlenen rayiç bedele hükmedilmesi gerektiği, hukuken geçersiz sözleşmeler tasfiye edilirken uygulanan denkleştirici adalet kuralına göre hesaplanan miktara hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu- Mirasçıları, murisin borçlarından şahsen (TMK 699) ve müteselsil olarak (TMK 641. md) sorumlu olduklarından, mahkemece hükmedilecek alacak miktarının tamamından davalı mirasçıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmaları gerektiği, miras hisselerine düşen miktarın hüküm altına alınmasının hatalı olduğu-
Sözleşmenin yapıldığı tarihteki imar durumuna göre ifanın herkes açısından objektif olarak imkansız olması nedeniyle ifasının istenemeyeceği ve ifası imkansız olan sözleşmelerde herkesin aldığını sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade etmesi gerektiği ve geçersiz sözleşmeye dayalı ifa istenemeyeceği-
Bir şeye malik olan kimsenin o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olacağı, arazi üzerindeki mülkiyetin kullanılmasında yarar olacağı ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsayacağı, bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar bitkiler ve kaynakların da gireceği, bu hükümler karşısında taşınmaz üzerinde bulunan bina ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların mülkiyeti kural olarak arzın mukadderatına tabi olacağı, muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığı düşünülemeyeceğinden aksine bir kanun hükmü bulunmadıkça muhdesatların tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilemeyeceği-
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi de istenmesine rağmen bu konuda her hangi bir karar verilmemiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu- Davada sözleşmenin feshi istemine bağlı olarak davalı yana devredilen bölümün tapusunun iptali ile tescil talebi kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de tapusu iptal edilen bölümlerden bir tanesi davalılardan biri adına kayıtlı olduğundan, harç hesabı yapılırken bu hususun dikkate alınması gerektiği-
Mahkemece, çoğun içinde az da bulunur kuralı gereğince, sözleşme tarihinden 109 gün sonra deprem meydana gelmesi, imar ve denetim mevzuatındaki değişiklikler, sözleşme ve dava tarihi arasında geçen süre gözönüne alındığında TBK.nun 136. maddesi çerçevesinde artık sözleşmenin kurulduğu andaki şartlarla ifasının borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaştığından borcun sona erdiğinin tespitine karar vermek gerekeceği-
Sözleşme tarihinde 5 kata kadar inşaat izni verilmekte iken ileri bir tarihte gerçekleşen depremden sonra inşaat izninin 3 kata indirilmesiyle borçlunun kusuru olmaksızın ifanın imkansız hale geldiği anlaşıldığından, sözleşmenin sonradan imkansızlık nedeniyle geçersiz olduğu-
