Mahkemece, 13 ve 15 yaşlarındaki idrak çağındaki ortak çocukların velayetleri konusunda görüşlerinin alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği- Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, malların yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re'sen almak zorunda olduğundan; tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere davalı kadın ile yanında bulunan ergin olmayan çocuklar ve ergin olduğu tarihe kadar ergin olan müşterek çocuk yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerektiği-
Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme eşlerden birinin yerleşim yeri ya da davadan önce son altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi olduğundan; tarafların evlilik birliğinin devamı süresince oturdukları yer ile dosyaya sunulan ikametgah belgesi uyarınca da davacının dava tarihi itibarıyla yerleşim yerinin aynı olduğu anlaşılmış olup, gerçekleşen bu durum karşısında; mahkemece süresinde yapılan yetki itirazının kabulü ile yetkisizlik kararının verilmesi gerektiği- Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, malların yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re'sen almak zorunda olduğundan; tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerektiği-
Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, malların yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re'sen almak zorunda olduğundan; tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere davalı kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerektiği- 
Tarafların müşterek çocuğu dava tarihinde ergin olup, kendisi tarafından da harcı verilmek suretiyle açılmış bir nafaka davası da bulunmadığından; ergin çocuk lehine iştirak nafakasına hükmedilemeyeceği- 
Boşanmanın eki niteliğindeki maddi ve manevi tazminat isteklerinin boşanma kararının kesinleşmesi ile muaccel hale geleceği ve faize kesinleşme tarihinden itibaren hükmedilebileceği- Kadın ve müşterek çocuk lehine nihai karar tarihinden önce ara kararla veya ek kararla hükmedilen tedbir nafakası bulunmadığından; kadın ve tarafların müşterek çocuğu lehine tedbir nafakasına hükmedilmeyen dönem olan, dava tarihinden nihai kararın verildiği tarihe kadar uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerektiği- 
Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, malların yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re'sen almak zorunda olduğundan; tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere davacı kadın ve müşterek çocuklar yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerektiği- 
Pek kötü veya onur kırıcı davranışın (TMK. mad. 162) ispat edilememesi halinde, açılan boşanma davasının reddi gerekeceği- Daha ağır kusurlu olan kadın yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinin isabetsiz olduğu- Ekonomik ve sosyal durumlarına göre, tarafların gelirlerinin birbirine denk olması halinde, kadın lehine tedbir nafakasına hükmedilmesinin isabetsiz olduğu-
Yabancı mahkemece verilen boşanma kararının tanınmasıyla, yabancı ilamın kesin hüküm etkisi hasıl olmuş ve taraflar yabancı mahkeme kararının kesinleştiği tarih itibariyle boşanmış olup, bu durumda tarafların birbirlerine karşı evlilik birliğinden kaynaklanan yasal yükümlülükleri aynı tarihte ortadan kalkmış olduğundan; tedbir nafakasına hükmedilemeyeceği- Tanıma kararı yabancı ilama kesin hüküm vasfı kazandırdığına göre, artık kadın yararına bu kesin hükme aykırı düşecek şekilde yoksulluk nafakası takdir edilemeyeceği; çocuk için yabancı ilamda yer alan nafakaya ilişkin hükmün ise tenfiz kararı alınmak suretiyle Türkiye'de icrası olanağı mevcut olduğundan; çocuk yararına da iştirak nafakasına hükmedilemeyeceği-