Kambiyo senetlerinde yapılan sahteciliğin resmi belgede yapılmış sayılabilmesi için ilgili kambiyo senedinin Türk Ticaret Kanunu'nda öngörülen bütün unsurlarını taşıması gerekli olduğu- Suç tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nun 692/5. maddesi gereğince çeklerde keşide yerinin yazılması, yazılmadığı takdirde keşidecinin adı yanındaki yerde düzenlenmiş sayılacağı ve bu unsurun eksikliği halinde çekin özel belge niteliğinde olacağı bu nedenle sanıkların eyleminin özel belgede sahtecilik suçu olacağı-
Çek yapraklarının zorunlu unsurları taşımaması halinde, çek iptali davasına konu edilemeyeceği- Çek iptali davası açma hakkının yetkili hamile ait olduğu- Davacıların, muhatabı çekleri ödemekten men edebilecekleri gibi murisin elinden rızası hilafına çıkan çekin bedellerinin kendilerinden talep edilmesi durumunda menfi tespit davası açma haklarının bulunması karşısında, çek iptaline ilişkin dava açmakta hukuki yararlarının bulunmadığı-
Ciro edilemez kaydı bulunan çekin ancak alacağın temliki yolu ile devri olacağı- Çekin yüzünde bulunan ciro edilemez kaydı çekin kambiyo senedi niteliğini etkilemese de, senedin ciro yoluyla devrini engelleyeceği- Çekin arkasında yazılı olduğu ileri sürülen; “iş bu çek teminat çeki olup, cirolanamaz ve icra takibine konu edilemez” şeklindeki şerhin beyaz kimyasal bir madde ile kapatıldığı yönündeki iddianın doğruluğunun araştırılması gerektiği-
Davacı şirketin, davalı şirket ile ticari ilişki içerisine girdiği, davacı şirketin satış ve teslimini yaptığı ürünler için davalı şirketten çek aldığı, alınan çekin zayi olduğu, davacı şirket tarafından açılan kıymetli evrakın iptali davasında söz konusu çekin dava dışı tarafından bankaya ibraz edildiğinin anlaşıldığı, davacı şirketçe zayi olan çek bedelinin davalı şirketten talep edildiği, ancak davalı şirketin satın aldığı mal karşılığı çek vermekle davacıya karşı borcunu yerine getirdiği, "söz konusu çekin zayi olması dolayısıyla davalı şirketten tekrar alacak talep edilemeyeceği" gerekçesiyle itirazın iptali davasının reddine karar verilmesinin isabetli olduğu-
Çekin düzenleme yerinin çekte açık ve net biçimde gösterilmesi gerektiği, bu koşula uyulmamış ise o çekin kambiyo senedi olmadığı ve bu hususun mahkemece re'sen dikkate alınması gerekeceği-
Adı geçenin borçlu bölümünde şirket kaşesi üzerine veya şirketi temsilen imza attığı yönünde bir ibare bulunmadığına, şirket adına kambiyo senedi tanzim etme yetkisi de olmadığına göre borçtan şahsen sorumlu olacağının kabulü gerekeceği, çekte yazılı hesabın şirkete ait olmasının sonuca etkili olmadığı-
Satım sözleşmesi gereğince avans olarak verildiği ve ödendiği iddia edilen çekin, sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle bedelinin tahsili istemi-
Kambiyo senedi niteliği bulunmayan senet ile başlatılıp kesinleşen takipte, İİK. mad. 71/2 gereğince takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde işleyecek zamanaşımı süresinin 6762 s. TTK. mad. 726 uyarınca hesaplanamayacağı; uygulanması gereken zamanaşımı süresinin, TBK. mad. 146 uyarınca 10 yıl olduğu-
Uyuşmazlığın bankacılık işleminden kaynaklanan tahsil istemine ilişkin olduğu - Davacının, dava konusu çeklerin (C) tarafından değil kendisi tarafından davalı bankaya tahsil cirosu ile verildiği, bu nedenle çek bedellerinin (C) hesabına aktarılmasının doğru olmadığı - Somut olayla ilgili banka görevlileri ve dava kendisine ihbar olunan (C) hakkında devam eden savcılık soruşturmasının olduğu iddiasıyla huzurdaki davayı açtığı ve çeklerin tarafına iadesini, olmazsa bedelinin tahsilini istediği, bu durumda mahkemece, somut olayla ilgili devam eden ceza soruşturmasının sonucu beklenilerek, soruşturma sonunda eldeki davayı etkileyecek bir sonuç oluşup oluşmayacağının değerlendirilmesi ve buna göre bir karar verilmesinin gerektiği -
Takibe dayanak çekte keşide yerinin belirtilmediği, dolayısıyla, çekin, kambiyo senedi niteliği bulunmadığı anlaşıldığından bu belgenin kambiyo takibine konu edilemeyeceği-
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • kayıt gösteriliyor