Yargıtay ilamının, kararın düzeltilmesini isteyene 22.08.2020 tarihinde elektronik tebligat ile tebliğ edilip, karar düzeltme dilekçesi ile 07.09.2020 tarihinde verilerek kaydettirildiği, ne var ki; Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulması gerektiği gibi, İİK’nun 18/1.maddesi uyarınca, icra mahkemesine arzedilen hususlar ivedi işlerden sayılacağından ve dolayısıyla HMK'nun 103/1-h maddesi uyarınca, adli tatil hükümleri uygulanamayacağından karar düzeltme dilekçesinin süre aşımı bakımından reddinin gerektiği-
Basit yargılama usulüne tabi olan davalara (icra mahkemesinde görülenler hariç) adli tatilde bakılmayacağı- Basit yargılama usulünün uygulandığı sulh hukuk mahkemeleri ile iş mahkemelerinin adli tatilden yararlanacakları- Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya taraflardan birinin talebi üzerine, mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işlerin adli tatilde görülmeye devam edileceği- Söz konusu dava, niteliği itibariyle 3201 sayılı Kanunun 5. maddesi kapsamında tahakkuk ettirilen borçlanma bedelinin geriye etkili kılınması istemine yönelik olup, adli tatilde görülebilecek nitelikte davalardan olmadığı-
Basit yargılama davalarında sürelerin adli tatilde de geçerli olduğu-
Çeşitli sebeplerle sıkıntıya düşen şirketin, geçmiş ve mevcut üretim kapasitesine ve müşteri potansiyeline bakıldığında durumunun düzeleceği sonucuna varan mahkemenin iflasın ertelenmesine hükmetmesinin hukuka uygun olduğu- İflasın ertelenmesi talebinde bulunan davacıya yönelik verilen hükmü temyiz eden müdahilin, iflas davalarında sürelerin adli tatilde de işlemeye devam ettiğini göz ardı ederek karar kendisine tebliğ edildikten sonraki 10 günlük yasal süreyi geçirip temyiz dilekçesi sunması halinde mahkemece bir karar verilebileceği gibi Yargıtayın da bir karar verebileceği-
İcra mahkemesine arzedilen hususlar ivedi işlerden sayılacağından (İİK. mad.18/1) adli tatil hükümlerinin uygulanamayacağı (HMK mad.103/1-h)-
Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair 1980 tarihli Lahey Sözleşmesi hükümlerine göre, haksız olarak yerleri değiştirilen çocukların mutad meskeninin bulunduğu ülkeye iadesine ilişkin davalar, bu sözleşmenin uygulanmasını sağlamaya yönelik usul ve esasları düzenleyen 5717 sayılı kanun uyarınca basit yargılama usulüne tabi ve acele işlerden olup (m,9/2), adli tatilde de görüleceği ve bu kanunun uygulanmasından doğan dava ve işlerde adli tatil sebebiyle sürelerin uzamasına ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı-
Basit yargılama usulüne tabi olan tasarrufun iptali davasında, adli tatil süresince temyiz süresinin işlemeyeceği- Davalı üçüncü kişi dava dayanağı alacağın gerçek olmadığı iddiasında bulunduğundan, mahkemece bu husus üzerinde durulması gerektiği- Davalı borçlu ile üçüncü kişi şirket arasında organik bağ olduğu, dava konusu taşınmazın satışından sonra borçlunun organik bağ içinde olunan diğer şirket ortaklığından ayrıldığı satıştan sonra ancak dava dayanağı takipten önce aralarında uyuşmazlık çıktığı ve davaların bulunduğu, takip dayanağı 900.000 USD olarak büyük miktardaki borcun 30.05.2008 tarihinde verilmiş olmasına rağmen senedin vadesinin 30.12.2011 tarihine verildiği, alacaklı tarafından dava konusu taşınmazın tapu kayıtlarının istendiği anlaşıldığından, mahkemece, davacı alacaklının takip konusu bononun düzenlendiği 30.05.2008 tarihinde 900.000 USD elden borç verebilecek mali duruma sahip olup olmadığı kolluk aracılığı ile araştırılması, davacının şirketi var ise bu şirket kayıtlarında böyle bir alacak borç ilişkisinin varlığı ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak, alacağın gerçek olup olmadığının tespiti gerektiği- Mahkemece, alacağın gerçek olmadığı tespit edilirse, davanın ön koşul yokluğundan reddine karar verilmesi gerekeceği- Mahkemece hem tasarrufun iptaline karar verilip hem de davalı üçüncü kişi tarafından yatırılan teminat mektubundan alacağın tahsili yönünde hüküm kurması mükerrer ödeme sonucunu doğuracağı- Taşınmazın yargılama sırasında satılması durumunda, dördüncü kişi iyiniyetli ise bu halde de dava İİK'nun 283.maddesine göre bedele dönüşeceğinden davalı üçüncü kişi taşınmazı elinden çıkardığı tarihteki gerçek bedel kadar tazminatla sorumlu olacağından teminatın ancak bu bedel kadar paraya çevrilebileceği-
İş Mahkemesinden verilen kararların tefhim ve tebliğ tarihinden itibaren 8 gün içinde temyiz olunabileceği, bu süre içinde temyiz dilekçesinin hakime havale edildikten sonra temyiz defterine kaydının yaptırılması ve harcının yatırılması gerektiği, aksi takdirde temyiz süresi içinde temyiz dilekçesi ve temyiz defterine kaydedilmiş, ancak harç yatırılmamış ise, harç ve temyiz giderlerinin yatırılması için ilgili tarafa HUMK'nun 434/3.maddesi gereği 7 günlük kesin süre verilmesi gerektiği, aksi takdirde kararın kesinleşeceği, ayrıca iş mahkemesinde verilen kararların katılma yoluyla temyizine ilişkin 5521 sayılı Yasada bir hükümde bulunmadığı gibi süre tefhimle başladığından gerekçeli kararın ayrıca sonradan tebliğ edilmiş olması tefhimle işleyen sürenin hukuksal sonuçlarını doğurmasına engel olmadığı, HMK'nun 103/1-4 maddesi gereğince hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar adli tatilde görülecek işlerden olduğundan adli ara vermede geçen günlerin süreye dahil olduğu, somut olayda karar davalı şirket vekiline 02.11.2015 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği,davalının temyiz talebinin 8 günlük temyiz süresinin son günü olan 10.11.2015 tarihi geçtikten sonra 11.12.2015 tarihinde yapıldığı temyiz defterine kayıt ve harç makbuzlarından anlaşıldığından, davalı şirketin temyiz talebinin HUMK'nun 432/4.maddesi gereğince süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği-
HMK. mad. 103/1-4 gereğince, hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar adli tatilde görülecek işlerden olduğundan adli ara vermede geçen günlerin süreye dahil olduğu-
Kamulaştırma Kanundan doğan davaların basit yargılama usulü ile görüleceği ve bedel tespit ve tescil davaları, 10. maddede yazılı işlemler ve süreler nedeniyle ivedi işlerden olup, bu davalara adli ara vermede de bakılacağı-
