Anlaşmalı protokol hükmünün yerine getirilip getirilmediği, davalının ödemeyi taahhüt ettiği bedeli ödemeksizin taşınmazın satışına yanaşmamasının doğru olup olmadığı- Boşanma davasında, duruşmada alınan taraf beyanları, ibraz edilen ve mahkemece kararın eki olarak kabul edilen ve onaylanan protokol ile; mal rejiminin tasfiyesine yönelik bir anlaşma yapıldığının kabulü gerektiği- Aksi halde, davalının taşınmazın satışına yanaşmaması durumunda, kendisini satış yapmaya zorlayacak başkaca hukuki yollar olmaması nedeniyle davacının protokolde belirtilen mal rejimi tasfiyesinden kaynaklanan talepte bulunamayacağı sonucunu oluşturacaktır ki, bu durumun tarafların evlilik birliği içinde edindikleri mal varlığının tasfiyesi amacıyla anlaşmalı boşanma protokolü düzenlenirken oluşan iradelerine aykırılık teşkil edeceği- 2011 yılında kesinleşen boşanma kararından dava tarihine kadar geçen süre dikkate alındığında, taşınmazın satışı konusunda makul bir sürenin geçtiği, buna rağmen davalının satışa yanaşmamasının hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğu- Evlilik birliği içinde ödenen taksitlerinin yarısına tekabül eden bedelin tahsiline karar verilmesi gerektiği- "Boşanma protokolünde taşınmazın satımı ile ilgili vade belirlenmemesi, taşınmazın satışı halinde davacı tarafa 12.300 USD ödeme yapılacağının düzenlenmesi, dava tarihi itibari ile taşınmazın satılma durumunun olmadığı, yani protokolün ödeme yapılmasına ilişkin ön şartın gerçekleşmemiş olduğu, davalının temerrüde düşürülmediği, davanın sadece alacak davası gibi değerlendirilerek karar verilmesinin hatalı olduğu" şeklindeki karşı oya itibar edilmediği-

Taraflar arasında açılan anlaşmalı boşanma protokolünden kaynaklı alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliy ...