Evlilik ölümle veya boşanma yahut da iptal kararıyla sona ermiş ise, Türk Medeni Kanununun 194. maddesinin “aile konutuna” sağladığı korumanın sona ereceği ve rıza alınmadan yapılan tasarruf işleminin yapıldığı andan itibaren geçerlilik kazanacağı-
Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan imza incelemesinde davaya konu vekaletnamede davacı imzasının davacının eli ürünü olmadığı mütalaa edildiği, alınan raporun taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olduğu, yeni bir imza incelemesi yapılmasının davaya katkısının olmayacağı, kaldı ki ceza yargılamasında da beraat kararına rağmen sonradan zamanaşımı nedeniyle düşürülen kamu davasında alınan bilirkişi raporunda da söz konusu vekaletnamedeki imzanın davacı eli ürünü olmadığının ayrıca belirlendiği, davaya konu vekaletname ile davalı banka lehine tesis edilen ipotek sebebiyle davalı bankanın da davada taraf olmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, yine davalı noter ve noter katibinin doğru kişinin vekaletnameyi imzalaması konusunda sorumluluğunun bulunduğu, ayrıca bu vekaletnamenin ipotek tesisinde banka işlemlerinde de kullanıldığından usul ve yasaya uygun kararın onanması gerektiği-
TMK. mad. 875 gereğince, kesin borç ipoteğinin anapara yanında gecikme faizini de güvence altına alacağı-
İpoteğin fekki isteğine ilişkin davada, davalı Hazine’nin açmış olduğu dava sonucunda verilecek karar bu davadaki taraf teşkilini etkileyebileceğinden sonucunun beklenmesi gerekeceği-
Taşınmazdan ayrı olarak tek başına haczedilebilen teferruatın (eklentinin) gerçekten teferruat (eklenti) niteliğinde bulunup bulunmadığının yerinde keşif yapılarak araştırılması gerekeceği–
İpoteğin fekki için, ipoteğin, tarafların özgür iradeleri sonucu konulmuş olması, ipotek bedelinin fer'ileri ile birlikte icra müdürlüğüne ödenmesi ve alacaklının da parayı almaktan makbul bir sebep ileri sürmeksizin kaçınmış olması gerekeceği-
Muvafakatnamedeki imza davacı kadına ait olmasa da ipotek tesisi için eşin rızasını alma yönünde girişimi olan bankanın taşınmazın aile konutu niteliğini bilmediğinin söylenemeyeceği, muvafakat belgesindeki imzanın rızası gereken davacı eşe ait olup olmadığını araştırmadan aile konutu üzerine ipotek tesis ettiren ipotek alacaklısı banka ile halefiyet yoluyla ödediği tutar oranında alacakla birlikte rehin haklarına sahip olan kefilin TMK mad. 1023'de düzenlenen tapuya güven ilkesinden yararlanamayacağı- Fer’i müdahil banka hakkında hüküm kurulması ve bankanın yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasının isabetsiz olduğu-
İpotek akit tablosundaki lehtarlar ve borçluların araştırılıp gerektiğinde mirasçıları tespit edilerek bunlara tebliğat yapılması gerekeceği; aksi halde anılan madde koşullarında ipoteğin fekki istenemeyeceği-
Ticari nitelikteki Genel Kredi Sözleşmesine dayalı davada, davalı taraf süresi içinde dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'na göre iş bölümü itirazında bulunduğundan, davanın Ticaret Mahkemesi sıfatıyla görülmesi gerektiği-
Borç, ihtirazi kayıtla ödenmiş olduğundan, menkuller üzerindeki haciz kalkmış olsa dahi, dava ödenen bedel üzerinden devam edeceğinden, yargılamaya devam edilerek, deliller toplanıp işin esasına girilmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, ortada istihkak iddiasına konu menkul haczi bulunmadığından bahisle, yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı-
İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.