Taraflar arasındaki itirazın iptali davası-
Eser sözleşmesi uyarınca bakiye iş bedelinin tazmini istemi-
"Men in Black" ibaresinin davacı tarafından yaratıldığı, ibarenin ayırt ediciliğinin bulunduğu, bu ibarenin davalı gerçek kişi tarafından tesadüfen seçilip başvuru konusu yapılmasının hayatın olağan akışına uygun düşmediği, davalı gerçek kişinin davacının işbu markasından ve eserinden haberdar olmamasının da hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığı, davalının bu markayı hangi saik ile seçerek başvuru konusu ettiği konusunda ikna edici bir açıklamasının bulunmadığı gibi daha önce de benzer marka başvurusu yaptığı, davalının marka tescil başvurusu sırasında ibarenin davacıya ait olduğunu bildiği, bu itibarla davalının hukuki anlamda kötüniyetli olduğu-
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Yüklenicinin sözleşme fiyatlarıyla işe devam etmesini beklemenin iyi niyet kurallarıyla bağdaşıp bağdaşmayacağının TMK. m.2 uyarınca çözümleneceği-
Taraflar arasında düzenlenen sözleşmede davacı yüklenici, %60 ses desibel izolasyonunu sağlayacağını taahhüt ettiği halde, bilirkişi raporu da ses desibel seviyesinin %49,4 oranında gerçekleştirildiği belirtildiğinden davalı iş sahibi dosyaya ibraz ettiği 05.09.2011 tarihli satış sözleşmesi ile 1.500,00 TL bedel karşılığında yeni desibel metre cihazı alarak belediyeden canlı müzik ruhsatını alabildiğini savunduğundan yüklenicinin hak ettiği iş bedeli 20.273,00 TL'den, ayıbın giderimi için alınan yeni desibel metre cihazının bedeli 1.500,00 TL düşülerek bulunan 18.773,00 TL'ye yeniden KDV ilave edilmeksizin, ispatlanan ve ihtilâfsız olan 7.000,00 TL ödemenin mahsubu sonucu kalan 11.773,00 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Davacının sözleşme konusu işi süresinde bitirmemesi gerekçesiyle 1 yıl süre kamu ihalelerinden yasaklanmasına dair işlemin hukuka uygun bulunması sebebiyle davacının yasaklama işleminden kaynaklanan munzam ve manevi zarar istemlerinin de yerinde olmadığı-
Eser sözleşmesinden kaynaklı alacak ve tazminat istemine ilişkin davada, kanun koyucunun, yargılamanın herhangi bir aşamasında Yargıtay tarafından bir görüş bildirilmiş olması halinde dosyanın nihai olarak kesinleşmesine kadar HUMK hükümlerinin uygulanmasını amaçladığı- Yargılama sırasında dosyayı nihai olarak sonuçlandırmayan görev ve yetkiye ilişkin kararların Yargıtay yoluna başvurulmadan kesinleşmiş olması durumunda, Yargıtay'ın dosyanın usul ve esasıyla ilgili bir görüş bildirmediği izahtan vareste olup, böyle bir halde Kanun'un geçici 3. maddesinin 2. bendi uygulama yeri bulamayacağı gibi, dava dosyasının, istinaf kanun yolu incelemesine tabii olacağı- İstinaf kanun yolunun, taraflara ikinci bir yargılama hakkı tanımakta olup, bu husus tarafların lehine kabul edilen hukuki bir düzenleme olduğu- Kanunlarda yorum yapılırken lehe olan yorumun yapılması evrensel hukukun gereklerinden olup, bu gerekçeler doğrultusunda bölge adliye mahkemesinin istinaf incelemesi yapılması gereken dosyayı aksi düşünceyle daireye göndermesinde isabet bulunmadığı, kararın kaldırılarak istinaf incelemesi yapılmak üzere dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmek üzere ilk derece mahkemesine iadesine karar vermek gerektiği-
Eser sözleşmesinde olayda olduğu gibi aksi kararlaştırılmamış ise yüklenicinin edimini yerine getirmekle bedeli hak kazanacağı, bu nedenle işin ikmal ve teslim edilmesinden sonra kalan ücretin ödenmesi gerekeceğinden olayda direngen duruma düşen ve dolayısıyla kusurlu olan tarafın davalı ve karşı davacı yüklenici olduğu, tebliğden itibaren kendisine işin yapılması için 10 gün süre verilen davalı ve karşı davacının verilen sürenin bitimiyle birlikte direngen duruma düştüğünün kabulünün zorunlu olacağı, bu tarihten sonra davacı iş sahibi yararına gecikme nedeniyle mahrum kalınan isteme, doğan zarara hükmedilmesi gerekirken ifadan vazgeçip gecikmeden doğan zararı isteyen davacının buna dair isteminin tümden reddinin doğru olmayacağı, davalı ve karşı davacı dava dilekçesinde kalan iş bedeli için reeskont faizi istemiş olduğu halde 3095 sayılı Yasa’nın 2. maddesine uygun bir istem yerine %30 oranında yasal faize hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olacağı-
Yapılan sünnet işlemi sonucunda davacı küçüğün oluşan zarar nedeni ile penisinin normal anatomik yapısında olmadığı, sonuçta böyle bir olay neticesinde davacı ruh ve beden sağlığının bozulduğu, duyulan elem, acı ve devam eden tedavi süreci göz önünde tutularak, davalılar arasında düzenlenen sözleşme, sağlık bakanlığının genelgesi de dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken mahkemece, yetersiz ve dosya kapsamına uygun olmayan raporlar hükme esas alınmak suretiyle davalılara kusur izafe edilemeyeceği ve buna bağlı olarak tazminat sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi hatalı olduğu-

İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.