Velayet düzenlemesi yapılırken; göz önünde tutulması gereken temel ilkenin, çocuğun "üstün yararı" olduğu; çocuğun üstün yararını belirlerken; onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve sosyal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gerekeceği-
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda
Kararın gerekçe kısmında; bahsi geçen 89/1. haciz ihbarnamesine ilişkin şikayet ile ilgili olarak ihbarnamenin iptaline karar verilmesi yönünde kanaat oluşmasına rağmen, sehven düzeltilmesi yönünde hüküm kurulduğu belirtildikten sonra, hüküm bölümünde, anılan ihbarname geçerli kabul edilip tebliğ tarihinin düzeltilmesine karar verilerek, mahkemece, kararın gerekçe kısmı ile hüküm fıkrası arasında uyumsuzluk olacak şekilde sonuca gidilmesinin isabetsiz olduğu-
Danıştay 12. Dairesi'nin 28.10.2008 T. 4343/5507 sayılı kararında da bahsedildiği üzere, verilen iptal kararı ile iptali istenen idari işlemin tesis edildiği andan itibaren ortadan kalkacağı ve o işlemin tesisinden önceki hukuki duruma dönüleceği, ancak hukuka aykırılığı nedeniyle yargı kararı ile iptal edilen genel düzenleyici işlemin iptali ile bu genel düzenleyici işleme dayanarak tesis edilen bireysel işlemlerin uzun süre uygulanması, bu süre içerisinde kişilerin elde ettiği kazanımlarım geri alınmasının mümkün olmadığı durumlarda idari istikrar ilkesi ve kazanılmış hak kavramlarına aykırılık oluşturabilecek olması nedeniyle somut olay kapsamında değerlendirme yapılması gerektiği- Somut olayda taraflar arasında özel hukuk sözleşmesi imzalanmış olup, Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin ilgili hükmünün artık idari bir düzenleyici işlem formundan çıkıp, sözleşmenin bir hükmü hâline geldiği; dolayısıyla sözleşmenin bir normu hâline gelen HİGŞ’in ilgili hükmünün taraflar arasında uygulanmaya devam edilecek olduğu, bu kapsamda davacı tarafından sözleşme kapsamında düzenlenen hakedişlere usulüne uygun olarak itiraz edilmemiş olduğundan davanın reddi gerektiği- "Hizmet sözleşmelerinde ara hakedişlere itirazı düzenleyen HİGŞ'nin 42. maddesi hükmünün, tesis edildiği andan itibaren Anayasaya (silahların eşitliği ilkesine) aykırı olduğu, sözleşme özgürlüğü sınırlarını aştığı ve ispat hakkını ortadan kaldıracak şekilde delil sözleşmesi yapılamayacağına ilişkin yasa hükümlerine aykırı olduğu, anılan şartname hükümlerinin Danıştay tarafından iptal edilmiş olduğu ve düzenleyici işlem hakkında Danıştay tarafından verilen iptal kararının geçmişe etkili olarak sonuç doğuracağı, derdest davada HMK 448. maddeye kıyasen kesinleşmiş bir işlem olmadığından usule ait bu değişikliğin derhal uygulanması gerektiği, somut uyuşmazlıkta dava, derdest ve kesin hükme bağlanmamış olduğundan iptal kararının sonucuna göre hareket edilmesi ve anılan şartname hükmü ortadan kalktığından diğer yasal delillerinin incelenmesi gerektiği" şeklindeki karşı oyun benimsenmediği-
Usule ilişkin olan hükümlerin derhal uygulanması gerektiği gözetilerek, 22.07.2020 yürürlük tarihli 7251 sayılı Kanun ile değişen 6100 sayılı HMK'nın 177/2.maddesi ile Yargıtay’ın bozma kararından sonra tahkikata ilişkin bir eylem yapılması halinde, tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabileceğine dair açık düzenleme yapıldığı gözetilerek usule ilişkin kazanılmış hakkın istisnası niteliğinde yasa değişikliği uyarınca ıslah yapılabileceği-
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde kanunda tanımlanan taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerektiği- 4077 sayılı yasanın 23. maddesinin, bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketci mahkemelerinde bakılacağını öngördüğü- SKonaklama hizmetinin verilmesine ilişkin dava konusu sözleşmenin tarafı olan davalı kulübün tüketici olmadığı anlaşıldığından, davaya bakmakla Tüketici Mahkemesi değil, Genel Mahkemelerin görevli olduğu- Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği- Görevle ilgili konularda kazanılmış hakkın söz konusu olamayacağı- 
Trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemi-
Davacının eldeki davada maddi tazminat ve ........ TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, mahkemece tarafların taleplerine göre karar verilmesi gerekirken, gerekçesiz olarak manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesinin doğru olmadığı-
Kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olmasının bozma nedeni olduğu, bu durumda, mahkemece yapılacak işin, tefhim edilen kısa karara uygun gerekçeli karar ve buna uygun hüküm oluşturmaktan ibaret olduğu-

İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.