Davanın tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu- Türk hukukunda aydınlatma yükümlülüğünün yazılı olarak yapılması gerektiğine ilişkin bir düzenleme yer almadığı gözetildiğinde hastanın aydınlatılması sözlü ya da yazılı şekilde gerçekleştirilebildiği- Aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiği hususu hekim ve zorunlu sorumluluk sigortacısı tarafından her türlü delille ispatlanabildiği- Bu kapsamda aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği hususunun somut olay özelinde hastanın eğitimi, yaşı, kültürel seviyesi ve hekim veya hastane tarafından tutulan kayıtların serbestçe değerlendirilerek tespit edilmesi gerektiği- Bilirkişi raporlarında yapılan ve yukarıya metni alınan değerlendirmeler bir bütün olarak incelendiğinde, davacıya down sendromu konusunda sözlü olarak bilgilendirme yapıldığına ilişkin kayıtların aksinin davacı tarafından ispatlanamadığı gözetilerek bir hüküm kurulması gerektiği-
Velayet düzenlenirken, çocuğun yararının ön planda gözetileceği–
Dava dilekçesi ve duruşma gününü bildiren davetiyenin tebliği işleminde, muhatabın adreste bulunmadığı tespit edilmişse de ismini vermekten kaçınan ve hangi dairede oturduğu belirtilmeyen, "komşusuna" beyanı esas alınarak mahalle muhtarlığına yapılan tebligatın usulsüz olduğunun kabulü gerekeceği, bu durumda usulüne uygun taraf teşkili sağlanmadan verilen hükmün bozulmasına karar vermek gerekeceği-
Satışın kıymet takdirinin esas alındığı tarihten iki sene sonra yapılmasının başlı başına ihalenin feshi sebebi sayılacağı; iki yıllık sürenin başlangıcının, bilahare kesinleşmesi kaydı ile kıymet takdirinin yapıldığı tarih olduğu-
Kredi kartı alacağının tahsili istemi-
11. HD. 10.06.2020 T. E: 1035, K: 2733-
Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacının 01.03.2000-31.12.2009 tarihleri arasında davalılar nezdinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemi ilişkin eldeki davada mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olup olmadığı-
Alacak davası-
Dava konusu taşınmazlardan ........ parsel no'lu taşınmazın yargılama devam ederken, borçlunun bir başka alacaklısının ....... no'lu takip dosyasından ......... tarihli ihalede dava dışı bir şahsın satın aldığı, ancak ihale bedelinin alacağını karşılamaya yeterli olmadığı, bu durumda, davanın konusu kalmadığından, mahkemece HMK’nun 331. maddesi gereğince bu taşınmaz yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekeceği- Dava konusu bağımsız bölümün gelen tapu kayıtlarına göre yargılama devam ederken, dava dışı şahıslar adına kayıtlı olduğunun anlaşıldığı, bu halde davalının taşınmazı elinden çıkardığı akit tablosunun getirtilerek, alacaklı vekilinden İİK’nun 283/2 maddesi gereğince tazminat olarak mı yoksa dördüncü kişiler hakkında da iptal davası olarak devam edip etmediği sorularak alınan cevaba göre iptal davası olarak devamı halinde davalıdan taşınmazı satın alan şahıslarında davaya dahili sağlanarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmekle birlikte usuli kazanılmış hak oluşmayacağı- Dava konusu taşınmazdaki 2/4 pay, oğlu adına kayıtlı iken hükmen Vakıf adına tescil edildikten sonra, sulh hukuk mahkemesinin kararı ile ortaklığının giderilmesine karar verildiği, kararın kesinleşmesi neticesinde eldeki davanın yargılaması devam ederken cebri satış suretiyle dava dışı kişilere ihale edildiği, ihalenin kesinleşmesi ile birlikte tapu kütüğünde ihale alıcıları adına tescil edildiği, asıl ve birleştirilen davanın davacıları tarafından dilekçeler ile tapu iptali ve tescil isteminin bedele dönüştürüldüğü, ayrıca asıl dava davacılarına vekâleten sözleşme ile; birleştirilen davanın davacılarına vekâleten sözleşmeler ile dava neticesinde elde edilecek hakların belirli paylarını başkalarına temlik ettikleri gözetildiğinde, aynî bir hakkın bu şekilde devri mümkün değil ise de alacak hakkının devri mümkün olduğundan temlik alanlar lehine hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği, bu nedenle, alacak istemi bakımından temlik alanların temlik edilen oranlarda davacılar yerine geçtiği (taraf sıfatı kazandıkları) kabul edilerek haklarında hüküm kurulmuş olmasının yerinde olduğu- “Çekişmeli payın, ortaklığın giderilmesi davası neticesinde satıldığı, davacılar tarafından istemin bedele dönüştürüldüğü, cebri satış nedeniyle davacılar arasındaki el birliği hâlinde mülkiyetin son bulduğu, bedel üzerinde el birliği mülkiyetinden bahsedilemeyeceği, davacıların satış bedeli üzerindeki haklarının miras payları oranında alacak hakkına dönüştüğü, direnme kararının bu gerekçeyle yerinde olduğu” ileri sürülmüş ise de bu görüşün Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.
