Gerçek değeri 453.971,56 TL olarak tespit edilen A.Ş. hisselerinin devir bedelinin 12.000,00 TL olarak gösterildiği, bu bedelle devrin ticari hayatın olağan akışına uygun olmadığı, şirket ortağı üçüncü kişinin borçlunun durumunu bilebilecek durumda olacağı, şirket hisse devirlerinin alacaklılardan mal kaçırma amacıyla devredildiğinin anlaşıldığı- Dava konusu tasarruf aynı olsa da davacısı ve davanın dayanağı olan takip dosyalarının farklı olduğu gözetilmeksizin, her bir dava dosyası yönünden şartlarına göre vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken "diğer dosyalardaki vekalet ücretine yönelik hüküm açısından tahsilde tekerrür olmamak üzere vekalet ücretine" karar verilmesinin hatalı olduğu-
Borca mahsuben yapılan taşınmaz devri İİK'nun 279/I-2.madde gereğince mutad ödememe olmaması nedeniyle iptale tabi ise de somut olayda İİK'nun 279/1 maddesinde öngörülen 1 yıllık süre geçmiş olduğundan anılan maddenin uygulanma olanağı bulunmamakla birlikte dava konusu 11 nolu parsel yönünden taşınmazın tapudaki satış bedeli ile bilirkişi tarafından belirlenen rayiç değer arasında misli fark bulunması nedeniyle İİK'nun 278/III-2, davalı 3.kişinin borçlunun durumunu ve amacının bilebilecek kişilerden olması nedeniyle İİK'nun 280/1 maddesi, yine dava konusu 17 nolu bağımsız bölüme ilişkin tasarrufun da İİK'nun 280/1 maddesi gereğince iptale tabi olması nedeniyle eldeki davanın kabulüne dava konusu tasarrufların davacının takip konusu alacak ve fer'ileriyle iptaline karar verilmesi gerek
İptal davasının bedele dönüşmüş olması halinde, mahkemece hükmedilen miktara ayrıca faiz yürütülemeyeceği–
Yeni malik borçlunun tesis ettiği ipoteğin alacaklısının rüçhan hakkını tasarrufun iptali davasını kazanan eski malikin alacaklısına karşı ileri süremeyeceği tasarrufun iptali davasından önce borçlunun taşınmazı üzerine konulmuş olsa da ipoteğin tasarrufun iptali davasını kazanan alacaklıya karşı hüküm ifade etmeyeceği gerekçesiyle şikayetin kabulü ile sıra cetvelinin iptaline karar verileceği-
Davalı üçüncü ve dördüncü kişilerin, dava konusu taşınmazların gerçek satış bedelini haricen ödediklerini banka dekontları ile kanıtlamaları (ve bu kişilerin kötüniyetli olduklarının davacı-alacaklı tarafından kanıtlanmamış) olması halinde, açılan tasarrufun iptali davasının reddedilmesi gerekeceği–
Tasarrufun iptali davalarının amacının, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamak olduğu- Banka ile davalı borçlu arasındaki kredi kartı sözleşmesinin ilk olarak 31/03/2007 tarihinde yapıldığı, daha sonra da 13/01/2012 tarihinde yenilendiği, buna göre alacak-borç ilişkisinin dava konusu tasarruf tarihinden (06/03/2013) önceye dayandığı- Borcun doğumunun tasarruf tarihinden önce olduğunun kabulü ile davalı üçüncü kişinin davalı borçlunun eşinin kardeşi olması nedeniyle davalı üçüncü kişinin borçlunun alacaklıdan mal kaçırma ya da alacaklıyı zarar kastını bildiği veya bilebilecek durumda olup olmadığının İİK. mad. 280 kapsamında değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği-

İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.