Haksız eylem nedeniyle tazminat istemi-
Konusu kaçak elektrik olan icra takiplerinde; söz konusu eylem haksız fiil niteliğinde olması nedeni ile kaçak elektriğin kullanıldığının tespit tarihinden itibaren, temerrüt faizi istenebilirse de, davacı alacaklı icra takibinde faizin başlangıcı olarak daha sonraki bir tarihi seçmekle mahkemece taleple bağlılık kuralı uyarınca, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
İş kazası nedeniyle davacıda oluşan meslekte kazanma gücü kayıp oranı gördüğü tedaviler sonrası aradan geçen zaman içerisinde değişmemiş ise de 19.02.2009 tarihli Sosyal Güvenlik Kurumu Maluliyet ve Sağlık Kurulları Daire Başkanlığı kararı ile % 100 olarak belirlenmiş ve kontrol muayenesine gerek olmadığına karar verilmesi ile davacının zararı bu tarihte belli olduğundan meslekte kazanma gücü kayıp oranı iş kazasından dolayı talep edilecek tazminatın sınırlarının belirlenmesi için gerekli olduğundan zararın öğrenildiği tarih dikkate alındığında açılan davanın zamanaşımına uğradığından söz etmenin mümkün olmadığı- Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında zararın öğrenilmesinin onun kapsamının değil, varlığının öğrenilmesi anlamında olduğu, zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya, o davayı ciddi ve objektif bir şekilde desteklemeye, gerekçelerini göstermeye elverişli yeterli hâl ve şartların öğrenilmesinin, zararın öğrenilmiş sayılması için yeterli olduğu, davacıda oluşan meslekte kazanma gücü kayıp oranının zaman içinde değişmediği, gelişen ve değişen bir durum bulunmadığı, bu nedenle davacının zararı kaza tarihinde öğrendiğinin kabulü gerektiği, Özel Daire bozma kararının yerinde olduğu, bu nedenle direnme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüş ise de Kurul çoğunluğu tarafından bu görüş benimsenmediği-
Davalının özel belgede sahtecilik suçunu işlemiş olduğu sabit görülerek cezalandırılmasına karar verilmiş olup, davalının taraflar arasında düzenlenen vadeli senet üzerinde tahrifat yapmak suretiyle takibi gerçekleştirmiş olduğu, bu takipte davacıya ait gayrimenkulün haczedildiği anlaşıldığından, davalının davacıya yönelik haksız eylemi sabit olup, davacı lehine uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği-
Paydaşlar arasında el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteği-
Ecrimisil davalarının malik tarafından açılabileceği gibi zilyet (tapu tahsis belgesi sahibi) tarafından da açılabileceği-
Trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemi-
Trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle tazminat istemi-
Ancak hakkaniyet gerektirdiği takdirde, temyiz kudretine sahip olmayan kimsenin verdiği zararı tazminle sorumlu olacağı–
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmekle birlikte usuli kazanılmış hak oluşmayacağı- Dava konusu taşınmazdaki 2/4 pay, oğlu adına kayıtlı iken hükmen Vakıf adına tescil edildikten sonra, sulh hukuk mahkemesinin kararı ile ortaklığının giderilmesine karar verildiği, kararın kesinleşmesi neticesinde eldeki davanın yargılaması devam ederken cebri satış suretiyle dava dışı kişilere ihale edildiği, ihalenin kesinleşmesi ile birlikte tapu kütüğünde ihale alıcıları adına tescil edildiği, asıl ve birleştirilen davanın davacıları tarafından dilekçeler ile tapu iptali ve tescil isteminin bedele dönüştürüldüğü, ayrıca asıl dava davacılarına vekâleten sözleşme ile; birleştirilen davanın davacılarına vekâleten sözleşmeler ile dava neticesinde elde edilecek hakların belirli paylarını başkalarına temlik ettikleri gözetildiğinde, aynî bir hakkın bu şekilde devri mümkün değil ise de alacak hakkının devri mümkün olduğundan temlik alanlar lehine hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği, bu nedenle, alacak istemi bakımından temlik alanların temlik edilen oranlarda davacılar yerine geçtiği (taraf sıfatı kazandıkları) kabul edilerek haklarında hüküm kurulmuş olmasının yerinde olduğu- “Çekişmeli payın, ortaklığın giderilmesi davası neticesinde satıldığı, davacılar tarafından istemin bedele dönüştürüldüğü, cebri satış nedeniyle davacılar arasındaki el birliği hâlinde mülkiyetin son bulduğu, bedel üzerinde el birliği mülkiyetinden bahsedilemeyeceği, davacıların satış bedeli üzerindeki haklarının miras payları oranında alacak hakkına dönüştüğü, direnme kararının bu gerekçeyle yerinde olduğu” ileri sürülmüş ise de bu görüşün Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.
