Haksız eylem nedeniyle hükmedilecek manevi tazminat, her olaya göre değişebileceğinden hakimin bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermesi gerektiği- Dava konusu somut olayda; olayın meydana geliş biçimi, tarafların kusur oranı, olay tarihi ve tazminat tayinine ilişkin ilkeler gözetildiğinde davacı yararına takdir edilen manevi tazminat tutarının fazla olduğu-
Ailenin, kişisel değerler arasında önemli ve üstün bir yeri olduğu ve kişilik hakkı aile ilişkilerini de kapsadığı, ergin bulunmayan kız çocuğuna yönelik eylemin niteliği ve buna bağlı sonuçları ile aile ilişkisi gözetildiğinde, davacı annenin de olay nedeniyle kişilik değerlerinde eksilme duygusu yaşadığı tecrübe kuralları ile sabit olup, bu bakımdan ayrıca bir kanıtlama yükümlülüğü altında bulunmadığı- Manevi tazminat miktarının zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşıdığından, olay tarihi, olayların gelişimi, tarafların konumu ve yukarıda açıklanan ilkeler gözetildiğinde davacı yararına hükmedilen manevi tazminat tutarının az olduğu-
Uyuşmazlık, davalıya zorunlu trafik sigortalı araç ile davacının yolcu olduğu aracın karıştığı çift taraflı kazada yaralanan davacının sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir...
Trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle manevi tazminat istemi-
2918 sayılı Yasanın 98. maddesi kapsamında olan tedavi giderlerinin SGK'nın sorumluluğuna esas olanların belirlenmesi için uzman doktor bilirkişiden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması ve tespit edilmesi halinde SGK'nun davaya dahil edilmesi ve bu tedavi giderleri yönünden SGK'nun; yasa kapsamı dışında kalan tedavi gideri, bakıcı veya tedaviye bağlı sair giderlerden ise davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulmaları ve her iki halde de diğer haksız fiil sorumlularının (işleten ve sürücü gibi) sorumluluklarının devam ettiğinin dikkate alınması gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu- Davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olarak müteselsilen sorumluluğuna karar verilmiş ise de, poliçe limitinin kararda belirtilmesi gerektiği ve davalıya yükletilecek yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin sorumlu olduğu miktara oranlanarak hüküm altına alınması gerektiği-
Kredi kartı üyelik sözleşmesindeki imzanın başkasına ait olması halinde davacının bu kredi kartından dolayı herhangi bir sorumluluğu bulunmamakla birlikte hukuka aykırı olarak kişilik haklarına verilmiş bir zarardan da söz edilemeyeceği-
Manevi tazminat miktarının olay tarihi,olayın gelişimi,davalının eyleminin ağırlık derecesi,davacının eylemine göre belirleneceği-
Direnme kararlarının hukuksal niteliklerinin doğal sonucu ve gereği olarak, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yapacağı inceleme ve değerlendirme sırasında gözeteceği temel unsurlardan birini direnme gerekçesi oluşturacağından, özel olarak bu bakımdan da direnme kararının gerekçeli olarak yazılmasının zorunlu olacağı, Özel Daire bozma ilamına hangi nedenlerle uyulmadığı, niçin yerinde bulunmadığı ve mahkemenin bozulan önceki kararının neden hukuka uygun olduğu hususlarının direnme kararında açıklanmasında kesin bir zorunluluk bulunacağı-
Somut olay, 5237 sayılı Kanun'un "taksirle öldürme"yi düzenleyen 85 inci maddesinin kapsamına girdiğinden 2918 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ceza zamanaşımının uygulanması gerektiği- Kazaya neden olan kişi hakkında ölümü nedeniyle bir ceza davasının açılmamış olmasının ceza zamanaşımının uygulanmasına engel olmadığı-
Davacı marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i, ticaret unvanının terkini ile maddi ve manevi tazminat istemleri- 6769 s. Sınai Mülkiyet Kanununun, özel hükümlerle haksız rekabet hukukunu da kapsayacak şekilde ve haksız rekabete göre daha üstün koruma getirdiği- Marka koruma alanları ile haksız rekabetin koruma alanının kesişmiş olduğu dava konusu olayda yalnızca özel hükümler uygulama alanı bulacak olduğu- Somut olay bakımından SMK ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın uygulama alanı kalmadığı gözetilerek talebin, haksız rekabete dair kısmı yönünden reddi gerektiği- Davalının iflasına karar verildiği ve tasfiyeye başlandığı anlaşıldığından, müflis şirket yönünden hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminatların 'iflas masasına kayıt ve kabulüne' şeklinde hüküm kurulması gerektiği- "Tasfiyesine başlanılmışsa da iflas kararı ile ilgili basit tasfiye kararı verilmiş olup 2. alacaklılar toplantısının yapılmadığı, davacı şirketin iflas masasına alacak kaydı talebi bulunmadığı anlaşıldığından, kayıt kabul davası olamayacağı" şeklindeki karşı görüşe itibar edilmediği-

İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.