6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 79. maddesi kapsamında açılan menfi tespit istemi-
Dava konusu senedin hem rakamla hem de yazıyla olan kısımlarında miktarının ''yirmi milyon'' olduğu, senedin tanzim tarihinde ''TL'' para birimi geçerli olduğundan, senedin ''TL'' üzerinden düzenlenmiş olduğu, 01.01.2005 tarihinde ''YTL'' para birimi uygulamasına geçilmiş ve para biriminden altı sıfır atıldığından dolayı takip tarihi itibarıyla senetteki miktardan altı sıfır atılması gerektiği için senedin takip tarihi itibarıyla miktarının 'YTL'' ye eşdeğer ''20'' TL olarak kabulü gerektiği  ve bu durumda mahkemece dava konusu senedin belirtilen bu miktara (20 TL) vade tarihinden itibaren hesaplanacak faizi de gözetilerek belirlenecek miktar üzerinden davanın reddine, bakiye kısım yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği-
HMK’nın 33. maddesi hükmüne göre davada dayanılan maddi olayların açıklanması taraflara, hukuki sebebin ve uygulanacak yasa maddesinin belirlenmesi de hakime ait olacağı; somut olayda davacının davalı faktoring şirketine karşı açmış olduğu davanın 818 sy. BK'nın 61. maddesi gereği sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı alacak istemine ilişkin olduğunun kabulü gerekeceği, dosya kapsamından davalı faktoring şirketince davacı aleyhine yapılmış bir takip ve bu takip sebebiyle davacı tarafından yapılmış bir ödemenin bulunmadığı, çek bedelinin dava dışı çekin keşidecisi şirket tarafından yapıldığı ve hal böyle olunca davalı faktoring aleyhine açılan davanın İİK'nın 72. maddesinde düzenlenen istirdat davası olarak kabul edilemeyeceği-
Menfi tespit davasında, soruşturma dosyasında verilen ifadeye uygun olarak araştırılma yapılması gerektiği-
Davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilen menfi tespit davasının devamı sırasında ödenen bedeller yönünden İİK 72/7. maddesi uyarınca davanın istirdat davasına dönüşeceği gözetilerek borçlu bulunulmadığı halde ödenmek zorunda kalınan miktarın istenebileceğine karar verilmesi gerekeceği-
Taraflar arasındaki “menfi tespit” davasında, davayı açan davacının özellikle ödeme iddiasına kanıt olarak sunduğu tahsilat makbuzları ve ibranamelerdeki imzaların davalı şirket yetkilisine ait olup olmadığının bu davada araştırılması, imza incelemesi yaptırılması ve imza incelemesinden sonuç alınamaması halinde anılan belgelerin imzayı inkar eden tarafından yazıldığını ve imzaladığını görenlerin tanıklığına başvurulmak suretiyle ispat olanağının sağlanması gerekeceği-
İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için, mahkemenin ‘alacağın varlığı hakkında kanaat edilmiş olması’nın yeterli olduğu, bu konuda kesin ispat aranmayacağı, ancak ‘hangi delillere dayanılarak, ne sebeple ihtiyati haciz kararı verildiği’nin, kararının gerekçesinde açıklanmış olması gerekeceği–
Davanın görülmesinin, davacı alacaklı tarafından muvakkat veya kati aciz vesikası sunulmasına bağlı olduğu, bu şart yerine getirilmediğinden davanın reddinin gerektiği, tasarruf işleminde hiçbir şekilde muvazaanın söz konusu olmadığı, işleme konu devrin davalılar arasındaki borca karşılık olmak üzere gerçekleştirildiği, davalı ..............'in dava konusu taşınmazın bedeli olarak diğer davalı................'ya 9.705.924,36 TL ödediği, davalılar arasında yapılan devrin yegane amaç ve sebebinin davalı ve eşi tarafından diğer davalı .....................'nun borçlarının ödenmiş olması olduğu ve başkaca bir niyet ve hukuka aykırılık barındırmamakta olduğu anlaşılmakla davanın reddi gerekeceği- Mahkemece ve Bölge Adliye Mahkemesince davacının alacağının gerçek bir alacak olmadığının tespiti gereğince davanın ön koşul yokluğundan reddine ve davalılar lehine maktu vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile davacı aleyhine nispi vekalet ücretine karar verilmesi doğru değil ise de bu yanılgının giderilmesinin yargılamanın tekrarını gerektirmediği-

İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.