Tapu iptal ve tescil davasının kabul edilmemesi halinde tazminata karar verilmesi talebiyle açılan terditli davada mahkemece tazminata hükmedilse de, temelde dava, gayrimenkulün aynına taalluk ettiğinden ilamın kesinleşmeden icra takibine konulamayacağı-
Davacı senedin sonradan doldurulduğunu ileri sürmüş ise de; açığa imzalı senet düzenlenmesi mümkün olup davacının senedin rızası dışı/anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ispat edemediği, davacı, ibranamedeki imzayı kabul etmemişse de; senedin cebir ve tehdit ile alındığı hususu ispatlanamadığı-
İcra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkin davada, mahkemece, davalının yaptığı savunma üzerinde durularak, davacı tarafından hafriyatın boru hattının üzerine dökülüp dökülmediği, dökülmüşse bu hususun zararın oluşmasında etkili olup olmadığı, davacının hafriyatı buraya döküp dökemeyeceği, ayrıca davalının sigortalısı tarafından boru hattının geçtiği yer göz önüne alınarak gerekli önlemlerin alınıp alınmadığı ve müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı, hususlarını içerir sigortacı ve inşaatçı bilirkişilerden oluşan kuruldan alınacak rapor sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği-
Mahkemece davacılar tarafından dosyaya sunulan 12.08.2009 tarihli belge ile ilgili olarak davalılara isticvap davetiyesi çıkarılarak belge altındaki imzaların davalılara ait olup olmadığının sorulup tespit edilmesi, imza inkarı halinde imza incelemesi yaptırılması ve bu şekilde yapılacak araştırma ve inceleme sonucunda imzaların davalılara ait olduğunun saptanması halinde satışa konu iş makinesinin tarım kesiminde kullanılan bir makine olması sebebiyle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 22. maddesine göre ziraat odalarınca tescili gerektiği ve aynı Kanunun 20/d maddesi uyarınca tescilli araçların noterlerce yapılmayan her çeşit satış ve devirleri geçersiz olup, geçersiz satışlarda herkesin aldığını aynen iade ile yükümlü bulunduğu hususları gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesinin gerekeceği-
Mahkemece takip dayanağı kredi sözleşmesine istinaden davacıya bir ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması, davacının sözleşme tarihinden önce (yakın tarihli), attığı samimi imza asıllarının toplanarak, takip dayanağı sözleşmedeki imzanın davacıya ait olup olmadığı konusunda yeterli incelemeyi ve değerlendirmeyi içeren bir bilirkişi raporu (Adli Tıp Kurumu, Grafoloji Uzmanı, vs.) aldırılarak, varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmek gerekeceği-
Çeklerin davalı banka tarafından kötüniyetle devralındığının ispatlanamaması nedeniyle banka bakımından tedbir isteminin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Davalıların zamanaşımına uğramış bonoya dayalı olarak alacak talebinde bulunduğu, bu nitelikte bir senedin ancak yazılı delil başlangıcı olarak değerlendirilebileceği, bu bonoya dayalı olarak hak iddia eden davalıların murisleri ile davacı arasındaki bono bedelince ödünç para verildiği hususunun diğer delillerle kanıtlaması gerektiği, davalıların murisine senetteki miktar kadar davacıdan alacaklarının olduğu hususunu kanıtlayamadıkları gerekçesiyle takip konusu bonodan dolayı davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine, yasal şartları bulunmadığından davacının kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekeceği-
İİK’nın 68/a hükmünde HUMK’un 309,I’e atıf yoktur. Bu nedenle icra mahkemesinde alınan rapora göre genel mahkemede açılan menfi tespit davasında karar verilemez. Adli Tıp Kurumu dışında konusunda uzman başka bir kurum veya kuruluştan yeniden bilirkişi raporu alınıp, tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekeceği-
Hukuki yararın bulunması dava şartı olup yargılamanın her aşamasında re'sen gözetileceği, eda davası açılabilecek durumda tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmayacağı, kaldı ki HMK 106.maddeye dayalı tespit davası ile daha evvel verilip kesinleşen bir mahkeme hükmünün neticelerinin ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığı, diğer yandan birleşen dava davalılardan ...'e tebligat yapılamamasına rağmen mahkemece davanın hukuki yarar yokluğundan (dava şartı) reddine karar verildiği, ancak bu hususun gerekçeli karar da işaret edilerek, bu durumda dosya üzerinden HMK 138.maddesi uyarınca karar verilebileceği belirtilerek ve gerekçelendirilerek hüküm kurulduğu gözetildiğinde ve ayrıca bunun bir usul hatası olduğu kabul edilse dahi; esasa etki eden veya başvuranın temel yargısal haklarını ihlal eden bir hata olmadığı-
BK’nun 53.maddesi uyarınca ceza mahkemesinde verilecek kararın iş bu davayı etkileyeceği mümkün bulunmasına göre dava sonucu beklenip oluşacak duruma göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetli olmadığı-
İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.
