Bayilik ilişkisi iddialarına dayalı tazminat davası- Mahkemece taraflar arasında bayilik sözleşmesi olup olmadığı hususunun netleştirilmesi gerektiği- Taraf defterleri kapsamında taraflar arasındaki ilişkinin bayilik ilişkisi olup olmadığı hususunun bilirkişi raporu alınarak incelenmesi ve buradan varılacak sonuca göre bayilik ilişkisinin varlığına kanaat getirilirse davacının primden kaynaklanan alacağı bulunup bulunmadığı hususlarının değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği-
Mahkeme kararının gerekçesinde davalıların tazminattan sorumluluk halleri yönünden hükmedilen sonuca nasıl varıldığı konusunda herhangi bir açıklama yapılmadığı, bu bakımdan; yasanın aradığı anlamda gerekçeli bir hüküm mevcut olmaması ve ortada denetlenebilecek gerekçeli bir karar bulunmaması nedeniyle, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olmadığı-
İcra mahkemelerinde katılma yoluyla istinaf başvuru süresi 10 gün olduğundan İİK.'nun 365 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin süre yönünden reddi gerektiği, önceki malik ile yapılan ve karara esas alınan 29/07/2019 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli aylık kira 10.000,00 TL+KDV olarak kararlaştırılan kira sözleşmesi ve 20/11/2019 tarihli sözleşmenin 29/07/2019-29/07/2022 tarihleri arası olarak aylık 10.000,00 TL+ KDV olarak yenilendiğine ilişkin ek kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı, kiralananın 30/11/2021 tarihinde satın alan davacı yeni malik önceki aylar kira bedelleri 14.112,80 TL olarak yatırılmasına rağmen 2022 Nisan ve Mayıs ayı kiralarının eksik ödendiğinden bahisle 06/07/2022 tarihinde başlattığı icra takibi ile 2022 Nisan bakiye kira 4.112,00 TL ve 2022 Mayıs bakiye 7.450,00 TL olmak üzere 11.562,40 TL asıl alacak ve 144,45 TL işlemiş faizin tahsilini istediği, ödeme emri tebliği üzerine davalı vekili, müvekkilinin kiralanan taşınmazın eski maliki ile 19/07/2019 tarihli kira sözleşmesi ve 20/11/2019 tarihinde de ek kira sözleşmesi imzaladığı, taşınmazı satın alan davacının önceki malikin taraf olduğu bu kira sözleşmesine halef olduğunu, 20/11/2019 tarihli ek kira sözleşmesinde anlaşılan kira bedeli aylık 10.000,00 TL+KDV olarak belirlendiğini ve imza altına alındığını, müvekkilinin alacaklıya ek kira sözleşmesi gereği anlaşılan kira bedelini zamanında ve tam olarak ödediği, müvekkilinin alacaklıya herhangi bir borcu bulunmaması ve taraflar arasındaki husumetin yargılamayı gerektirmesi nedenleriyle ödeme emrine, borca, takibe, faiz oranına, faize, işlemiş faize ve takibin tüm ferilerine açıkça itiraz ettiği- Davalı kiracı tarafından 2022 Ocak, Şubat ve Mart ayları kira bedeli kira sözleşmesinde kararlaştırılan miktardan daha fazla 14.112,80 TL olarak ait olduğu aylar tereddüte mahal vermeyecek şekilde açıklanarak yatırıldığına göre taraflar arasındaki kira bedelinin takip konusu aylar yönünden 14.112,80 TL olarak kabulü ile itirazın takibe konu alacağın tamamı üzerinden kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken mahkemece sözleşmede yazılı miktar kabul edilerek itirazın kısmen kaldırılmasına karar verilmesi hatalı ise de istinaf edenin sıfatı itibariyle bu hususun kaldırma konusu yapılmadığı, gerçekleşen temerrüt olgusu nedeniyle kiralananın tahliyesine karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı-
Usulüne uygun olarak tebligat yapılmadan tarafın yokluğunda yargılamaya devamla hüküm kurulmasının hukuki dinlenilme hakkının (HMK. m. 27) ihlali niteliğinde olduğu-
8. HD. 01.03.2018 T. E: 2017/7079, K: 3060-
HMK mad. 177/2'de, ıslahın, sözlü veya yazılı olarak yapılabileceği, karşı taraf duruşmada hazır değilse veya ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tutanak örneğinin, haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirileceği belirtildiğinden, davacı tarafından sunulan ıslah dilekçesi davalı vekiline tebliğ edilmeksizin, dava konusu alacaklar hakkında karar verilmesi, yukarıda açıklanan Anayasa ve Kanun maddelerine aykırı olduğu-
İktisap ve konut ihtiyacı nedeniyle tahliye istemi-
Bilirkişi raporunun davalı vekiline usulüne uygun tebliğ edilmeksizin (davalı vekili yerine dosyada vekil sıfatı bulunmayan vekiline tebliğ edilmesinin) dava konusu alacak hakkında karar verilmesinin hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olduğu-
Gerekçe ve hüküm fıkralarının birbiri ile çelişkili bir hükmün yaratılamayacağı-
Kredi borcuna teminat olarak düzenlenen hayat sigortası poliçe bedelini talep hakkının öncelikle dava dışı bankaya ait olup olmadığı, kredi borcunun halen devam ettiği halde davacıların poliçedeki teminat tutarından bankaya olan güncel borç miktarı çıkarıldıktan sonra kalan tazminatı talep hakları olup olmadığı hakkında-
İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.