Mahkemece davacıya Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi uyarınca harçları tamamlaması için bir sonraki celseye kadar süre verilmesi gerekirken, somut olayda tensiben verilen iki haftalık süreye itibar edilerek sonuca gidilemeyeceği-
İlk Derece Mahkemesince, UYAP’a kayıtlı ilk takip talebinde yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığı gösterilmediği gerekçesiyle takibin iptaline karar verilmesi gerekeceği-
Bilirkişiler tarafından bozma ilamında belirtildiği üzere harçlandırılmış dava değeri üzerinden yapılan hesaplamaya göre davanın tamamen reddi ihtimalinde davalı lehine hükmolunacak vekâlet ücretinin 135.269,10 TL olarak hesaplandığı, davacının tespit edilen bu bedelin bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere 1/3 oranında vekalet ücretine hak kazandığının kabulünün gerektiği, davacı ile davalı arasında imzalanan avukatlık sözleşmesi gereğince davacı tarafından takip edilen ve sulh olunarak sonuçlanan davanın harçlandırılmış müddeabihi üzerinden hesaplanan vekalet ücretinden davacının dava dilekçesi doğrultusunda talep ettiği bedel yönünden davasının kabulüne karar vermek gerektiği-
Kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemi-
Davanın TBK 19. maddesine göre açılan tasarrufun iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlığın ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararın isabetli olup olmadığı noktasında toplandığı- İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için esas hakkında kesin bir kanaat oluşmasına gerek bulunmadığı gibi tam bir ispat aranması da gerekmediği, ihtiyati haczin 'davacı alacağının tahsilini garanti altına almak için davalının mallarına geçici olarak el konulması' olduğu; hakimin ihtiyati haciz kararı verilip verilmeyeceği hususundaki takdir hakkını sunulan delillere göre kullanacak olduğu-
Alacağın temlikinin ivazı olarak ipotek tutarı kadar bir paranın bankaya yatırılmış olmasının, kural olarak borcun ödemeyle sona erdiği anlamına gelmediği- Borçlunun şahsının önem taşımadığı borç ilişkilerinde edimin, üçüncü kişi tarafından yerine getirilmesine engel bir durum bulunmamakla birlikte, temlik işleminin iptale tâbi bir tasarruf olarak (İİK. mad. 277 vd.) ödemeyi gizleyecek bir muvazaaya dayandığı ispatlanmadıkça, ödemenin alacağı temlik alan kişi tarafından değil de, asıl borçlu tarafından yapıldığının kabul edilemeyeceği- Sıra cetveline itiraza ilişkin davada, davacı "alacağın muvazaalı olduğunu" ve "davalı banka alacağının ödeme suretiyle sona erdiğini, bunun teminatı olarak taşınmaz üzerine tesis edilen ipoteğin de bu fonksiyonunu yitirdiğini" ileri sürmüş ve mahkemece "borcun sona erme iddiasının bulunması" dolayısıyla ispat yükünün davacı yana bırakılması isabetli olmuşsa da, temlik bedeli olarak yatırılan tutarın, borcu sona erdirmek amacıyla yapılmadığı ve davalıya, davalı banka tarafından yapılan temlik ile alacağın davalı 3. kişiye geçtiği ve yine bu amaçla bankaya yapılan temlik ödemesinin davalının babası tarafından yapılmasının sonucu değiştirmeyeceği gözetilerek mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
3. HD. 24.10.2018 T. E: 2016/22761, K: 10477-
Asıl davada uyuşmazlık, sözleşmenin haklı nedenle feshi nedeniyle ÜFE farkı, gecikme cezası ve erteleme faizinin tahsili istemleri; birleşen dava ise sözleşmenin haksız feshi nedeniyle gelir kaydedilen teminat mektupları bedelinin ve imalat bedelinin tahsili istemlerine ilişkindir.<br />
Tazminat davası-
Zorunlu deprem sigorta poliçesi gereği, davacının taşınmazında deprem sonucu oluşan hasar bedelinin tazmini istemi-
İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.
