Kamu yararı ile mülkiyet hakkından kısmen veya tamamen yoksun bırakılan kişinin menfaatı arasında makul, kabul edilebilir, hak ve adalet dengesini sağlayacak bir oranın kurulması gerekeceği-
TMK. mad. 1007 'de düzenlenen objektif (kusursuz) sorumluluğun, taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeniyle tapu kaydının iptali kararının kesinleştiği ve TMK. mad. 705 uyarınca mülkiyet hakkının kaybedildiği tarihte başlayacağı; taşınmazın makul ve gerçek değerinin saptanmasında dava tarihinin değil, mülkiyet hakkına müdahalenin gerçekleştiği ve zararın doğduğu tarihin esas alınması gerektiği- Tazminat miktarı belirlenirken öncelikli konunun, tapusu iptal edilen taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla niteliğinin tespiti olduğu- Mahkeme kararı ile taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalması sebep gösterilerek tapu kaydının iptaline karar verildiği ve konu itibariyle devletin sorumluluğu doğduğundan tazminat talep edilen davada, yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesinin doğru olmadığı-
TMK 'nun 194. maddesinde düzenlenen aile konutu iddiasına dayalı davaya "aile mahkemesi sıfatıyla" bakılması gerekeceği-
Taraflar sözleşme serbestisi çerçevesinde üzerinde ipotek yükü olan bir taşınmazın satışı konusunda anlaştıkları, bu satışla ipoteğin, üçüncü kişi ipoteği hâline gelmiş olan taşınmazdaki bu yük dışında davalının borçtan şahsi sorumluluğunun davacı tarafından üstlenildiğine dair bir anlaşmanın bulunmadığı, resmî senette yer alan “ipoteğin tüm hukuki vecibeleriyle taşınmazın bu bedelle satışının kabul edildiği” yönündeki açıklamanın borçtan şahsen sorumlu olmayan malikin haklarına ilişkin yukarıda anılan hükümlerini ortadan kaldırmayacağı, bu açıklamada geçen “ipoteğin hukuki vecibesi”, aksi kararlaştırılmadıkça, taşınmazın satışına katlanmak olduğu ve bu yükümlülüğe katlanan kişinin TMK.’nin 884. maddesiyle öngörülen haklara sahip olduğu, bu açıklama yazılmamış olsa dahi; tıpkı davalının ipotekle teminat altına alınan kredi borcundan şahsen sorumluluğunun devam etmesi gibi, davacının satın aldığı taşınmaz üzerindeki ipoteğin neticelerine katlanma yükümlülüğünün değişmeyeceği, üstelik davalının kendisinin satın aldığı bedelle aynı satış bedeli üzerinden taşınmazı davacıya sattığı ve bedelin tamamını da aldığı, ayrıca düzenlenmiş bir şahsi sorumluluk anlaşmasının bulunmadığı, bunun yanı sıra; ipotek alacaklısı bankanın, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte davacıyı da taraf olarak göstermesi kanundan doğan zorunlu takip arkadaşlığının gereği olduğu ve sonucu değiştirmediği; davacının, kredi borcunu şahsen üstlenmediğini ileri sürdüğüne, davalı da aksini ispatlayamadığına göre borçluya ait koşullar çerçevesinde borcu alacaklıya ödeyen ve taşınmaz üzerindeki ipoteği kaldıran davacının kanun gereği alacaklının haklarına halef olduğunun ve ödediği bedeli davalıya rücu edebileceğinin kabulünün gerektiği-
HMK’nın 322/2. maddesinde yer alan “paylaştırma ve ortaklığın giderilmesi için satış yapılması gereken hâllerde, hâkim satış için bir memur görevlendirir. Taşınır ve taşınmaz malların satışı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre yapılır” düzenlemesi gereğince uygulanması gereken, İİK’nın 127. maddesi uyarınca, ilanın birer suretinin borçluya ve alacaklıya ve taşınmazın tapu sicilinde kayıtlı bulunan ilgililerinin tapuda kayıtlı adresleri varsa bu adreslerine tebliğinin zorunlu olduğu-
Şikayetçi borçluya, icra emri gönderilebilmesi için, alacaklı tarafından, takip borçlusuna, kredi sözleşmesinde yazılı ya da ipotek akit tablosunda belirtilen adresine, noter aracılığı ile hesap kat ihtarının gönderilmesi gerekeceği, sözleşmede ya da ipotek akit tablosunda gösterilen adresin değiştirilmesinin, yurt içinde bir adresin noter aracılığı ile krediyi kullanan tarafa bildirilmesi halinde sonuç doğuracağı, yeni adresin bu şekilde bildirilmediği durumlarda, hesap özetinin eski adrese ulaştığı tarihin tebliğ tarihi sayılacağı, öte yandan, İİK'nun 149. maddesinde de; "İcra müdürü, ibraz edilen akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva ettiğini ve alacağın muaccel olduğunu anlarsa, borçluya ve taşınmaz üçüncü şahıs tarafından rehnedilmiş veya taşınmazın mülkiyeti üçüncü şahsa geçmişse ayrıca bunlara birer icra emri gönderir...." hükmünün öngörüldüğü- İhtarnamelere itiraz edilmediği, itiraz edilmeyen hesap özeti içeriğinin, İİK'nun 68/b maddesi gereğince aynı Kanun'un 68/1. maddesinde yazılı belge niteliğini kazandığı ve bu nedenle ihtarnamelerde belirtilen alacak tutarının kesinleştiği-
Haciz tutanağında "borçlunun haczi kabil malının bulunmadığının" ya da "borçlunun borcu karşılayacak yeterli malının bulunmadığının" belirtilmiş olması halinde, bu tutanağın "aciz vesikası" sayılacağı (niteliğinde olacağı)–
Kayıt maliki ile davacının murisinin aynı kişi olduğunun tespitinin istendiği, bu isteğin yeni Tapu Sicil Tüzüğü ile tapu müdürlüklerine verilen düzeltim yetkisinin dışında kaldığı gözetildiğinde, düzeltim için öncelikle tapu müdürlüğüne başvuru şartının eldeki dava bakımından aranmayacağının kabul edilmesi gerekeceği-
Şikayetçi üçüncü kişi şikayet tarihinde taşınmazın maliki olduğundan, taşınmazın üzerindeki haczin kaldırılmasını isteyebileceği, şikayetçinin aktif husumet ehliyetinin bulunduğunun kabulü gerektiği-
Ödeme emri tebliğinin, şikayetçi borçlunun “Vali M. Bey Cad. No:21/A” adresine çıkarıldığının, ancak ödeme emrinin borçlunun tebliğ memuru tarafından tespit edilen adresi olan “Vali M. Bey Cad. No:2/7”de borçluya bizzat tebliğ edildiğinin, ardından kıymet takdiri raporunun ise yine “Vali M. Bey Cad. No:21/A” adresine çıkarıldığının, ancak borçlunun tebliğ memuru tarafından tespit edilen adresi olan “Vali M. Bey Cad. No:2/8” adresine tebliğin yönlendirildiği ve Tebligat Kanunu 21/1 uyarınca muhtara tebliğin yapıldığının, ardından satış ilanının ise yine “Vali M. Bey Cad. No:21/A” adresine çıkarıldığının, ancak borçlunun tebliğ memuru tarafından tespit edilen adresi olan “Vali M. Bey Cad. No:2/9” adresine tebliğin yönlendirildiğinin ve Tebligat Kanunu m. 21/1 uyarınca muhtara tebliğin yapıldığının görüldüğü, tebligat muhatabın bilinen adresine yapılacağından, borçluya çıkarılan ödeme emri tebliğinin “Vali M. Bey Cad. No:2/7”de borçluya bizzat yapıldığı, artık takip dosyasında borçlunun bilinen adresinin bizzat tebliğin yapıldığı adres olduğu, bundan sonraki tebliğlerin bu adrese çıkarılarak Tebligat Kanunu m. 21/1’e göre veya tebligatların iade gelmesi halinde Tebligat Kanunu m. 21/2 uyarınca yapılması gerekirken, satış ilanının tebliği usulsüz olup ihalenin feshine karar verilmesi gerekeceği-
İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.
