Taraflar arasındaki sözleşmede, takip konusu senede açıkça atıf yapılmamış olması halinde, bu senedin “teminat senedi” olduğu kabul edilerek, takibin iptaline karar verilemeyeceği-
Maden Kanunu'nun 40. maddesi uyarınca haczedilmezlik şikayetinin, yalnızca takip borçlusuna tanınmış bir hak olduğu ve takibin tarafı olmayan 3. kişinin bu şikayette bulunmaya hakkı olmayacağı-
“Bonolardan birinin vadesinde ödenmemesi halinde sonraki senetlerin de istenebilir hale geleceğini” öngören sözleşmelerin (muacceliyet sözleşmelerinin) taraflar arasında geçerli olacağı-
Senedin arka yüzünde, ön yüzünde belirtilenden farklı bir borç miktarının belirtilmiş olması halinde, senette bedel yönünden muayyenlik unsuru bulunmadığından, senedin bono niteliğini kaybedeceği—
Somut olayda, borçlunun başvurusu İİK'nun 170. maddesi kapsamında imzaya itiraz niteliğinde olup, kabulü halinde takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken, takibin iptaline hükmedilmesi isabetsiz olduğu-
Taraflarca ileri sürülmediği ve kendisine bildirilmediği halde, mahkemece, eldeki itiraz ve icra dosyasıyla ilgisi bulunmayan Kastamonu 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2013/216 Esas ve 2014/24 Karar sayılı dosyasındaki vekaletnamenin kendiliğinden dikkate alınıp incelenmesinin ve anılan vekaletname esas alınarak söz konusu vekaletnamedeki vekil K.V.'e İİK'nun 68/a-5. maddesinde yazılı meşruhatı taşıyan davetiye tebliğ edilmek suretiyle karar verilmesinin doğru olmadığı-
Kambiyo senedine dayalı olarak icra takibinde bulunabilmek için "yetkili hamil" olmanın olduğu "haklı hamil" olmak gerekmediği; bir kambiyo senedinde önceki cirantalar ya da keşideci adına atılan imzaların sıhhatsiz olmasının, borçlu (ciranta)nın kendi imzasının doğurduğu sorumluluğu ortadan kaldırmayacağı-
Süresi içinde ödeme emrine özürü nedeniyle itiraz edememiş olan borçlunun, İİK. 65’deki süre içinde gecikmiş itirazda bulunabileceği—
Seferden men şeklindeki muhafaza işleminin, geminin haczinin doğal bir sonucu olduğu-
Ticari mümessilin, hem ticari işletme hem esnaf işletmesi için; ticari vekilin ise, sadece ticari işletme için tayin edilebileceği, ticari mümessil, bir işletmenin tüm işlerini idare etmekle görevlendirildiğinden, onun, işletmenin hem olağan hem olağanüstü nitelikteki bütün işleri yapmaya yetkisinin olduğu, buna karşılık genel yetkili ticari vekilin, işletmenin sadece olağan (mutad) işleriyle sınırlı temsil yetkisine sahip olduğu, olağanüstü işlemleri yapabilmesi için, işletme sahibinin özel yetkisine ihtiyaç olduğu, belli bir işin ya da işlemin ifasıyla görevlendirilen sınırlı (özel) yetkili vekillerin sahip oldukları temsil yetkilerinin kapsamının ise, kendilerine bırakılan iş ya da işlemin niteliğine göre belirleneceği, ticari vekilin, özel yetki verilmedikçe tacir adına ödünç alamayacağı, kambiyo taahhütlerinde bulunamayacağı ve davacı veya davalı olarak mahkemelerde taciri temsil edemeyeceği, oysa ticari mümessilin, bu tür işlemleri dahi yapma yetkisine sahip olduğu, ticari mümessilin temsil yetkisinin ticaret siciline tescili gerekirken, ticari vekilin temsil yetkisinin sicile tescil edilemeyeceği- Takip konusu belgenin kambiyo vasfını taşıyabilmesi için ‘senedi düzenleyenin imzasını’ ihtiva etmesinin zorunlu olduğu; anılan maddede sorumluluk için sadece imzadan söz edilmiş olup, birden fazla imzanın bulunmasının koşul olarak kabul edilmemiş olduğu- Öte yandan, bononun ‘düzenleyen bölümü’nde kaşesi bulunan şirketin, bonodan dolayı sorumlu olabilmesi için, düzenleyenin imzasının bulunmasının yeterli olup, bu imzanın, düzenleyen şirketin unvanı ya da kaşesi üzerine atılmasının gerekmediği-
İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.
