Kötü niyetli olmasa da alacaklı tarafından yasadaki boşluktan yararlanılarak bir ilamdaki haklar için ayrı ayrı takip başlatılarak sebepsiz zenginleşmeye neden olacak şekilde fazladan avukatlık ücreti talep edilmesi hakkın kötüye kullanılması olup, bu durumun hukuk düzeni tarafından korunmayacağı-
Artık değere katılma alacağı isteği-
Dördüncü kişiler hakkında iptal kararı verilebilmesi için kötüniyetli olduklarının davacı tarafından ispatlanması, yani bu kişilerin borçlunun durumunu ve amacını bilen veya bilebilecek kişilerden olduğunun ispatlanması gerektiği- Dördüncü kişiler yönünden bedel farkı varlığının iptal nedeni olarak kabul edilemeyeceği- Davalı Dördüncü kişiler delillerin 6183 s. AATUHK m.. 30 değerlendirilmesi; iptal koşullarının, yani kötüniyetlerinin varlığı halinde tasarruf tarihine kadar olan davacının alacak ve ferileri tespit edilerek, bununla sınırlı olarak tasarrufun iptaline ve davacıya haciz ve satış yetkisi tanınmasına, aksi halde yani davalı dördüncü kişiler kötüniyetli olduğu, yani borçlunun durumunu ve amacını bilen veya bilebilecek kişilerden olduğunun ispatlanamadığı takdirde davanın davalı üçüncü kişi yönünden bedele dönüşmesi nedeniyle 6183 s. AATUHK m. 31 gereğince davacının tasarruf tarihine kadar olan alacak ve ferileriyle sınırlı olarak davalıdan devraldığı taşınmaz hissesini elden çıkardığı tarihteki değeri kadar tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği- 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesinde değişiklik yapan 5904 sayılı Yasanın 35. maddesi “6183 sayılı Yasanın uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir” hükmü gereğince maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken nispi vekalet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğu-
Asıl dava, el atmanın önlenmesi; karşı dava, hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa alacak istemine ilişkindir...
İpotekli taşınmazın paraya çevrilmesi yoluyla yapılan icra takibi sonucunda ihale bedelinden dahili davalıya herhangi bir bedelin kalmadığı anlaşıldığından, bölge adliye mahkemesince dahili davalı yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve davacının davayı açmakta haklı olduğu dikkate alınarak, taşınmazın devri işleminde tarafların yerleşim yeri adreslerine göre komşu olmaları, devir işleminin davalıya yapılan dava dilekçesi tebliğinden kısa bir süre sonra yapılmış olması, taşınmazın ipotekli haliyle temlik alınması, dahili davalının da ticaretle uğraşması gibi nedenler değerlendirildiğinde dahili davalının iyiniyetli kabul edilemeyeceği, bu nedenle yargılama giderlerinden sorumluluğuna gidilmesi gerektiği-
Vakıaların hukuki nitelendirmesi hakime ait olduğundan, aliud iddiasında açıkça bulunulmamış olması hâlinde dahi mahkeme şartları varsa aliud şeklindeki nitelendirmeyi kendisinin yapması gerektiği- İkinci sınıf kereste yerine üçüncü sınıf kereste verilmesinin aliud sayılacağı-
Sunulan süre tutum dilekçesinde herhangi bir istinaf sebebi ileri sürülmediği, gerekçeli istinaf dilekçesi de yasal süresi içerisinde verilmediği, verilen kararda kamu düzenine aykırılık teşkil eden bir hatanın yapılmadığı belirtilerek, şikayetçi borçlu vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesinin yerinde olduğu-
11. HD. 08.02.2023 T. E: 2021/4856, K: 692
Hacizde tertip ilkesi kapsamında borçlunun mevduatı üzerindeki hacizlerin satımı ve paraya çevrilmesi daha kolay olduğundan taşınmaz mallar üzerindeki haczin mevcudiyeti ileri sürülerek haciz talebinin reddinin usul ve yasaya uygun olmadığı, çünkü mevduat üzerine haciz konulması halinde alacaklı alacağını daha hızlı ve daha kolay şekilde tahsil edebileceği, oysa ki taşınmaz üzerinde bulunan haciz nedeniyle alacaklının satış talebi, kıymet taktiri, ihale, ihalenin feshi vb. aşamalarla uğraşmak zorunda kalacağı, bu husus hem dosyada fazla ve gereksiz masraf yapılmasını gerektirecek hem de alacaklının alacağını geç almasına sebebiyet vereceği, icra müdürlüğünün, alacaklının talebi ile borçluya ait malvarlığı üzerine haciz koymak zorunda olduğu, ancak borçlunun, haczedilmezlik şikayeti ya da taşkın haciz şikayeti ile icra mahkemesine başvurabileceği, bu konuda ispat yükünün ise borçluya düşmekte olduğu, haczedilen menkullerin İİK'nın 82/1 maddesi uyarınca devlet malı olduğunu, Belediye Kanunu gereğince fiilen kamu hizmetinde kullanıldığını ve haczedilemeyeceğini ya da hacizlerin taşkın haciz olduğunun borçlu belediyece ispatlanması gerektiği mahkemenin vaka ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığı-

İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.