Dosya içerisinde mevcut 11.02.2010 tarihli kredi sözleşmesinde davalı borçlu (B) Ltd. Şti.'nin kefil olarak imza attığı görüldüğünden, bilirkişilerden alınan 29.01.2019 tarihli raporda 11.02.2010 tarihli krediden sonra alınan kredilerin limit artışı ve / veya değişen kanun maddeleri nedeniyle yenileme şeklinde alındığı belirtildiğinden, borcun 11.02.2010 tarihinde yani 14.06.2011 tarihli tasarruf işleminden önce doğduğunun kabulü ile işin esasına girilerek, taraf delilleri toplandıktan sonra karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi gerekeceği-
İcra mahkemesince, icra müdürlüğünün İİK 97/1'e ilişkin talebi üzerine vereceği kararın “takibin devamına veya taliki” olduğu, başka bir karar verilemeyeceği- İcra mahkemesinin İİK.nın 97. maddesinin yerine 99. maddenin uygulanıp, uygulanmayacağını takibin taraflarının ya da 3. kişinin şikayeti üzerini değerlendirebileceği-
8. HD. 24.09.2013 T. E: 7638, K: 13152-
3.kişinin İİK'nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına-
Borçlunun hesabına 29.03.2013 tarihinde haciz konulduğu, haciz tarihi itibariyle 6111 sayılı Yasa'nın Geçici 2. maddesi iptal edildiğinden ve o tarih itibariyle yürürlükte olan 5999 sayılı Kanun'un Geçici 6. maddesine göre alacağın doğumuna sebep olan idare eyleminin 1983 yılından öncesine ait olduğuna ilişkin iddia ve bilgi bulunmadığından kamulaştırmasız el atmaya ilişkin eylemin 1983 yılından sonra olduğunun kabulünün gerekeceği, bu durumda, haciz tarihindeki uygulamaya göre, borçlu idarenin haczi kabil mal varlığı üzerine haciz konulmasının mümkün olduğu-
Dava şartlarının, davanın açıldığı tarihten hükmün kurulduğu tarihe kadar aynen bulunması temel bir kural olduğu, hâkimin davanın başında dava şartlarının mevcut bulunup bulunmadığını kendiliğinden (re'sen) araştırmak zorunda olduğu, bir dava şartının bulunmadığını tesbit etmesi halinde işin esasına girmeden davayı usul yönünden red etmesi gerektiği, ancak bu yön ihmal edilmiş ve işin esasına girilmiş olması halinde, dava görülmekte iken başlangıçta noksan bulunan dava şartı da gerçekleşmiş ise artık davanın, usulden red edilmeyip esastan tetkikle çözüme ulaştırılması gerektiği-
Nafaka alacaklarının doğum tarihinin, nafaka davasının açıldığı tarih olduğu-
Borcun doğumunun haksız fiil tarihi olduğu ve iptali istenen tasarrufun borcun doğumundan sonra gerçekleştiği- Davalı üçüncü kişinin, davalı borçlunun kardeşi olduğu, davalı borçlunun borcun doğumundan sonra adına kayıtlı bulunan dava konusu taşınmazları, diğer davalı kardeşi ve eniştesine temlik ettiği, taşınmazları devralan davalıların, borçlu davalının durumunu ve kastını bilecek kişilerden olduğu, yapılan tasarrufun muvazaalı olduğu ve anılan tasarrufun TBK'nın 19. ile İİK'nın 277 ve devamı maddeleri uyarınca iptale tabi bulunduğu, yapılan işlemlerin sırf alacaklıyı zarara uğratmak ve alacağın tahsilini engellemeye yönelik bulunduğu- Davalı üçüncü kişi kardeşin, taşınmazları devraldıktan sonra ve dava tarihinden önce dava dışı 4. kişiye, davalı üçüncü kişi eniştenin de taşınmazı dava tarihinde sonra dava dışı 4. kişiye devrettiği- Dava tarihinden önce devredilen taşınmazlar yönünden davalı 3. kişilerden tazminat isteminin TBK m. 19 gereğince açılan dava yönünden mümkün olmadığı- İİK m. 277 vd. gereğince açılan dava yönünden ise İİK m. 283/2 uyarınca, üçüncü şahıs hakkında nakden tazminata hükmedilmesinin mümkün olduğu- Dava tarihinden sonra devredilen taşınmaz yönünden ise davacının yargılama sırasında davasını bedele dönüştürdüğüne dair beyan dilekçesi sunduğu, TBK m. 19. uyarınca açılan davada dava tarihinden sonra devredilen taşınmaz yönünden HMK'nın 125. maddesi uygulanmak suretiyle bedele dönüşme halinin mümkün olduğu, İİK m. 277 vd.na dayalı dava yönünden de İİK m. 283/2 gereği davanın bedel dönüştüğü, buna göre davalı 3. kişilerin tasarrufa konu malı elden çıkardıkları tarihteki gerçek değeri ile ve borç miktarı ile sınırlı olarak nakden tazmin ile sorumlu tutulmalarının yerinde olduğu-
Dava konusu taşınmazın tapudaki satış bedeli ile bilirkişi tarafından belirlenen rayiç değeri arasında misli fark bulunmamasına, davalılar arasında akrabalık, yakın arkadaşlık sosyal ve hukuki ilişki olduğunun, yani davalı ...’in İİK’nun 280/1 maddesi kapsamında kötüniyetli olduğunun davacı tarafından ispatlanamaması nedeniyle davanın reddinde bir isabetsizlik bulunmadığı-
Şirket (işletme) devrine ilişkin sözleşmenin iptalinin istenmiş olması halinde, İİK. 280/son'da öngörülen yazılı bildirim veya ilanın yapıldığı iddia ve isbat edilmedikçe davanın kabulü gerekeceği-

İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.