Boşanma davasında lehine hükmedilen ve tahsil edemediğini iddia ettiği nafaka, maddi ve manevi tazminat vs. hakları yönünden eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu ve bu nedenle davacının dava ve taraf ehliyetine sahip olduğu- Yerel mahkemenin, davacının muvazaa hukuksal nedenine dayalı senet iptali talebini gözardı ederek yazılı şekilde karar vermesinin isabetli olmadığı-
Mahkemece davacı 3. kişi tarafa takip borçlusunu davaya dahil etmesi için HMK. mad. 119 uyarınca tensibin tebliğinden itibaren 1 haftalık kesin süre verilmişse de, davacı tarafa verilen kesin süreye uyulmaması durumunda ''mevcut taraf ve delil durumuna göre yargılamanın sürdürüleceği" ihtaratı yapıldığı halde, süreye uymayan davacı taraf aleyhine ihtarata aykırı olarak davanın reddine kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu-
Haciz tarihi itibariyle taşınmaz malikinin şikâyetçi üçüncü kişi olduğu, bu taşınmaz üzerinde ilerde borçlu lehine doğacak bir hakkın haczi mümkün olmadığı, borçlu ile şikâyetçinin düzenlediği kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı olarak, ileride koşullar tahakkuk ettiği taktirde, borçlu adına tescili yapılacak yer için haciz konulması usulsüz olduğu, şikâyetçinin tapu kaydı malikin olması nedeniyle şikâyette hukuki yararı bulunduğu mahkemece, şikâyetin kabulü ile hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesi isabetli olduğu-
K. taktirine itiraz ve satışın durdurulması istemi üzerine icra mahkemesince verilen kararların kesin nitelikte olduğu- Meskeniyet şikayeti üzerine icra mahkemesince verilen kararın temyizi kabil olduğu-
İstihkak davasına bakan icra mahkemesinin (tetkik merciinin) «dava konusu hacizli malın satışının durdurulmasına» karar verebileceği–
Mali yönden ödeme güçlüğü içinde bulunan borçlu bakımından çok kere büyük bir meblağ teşkil eden hakediş bedellerinin, alacaklı bankalar tarafından mahsup edilerek kendi alacaklarını tahsil etmelerinin, borçlarını ödemek suretiyle alacaklıların iflas tasfiyesine göre daha iyi bir şekilde ve eşit koşullar altında tatmin etmeye yönelik konkordato ile ulaşılması öngörülen hedefe uygun düşmeyeceği- İİK. mad. 287 uyarınca, mahkemenin borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alacağı- Borçlu şirketlerin kendi hesaplarına , geçici mühletin ilan tarihi ve sonrasında gelecek olan hakediş bedellerinin ve alacaklarının bankalar tarafından kendi alacaklarına mahsup edilmemesi yönünde, hakediş bedellerinin ve alacaklarının konkordato projesi çerçevesinde ve konkordato komiseri denetiminde kullanımının sağlanması için ihtiyati tedbir kararı verilmesinin konkordatonun amacına uygun düşeceği- Borçlu şirketlerin aynı ek tedbir talebindeki , paraların başka hesaplara yatırılmasına yönelik istemi yönünden haklılığını gerektirir bir durumun mevcudiyeti ve ihtiyati tedbir şartlarının ise oluşmadığı-
Mehil belgesi alınmak üzere yatırılan nakit teminatın nemalandırılamayacağına ilişkin bir yasal düzenleme bulunmadığı, Harçlar Kanunu'nun 36. maddesinin 1. fıkrasının ilk derece mahkemesinin karar tarihinden sonra Anayasa Mahkemesinin kararı ile iptal edilmiş olduğu - Söz konusu paranın nemalandırılmasının borçlu ve alacaklının menfaatine uygun olması karşısında verilen iptal kararının henüz kesinleşmemiş eldeki şikayet yönünden de uygulanarak icra müdürlüğünce teminatın nemalandırılmasına karar verilmesi gerektiği- İstinaf incelemesine konu kararın, İİK'nın 36. maddesi uyarınca tehiri icra teminatının nemalandırılması talebinin reddine ilişkin memur işlemini şikayete ilişkin olduğu- İİK'nın 363. maddesinde sayılan kesin nitelikte kararlardan olduğu HMK'nın 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu anlaşıldığı- Davacı vekilinin kesin hükme yönelik istinaf başvurusunun reddinin gerektiği-
Davadan önce davacı aleyhine icra takibi başlatıldığı ve davacının borçlu olup olmadığı hususu yargılamayı gerektirip gerektirmediği ve yerel mahkemece verilen ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olup olmadığı-
Satışın durdurulması kararının kaldırılıp satışın devamına karar verilmesi üzerine icra müdürlüğünün yeniden satış günü belirlenmeden yaptığı ihalede, satışın durdurulma kararı talep ve tâlibi etkilediğinden ihalenin feshi sebebini oluşturduğu ayrıca ispatının gerekmediği- K. takdirinin yapıldığı tarih ile satış tarihi arasında iki yıldan fazla sürenin geçtiği anlaşıldığından ihalenin feshine karar verilmesi gerektiği-
Borçlu tarafça, dilekçe ile icra müdürlüğüne başvurarak satışın durdurulması talebinde bulunduğu anlaşıldığından, satış gününden makul süre önce satış öğrenilmiş olduğunun sabit olduğu, bu durumda salt tebliğ işleminin usulsüzlüğü nedeniyle ihalenin feshine karar verilemeyeceği-

İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.