Kooperatif hissesinin devrine yönelik işlemin iptali isteğinin, değer ölçüsüne göre (nispi) harca tabi olduğu, nispi harçlarda karar ve ilam harcının dörtte birinin işlem yapılmadan önce peşin ödeneceği-
Tapu iptali ve tescil davası-
Geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemi-
Dava, limited şirket pay devrinin iptali talebine ilişkindir. İlk noter sözleşmesinde yeminli tercüman bulunduğu, bu dava işlemleri için avukata verilen vekaletname sözleşmesinin noterde yine yeminli tercüman eşliğinde yapılmış olduğu ve fakat dava konusu işlemin noter senedinde tercüman olmadığı, yapılan sözleşmelerin tarih aralıklarına bakıldığında davacının karmaşık hukuki ilişkileri ve terminolojiyi anlayabilecek kadar Türkçeye vakıf olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, yeminli tercüman bulunmamasının davacının hissesini yeniden davalıya devir ettiği yönünde irade beyanında bulunup bulunmadığı hususunda tereddüt yarattığı gözetilerek davalının devir bedeline ilişkin ödeme makbuzu ve sair yazılı belge sunamadığı takdirde gerektiğinde taraflara yemin delili de hatırlatılmak kaydıyla, sonucuna göre karar vermek gerektiği-
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdatı istemine ilişkindir...
Davalı tarafın, hisse satış sözleşmesi uyarınca, davacı tarafça davalının sorumlu olduğu döneme ilişkin açılan dava sonucu yapılan ödemenin 54.670,17 TL ve 247,45 TL onama ilamı harcı olmak üzere toplam 54.917,62 TL'lik kısmından sorumlu olduğu-
Tapu iptali ve tescil davası-
12. HD. 01.11.2023 T. E: 2283, K: 6940
Tasarrufun iptali davalarında; alacaklı davacının alacağının gerçek olması, kesinleşmiş bir icra takibi bulunması, alacaklının İİK.'nın 105. veya 143. maddesi uyarınca kat’i veya geçici aciz belgesi sunması, tasarrufun borcun doğumundan sonra yapılmış olmasının dava ön şartlarından olduğu-
Davalıların eyleminin haksız fiil niteliğinde olduğu, süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunulduğu, işbu davada zamanaşımı yönünden davacı lehine usuli kazanılmış hak bulunmadığı, cezanın üst sınırına göre ceza zamanaşımı süresinin 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve 104 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 5 yıl, uzamış zamanaşımı süresinin ise 7,5 yıl olduğu, davacının 2000 yılında davalı şirkete para yatırdığı buna karşın eldeki davanın 2013 yılında 7,5 yıllık zamanaşımı süresinden sonra açıldığı gözetilerek Mahkemece zamanaşımı sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.
