İhalenin feshi talebinin reddine karar verilmesi halinde Mahkeme davacıyı feshi istenen ihale bedelinin yüzde onu oranında para cezasına mahkum edeceği, konut finansmanından doğan alacaklar ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığının rehinle temin edilmiş olan alacakların takibinde söz konusu para cezasının oranının yüzde yirmi olmasının gerekeceği-
Temyiz ilamında yer alan açıklamalara göre 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440.maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin reddi gerekeceği-
Para cezasına, doğrudan doğruya ihalenin feshi istemiyle icra mahkemesine başvurulması sonucunda (bu istemin red edilmesi halinde) hükmedilebileceği—
Sanığın CMK.’nun 195 ve İİK.’nun 349. maddeleri uyarınca “duruşmaya gelmediği takdirde yokluğunda yargılama yapılacağına” ilişkin açıklamayı içerir şerh bulunmayan davetiye tebliğinin geçerli sayılamayacağı-
Mahkemece, tanık beyanları esas alınarak "eczacının gerekli kimlik kontrollerini yapmadan ilaçları teslim etmesinin kusurlu davranış olduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, kurumca yapılan denetimde cezalar herbir hasta ve her bir eylem için ayrı ayrı kesilmiş ve duruşmada dinlenen tanıklardan bir kısmı imzayı inkar edip ilaçları teslim aldıklarını kabul ettiklerine göre bu hususların (eczacı, hukukçu ve mali işlerden anlayan uzmandan oluşan) bilirkişilerden rapor alınarak mahkemece her bir hasta için ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği-
İcra müdürlüğünce Türkiye genelinde yayımlanan bir gazetede satış ilanının yayınlanmasına karar verildiği halde, satışın, bu karar gereği yerine getirilmeden, yerel ilanı ile yetinilerek yapılması usulsüz olduğu gibi satışa yalnızca ihale alıcısının katıldığı göz önünde bulundurulduğunda anılan eksikliğin ihaleye katılımı olumsuz etkilediğinin de anlaşıldığından ihalenin feshine karar verilmesi gerektiği-
Alacaklının takip dosyasına konu olan alacağına ilişkin olarak genel mahkemede açtığı alacak davası kabul edildiği ve bu karar kesinleştiğine göre, alacaklının senetleri takibe koymasında kötü niyetli veya ağır kusurlu bulunduğu kabul edilemeyeceği- Yine genel mahkemede açılan bu alacak davası kabul edildiğine göre yukarıda belirtilen yasal düzenleme uyarınca alacaklı aleyhine hükmedilen para cezasının kaldırılması gerekeceği- Bu durumda alacaklı aleyhine tazminata ve para cezasına hükmedilmesinin isabetsiz olduğu-
Tarafların (sanıkların) boşanmış olmalarına rağmen aynı evde yaşamaya devam edip etmediklerinin zabıta araştırması yapılarak araştırılması, boşanmalarının muvazaalı olup olmadığının belirlenerek, varılacak bir sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
İİK. 164 uyarınca, ticaret mahkemesince verilen iflas davası sonucundaki karara karşı kanun yoluna başvurma süresinin on gün olduğu-
İflasın ertelenmesi halinde uygulanacak olan tedbirlerin genel olarak İİK.’nun 179/a maddesinde gösterilmiş olduğu, bu tedbirlerin alacaklıların ve üçüncü kişilerin maddi hukuktan doğan talep ve def’i haklarını kısıtlamayacak ölçüde olması gerektiği, bu nedenle mahkemece maddi hukuk alanında sonuçlar doğuracak muhafaza tedbirlerine hükmedilmemesi gerekeceği, alacaklıların alacaklarını tahsil amacıyla kullanabilecekleri takas, mahsup ve hapis gibi hukuki işlemlerin durdurulmasının mevcut düzenlemeye uygun düşmeyeceği, alacaklıları kötüniyetli işlemlerden korumak için iflasta takası kısıtlayan İİK.’nun 200 ve 201. maddelerinin iflasın ertelenmesinde de uygulanması gerekeceği-

İpucu: Bu sayfada "etiketlenmiş" içerikleri görüntülemektesiniz. Arama sonucu sayfasında daha fazla sonuca erişebilirsiniz. İlgili kavramı tüm sitede aratmak ve bu sonuçları görüntülemek için lütfen tıklayın.